Siyasette; bazen seçim sonuçları değil, istifalar tarih yazar.
Zonguldak'ta, CHP'nin son günlerde yaşadığı tablo bunu gösteriyor.
"Mutlak butlan" tartışmalarıyla başlayan süreç; görevden almalar, ihraç iddiaları ve peş peşe gelen istifalarla bambaşka bir noktaya evrildi. Parti içerisinde yaşanan kırılma, artık sadece bir yönetim değişikliği değil, bir güven krizine dönüştü.
İl Başkanı Devrim Dural ve ekibi, görevden alma kararını tanımadıklarını açıklarken, kendilerini seçen örgütün iradesine sahip çıktıklarını savundular.
Belediye Başkanı Tahsin Erdem'in de, "Muhatabım, seçilmiş İl Başkanı Devrim Dural'dır" sözleri,
tartışmanın yalnızca parti binasıyla sınırlı olmadığını ortaya koydu.
Asıl dikkat çeken ise, ardı ardına gelen istifalar...
Siyasette insanlar; bazen koltuk için kalır, bazen de ilkeleri için gider.
Zonguldak'ta yaşanan istifaların gerekçesi ne olursa olsun, ortada inkar edilemeyecek bir gerçek var. İnsanlar, artık sessiz kalmak yerine tavır koymayı tercih ediyor.
Bir partiyi güçlü yapan, yalnızca seçim kazanması değildir.
Farklı düşünceleri aynı çatı altında tutunabilmesidir.
Eğer her itirazın sonu ihraç, her farklı sesin karşılığı tasfiye olursa, geriye tek ses kalır.
Tek ses ise; demokrasi değil, yalnızlıktır.
CHP'nin Zonguldak örgütü yıllar sonra önemli bir seçim başarısı elde etti.
Ancak bugün konuşulan başarı değil; istifalar, görevden almalar ve parti içindeki ayrışma...
Biraz hüzün, biraz kafa karışıklığı, biraz şaşkınlık...
Siyaset, rakiplerini yenmek kadar kendi evini ayakta tutabilme sanatıdır.
Çünkü bazen en büyük kayıp; seçim sandığında değil, teşkilat binasının kapısından çıkan insanlarla yaşanır.
Ve unutulmamalıdır...
Bir partiyi dışarıdan gelen fırtınalar değil, içerideki sessiz kopuşlar daha fazla yorar.
CHP'de yaşanan da tam budur!
Bugün istifa edenlerin sayısı konuşuluyor olabilir. Yarın ise, geride kalanların bu tabloyu nasıl değiştireceği konuşulacak.
Siyasette hiçbir istifa sadece bir kişinin gidişi değildir.
Çoğu zaman duyulmayan bir mesajın en yüksek sesle verilmiş halidir.
En çok Nazmi Ağabey'e yazık oldu!
"CHP'de yaşanan 'mutlak butlan' sürecinde en çok kime yazık oldu?" diye sorarsanız, benim cevabım "Nazmi Özden" olur.
Merkez İlçe Başkanlığı görevine gelir gelmez yeni parti binasıyla ilgilendi.
Tadilatıyla bizzat uğraştı, büyük emek verdi, ciddi masraflar yaptı.
Daha başkanlığın heyecanını ve sorumluluğunu tam anlamıyla yaşayacakken, görevden alındı.
Siyasette görevler gelir geçer.
Ancak emek veren insanların yaşadığı hayal kırıklığını da görmezden gelmemek gerekir.
Bu süreçte bana göre en çok Nazmi Ağabey'e yazık oldu.