1978 yılında, şimdiki Bülent Ecevit Üniversitesi´nin başlangıcını oluşturan Zonguldak Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi´nde görev yaptığım günlerden birinde, bir gün, o yıllarda Ereğli Kömürleri İşletmesi (EKİ) olarak anılan bugünkü Türkiye Taşkömürü Kurumu´nun (TTK) Merkez Atölyesi´nde çalışan makine mühendisi bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim. "Atölye" dediysem, o yıllarda iki bin beş yüz-üç bin kişinin çalıştığı Maden Makineleri Fabrikası´ydı. (Şimdilerde herhalde atölye haline gelmiştir!)



Kurumda 50-55 bin işçinin çalıştığı; (Sadece bayrağı olmayan, EKİ Özerk Sosyalist Cumhuriyeti döneminde!), kurumun atölyesi de fabrika büyüklüğünde oluyordu. Ziyaretim esnasında, arkadaşımın odasında, bir köşede, en az 60-70 yıllık olduğunu bildiğim ilk nesilden bir topografya (arazi ölçme) aleti gözüme ilişmişti.



Arkadaşıma, "Ya Refik (Karabastık), sen Makine Mühendisi değil misin? Odanda arazi ölçme (topoğrafya) aletinin işi ne?" diye sormuştum. O da, "Ya bir işletmeden geldi. Getiren arkadaş, bölgedeki mühendis arkadaşlara pirinç (bakır+çinko alışımı) malzemesinden masa üstü isimlik yapılması için getirmiş" cevabını vermişti. Anlaşılan, yıllarca yerin yüzlerce metre derinliklerindeki galerilerin, dehlizlerin ölçülmesinde, planlarının yapılmasında hizmet verdikten sonra, kullanım dışı olmuş, şimdi de fırında eritilip malzemesinden yararlanılacak, masalarda isimlik olacaktı.



Yapılan çok üzücü bir vefasızlık ve kıymet bilmezlik örneğiydi. Yıllarca; zarar görmemesi, çok hassas olan ayarlarının bozulmaması için kullanıcılarının kucağında bebek gibi itina ile taşındıktan ve bakıldıktan sonra, şimdi fırına eritilmeye atılıyordu. Oysa onun görevi henüz bitmemiş olmalıydı. Daha kullanışlı (elektronik) olanları çıktığı için kullanım dışı kalmış, emekliye ayrılmıştı. (İnsanlara da, niteliğine, birikimine bakılmaksızın "Kullanım süren doldu, haydi garaja, hurdalığa" denildiği gibi, ona da "haydi hurdalığa, ardından da fırına" deniliyordu!)



Bu aletler, 80-100 yıl önce, 10-12 santimetre çapındaki bir metal dairenin çevresinin 4 milyonda biri olan bir derece saniyelik açıların ölçülebildiği, zamanının teknoloji harikası; aynı zamanda el yapımı mükemmel sanat eserleriydi. Geçmişi, günümüze ve geleceğe taşımada çok mükemmel antika köprüler olabilirdi.



Burada da ülkemizde, her alandaki tarihi ve kültürel varlıklarımıza gösterilen hoyrat davranışın, bilinçsizliğin bir örneği yaşanıyordu. Kusur, kabahat sadece onun gibi değerleri fırına, hurdaya gönderenlerde değil, hepimizdeydi. Bu antika değeri, (daha önceleri de yapıldığı anlaşılan) eritilip masalara isimlik olmaktan kurtarmak için yaptığım girişim sonuçsuz kalmıştı. Ancak bu üzücü olay, bende yeni bir düşünceye yol açmıştı.



160 yıllık bir geçmişe sahip olan EKİ (TTK), diğer alanlarda olduğu gibi, meslek disiplinimiz olan harita mühendisliği ve maden topografyası ile ilgili olarak da birçok cihaz, alet, harita, plan, padişah fermanı gibi tarihi ve kültürel değeri olan büyük bir birikime sahipti.



Acaba, Kurumun sahip olduğu kullanım dışı olmuş, bir kenara atılmış, unutulmuş, maden topografyası ve arazi ölçmeleri ile ilgili eski ölçme alet ve araçlarını; eski harita, plan gibi bugün için kullanım değeri bulunmayan; ancak tarihi ve kültürel değeri olan varlıkları Zonguldak Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Maden Mühendisliği Bölümü´nde oluşturduğum, (Bugünkü GeoMATİK(!) Mühendisliği Bölümü´nün başlangıcını oluşturan) Topografya (Ölçme) Laboratuarı´na kazandırabilir miydim?



Bu düşüncemi, o yıllarda kurumda görev yapan değerli meslektaşlarıma ve kurumun diğer ilgililerine ilettim. Onlardan da bu konuda yakın ilgi ve destek gördüm. Bu arada, 1924 yılında açılan ve çeşitli süreçlerden sonra, 1959 yılında kapanan Zonguldak Maden Mühendis Mektebi´ne ait maden topografyası alet ve araçlarının da (Bir gün fırına gönderilmek üzere!) EKİ´de bir köşeye atılmış olduğu da ortaya çıkmıştı.



Kapanan okula ait bu ölçme alet ve araçlarının alınması ve EKİ´den de, hizmet dışı olmuş birçok alet, harita, plan vs.´nin (güvene dayalı iyi ilişkilerle) sağlanması ile Akademideki Topografya Laboratuarı´nda, kısa sürede, epeyce bir birikim oluşmuştu. Bu birikim, daha sonraki yıllarda, yine kömür işletmelerinden ve başta Karayolları Genel Müdürlüğü olmak üzere diğer kurumlardan ve kanallardan kazanılan eski ölçme alet ve araçları, harita, plan, mesleki kitap vs. ile daha da artmıştı.



Bu değerli nesneleri, 1994 yılında ZKÜ´de açılan Harita (Jeodezi ve Fotogrametri) Mühendisliği Bölümümüzde, "Maden Topografyası Müzesi" olarak adlandırdığımız çok mütevazı bir mekânda sergilemeye başladık. Daha sonra da, bu nesnelerin eğitim-öğretim için daha yararlı olması, korunmasına katkı sağlanması, bölümümüzü ve üniversitemizi ziyaret edenlere bir anı olarak takdim edilmesi gibi amaçlarla, 2009 yılında tarafımızdan bir kataloğu da hazırlanmış, ancak kayıt altına alınması, zimmete bağlanması sağlanamamıştı.



Burada, çok dar bir kadronun 35 yıl süren özverili bir emeğinin ürünü olan oluşumun bir bölümünü yansıtan bu kataloğun kapak ve iç sayfalarından birer örnek ile dönemin rektörü ve tarafımdan yazılan önsöz yazıları verilmektedir.



Kayıp ve tahrip olması durumunda yerine yenilerinin konulması mümkün olamayan, tarihi ve kültürel değerlere sahip bu ve her alandaki değerlerimizin özenle korunması ve daha da zenginleştirilerek gelecek nesillere taşınması; bu arada madencilikle özdeş olan Zonguldak´ta bu tür tarihi ve kültürel değerler için açılması gündemde olan "Maden Müzesi"nin biran önce açılması en büyük dileğimizdir.