"Kurultay´ın gizli kodları"başlıklı yazısında kurultay sonucuyla ilgili diyor ki
Barış Yarkadaş:
"Kılıçdaroğlu, ortaya koyduğu
listeyle uyarıları ciddiye aldığını gösterdi ve yüzünü örgüte çevirdi."
Yarkadaş devam ediyor:
"Neyse ki; korktuğum olmadı...
Kılıçdaroğlu, bir gün önce yapılan genel
başkanlık seçiminden gerekli mesajı aldığını gösterdi.
Evet, Kılıçdaroğlu´nun listesi salona
geldiğinde, herhangi bir itiraz sesi yükselmedi.
Olumsuz bir hava oluşmadı.
Çünkü; listede yer alan 60 kişiden 54´ü,
bizzat örgütün temsilcileriydi.
Ve liste, bölgesel dengeleri de dikkate
alarak, Türkiye´nin her yerinden temsilcileri içinde barındırıyordu.
Örneğin, Amasya İl Başkan Yardımcısı
Serpil Öztürk de vardı listede, Kadın Kolları eski MYK Üyesi, Sinema Oyuncuları
Sendikası´nın Avukatı Sera Kadıgil de...
Keza aynı listede Cumhuriyetçi Kadınlar
Derneği´nin Avukatı -insan hakları savunucusu, aydınlanma savaşçısı- 40 yıllık
CHP´li Şenal Sarıhan da yer bulmuştu, Sivas´ta katledilen şair Metin Altıok´un
kızı, CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok da...
Yine aynı listede, Kılıçdaroğlu kotayı da
aşarak yedi gence yer verdi.
Bilecik Gençlik Kolları´nın emektar
Başkanı Didem Gültekin´in yanı sıra, CHP Diyarbakır Üyesi İrfan Önal da PM´de
yer buldu kendisine...
Listenin son hali önüme geldiğinde, şöyle
hızlıca bir göz attım ve listede yer alan isimlerin neredeyse tamamını yakından
tanıdığımı gördüm.
Sıcağı sıcağına analiz yapmak yerine,
hemen delegelerin yoğunlaştığı salona gittim.
Delegelerin memnuniyeti gözlerinden
belliydi."
Devam ediyor:
"Bir kere; yeni PM listesinin´sosyal
demokrat´ve´Atatürkçü´isimlerden oluştuğunu; merkez sağı da içinde
barındırmasının yanı sıra,´parti-örgüt içi dengeleri gözettiği´ni
söylemek gerekir. Bu liste, CHP´nin yeni dönemde hangi rotayı izleyeceğini de
göstermiştir.
Listeye oy veren delege, tabanın isteği
üzerine CHP´nin rotasını da belirlemiştir.
Kılıçdaroğlu da ortaya koyduğu
seçeneklerle, artık´örgüt ağırlıklı´çalışacağını göstermiştir.
Bunların hepsi olumlu gelişmelerdir ve
CHP´ye gönül verenler açısından umutların yenilenmesini sağlamıştır.
Keza; ben Ankara´dan bu duyguyla döndüm.
Katıldığım yayınlarda da bu duygumu ifade
ettim..
Peki, CHP delegesi hangi rotayı çizmiş,
hangi mesajı vermiştir?
Aslında her şey çok açık ve basit...
Bakın, CHP delegesi,´dışarıda aranan
mucize´nin aslında içeride ve çok yakınımızda olduğunu göstermiştir.
Emekli Müftü, Beyoğlu ve Üsküdar Belediye
Başkan Adayı, CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes´in seçimlerde birinci
sıraya oturması, ana muhalefet partisine yönelik oluşturulmaya çalışılan´dinsiz
partisi´algısını kırmakta önemli bir etkin olmuştur."
Yarkadaş´ın yazısının en önemli bölümü ise
şöyle:
"Sandık sonuçları, Kılıçdaroğlu´nun
yeni dönemde nasıl davranması gerektiğini tartışmasız bir şekilde ortaya
koymuştur.
Kılıçdaroğlu, tabanının taleplerini
politik söylemlere çevirmeli ve yeni bir sinerji yaratmalıdır.
PM listesi, bunu yapabilecek fırsatı
vermiştir.
Yeni PM listesi, uyumlu bir çalışma
olanağı yaratacaktır.
Az önce de dediğim gibi; ben bu listeyi
beğendim ve yeniden umutlandım...
Ankara´dan da bu duygularla döndüm...
Kılıçdaroğlu CHP´yi yeniden iktidar
hedefine odaklamalıdır.
Görülüyor ki; mevcut koşullar, CHP´yi en
azından iktidar ortağı haline getirecektir.
CHP kendisini buna göre
hazırlamalıdır."
Yazı daha çok uzun...
Barış Yarkadaş, çok iyimser bir yazı
kaleme almış.
Biraz fazla iyimser...
Pek çok tespitine katılmamak mümkün değil.
Temennileri her ne kadar doğru olsa da,
CHP´nin, Kılıçdaroğlu´nun ve ekibinin asıl sorunu o temennileri
uygulayamamakta...
İşte Zonguldak...
Hiç de Kılıçdaroğlu´nun istemediği,
istemeyeceği şekilde yönetiliyor.
Kılıçdaroğlu gerçekten mesajı aldıysa,
CHP´yi temsil etmekten aciz yöneticilerden kurtulmakla işe başlamalı.
Kentten, memleketten, olaylardan bihaber,
sorumsuz, tembel, sıkışınca Atatürk´e sarılan isimleri yönetimlerden
temizlemekle başlamalı.
Ne demişti kurultayda?
"CHP elitist bir parti diyorlar.
Elitlere saygım var, aydındır.
Ama bir elitistler var. Rakı sofralarında
Türkiye´yi kurtarırlar.Bunlardan partiyi temizleyeceğim.
Bunu herkes iyi bilsin.
Bana çalışan adam lazım, rakı sofralarında
konuşan adam değil."
Kılıçdarooğlu´nun bu sözleri özellikle
bazı sosyal demokrat akşamcıları kızdırmış.
Söylem belki kaba, ama gerçek bu...
Mesele, kimsenin rakısı-şarabı değil.
Mesele, bir anlayışı değiştirmek...
Değişir mi?
Bakın Zonguldak´a.
Hangi CHP´liler, gerçekten partilerine
olan güveni arttırmak için kendilerini insanlara, emeğe, hizmete adıyor?
Hangi CHP´liler, partiyi ve partilileri,
belediye başkanlarını rakı sofralarından, çekeklerden yönetiyor?
Hangi CHP´liler, CHP´li belediyeler
partilerini ve kenti aklın, bilimin, vicdanın ışığında yönetebiliyor?
Bunlara bakınca, aslında tabandan tavana
nasıl bir değişime ihtiyaç olduğu yeterince anlaşılabilir.
Köktürk, Kılıçdaroğlu´nu çizdi!
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk, 5-6 Eylül 2014 tarihlerinde gerçekleştirilen
CHP 18´inci Olağanüstü Kurultayı´nı değerlendirmiş.
Son dönem Zonguldak örgütlerini birbirine
düşüren adam olarak anılanve Genel Merkez tarafından da tepki çeken Köktürk,
Mehmet Haberal´ın çabalarına rağmen Kemal Kılıçdaroğlu tarafından anahtar
listeye alınmamıştı.
Açıklamaya bakılırsa, Köktürk,
Kılıçdaroğlu´nu çizmiş!
Oysa Kılıçdaroğlu, Köktürk´ü çoktan
çizmişti.
Köktürk´ün düştüğü durum satır aralarında
net anlaşılıyor.
"30 Mart 2014 yerel seçimlerinde il
belediyesi de dahil; 12 belediye başkanlığını kazandırarak partimizin yüzünü
güldüren Zonguldak´ımızın; CHP Parti Meclisi´nde yerini alması için CHP Genel
Merkezimize imzalarıyla talep ve istekte bulunan"sözleriyle CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu´na yönelik
tavrı da dikkat çekiyor.
Diyor ki:
"Eyyy Kılıçdaroğlu, il belediyesi de
dahil; 12 belediye başkanlığını kazandırarak partimizin yüzünü güldürdüm. Ama
sen benim yüzümü güldürmedin. Zaten sıkıntılarım vardı. Beni hepten sıkıntıya
soktun."
Köktürk´ün açıklamasında Kılıçdaroğlu
ismini telaffuz etmemesi de dikkat çeken başka bir ayrıntı oldu.
Kemal Kılıçdaroğlu da, bu açıklamayı
sanırım dikkate alacaktır.