Yeni Parti'de kongre süreci başladı.
"Zonguldak İl Başkanı kim olacak?" tartışmaları da devamında geldi.
Önceki köşemde kulis bilgi olarak; Devrim Dural, Halil Furat ve Merve Arslan'ın il başkan adaylığında isimlerinin geçtiğini yazmıştım.
Bazı gazetelerde Merve Arslan'ın il başkan adaylığı konusu haber yapıldı.
Köşe yazımda, Zonguldak Belediyesi'ne işe yeni girenlerin Merve Arslan'ı destekleyeceğini belirtmiştim.
Destekleyenlerin başını Bora Amasralı, Barış Emirhan Erdem ve Kadir Güven'in çektiğini söylemiştim.
Merve Aslan, açıklama yapmak zorunda kaldı.
"İl başkanlığı gibi gündemim yok" dedi.
Sabah saatlerinde Yeni Parti Kozlu İlçe Başkanlığı WhatsApp grubuna bir açıklama düştü.
Yazıyı aldım, not defterine kaydettim.
Ancak bir dakika bile sürmeden bu açıklamayı sildiler, yeni bir açıklama attılar.
İlk açıklamada bulunan şu kısmı, ikinci attıkları açıklamadan kaldırdıklarını fark ettim.
Kaldırılan kısım şöyleydi:
"Son günlerde bazı haberlerde isimleri şahsımla birlikte anılan Bora Amasralı ve İl Gençlik Kolları Başkanı Kadir Güven tarafından tarafıma herhangi bir şekilde Zonguldak İl Başkanlığı teklifinde bulunulmamıştır. Kendilerinin de böyle bir teklif veya arayış içerisinde olmadıklarını biliyorum. Dolayısıyla bu isimler üzerinden şahsım adına siyasi bir pozisyon veya adaylık arayışı varmış gibi bir algı oluşturulmasını doğru bulmuyorum. Siyaseti kişisel makam ve mevki arayışı üzerinden değil, örgütümüzü büyütmek ve vatandaşımıza hizmet etmek üzerinden kurmak gerektiğine inanıyorum."
Ben, bu kısmı iki yönlü değerlendiriyorum...
Birincisi, bir kere Merve Arslan'a il başkanlığı adaylık teklifini Bora Amasralı ya da Kadir Güven yapmaz.
Yapmaz değil, yapamaz!
İkincisi, "dolayısıyla bu isimler üzerinden şahsım adına siyasi bir pozisyon..." cümlesini pek anlayamadım!
Merve Arslan, Bora Amasralı ve Kadir Güven ile adının anılmasından mı rahatsız oluyor?
Ben, aralarının bir kardeşten öte iyi olduğunu biliyorum.
Atılan ikinci açıklamada, bu isimlerin olduğu bölüm neden kaldırıldı?
Ayrıca il başkan adayı olmak çok kötü bir fikir değil.
Bu kadar panik yapmaya gerek yok!
“Bir Gece Bekle”
Bir adam, kendisine yapılan haksızlıkları asla unutmazdı.
Biri kötü bir söz söylese hemen cevap verir, biri hakkında konuşsa karşılığını verir, biri onu küçümsese aynı şekilde davranırdı.
Bir gün çok sevdiği yaşlı bir ustasının yanına gitti.
— Artık insanlara tahammül edemiyorum. Bana yapılan hiçbir şeyi karşılıksız bırakmayacağım.
Ustası masanın üzerine bir bardak su koydu.
— Buna biraz toprak at.
Adam şaşırdı ama ustasının dediğini yaptı.
Su bulanıklaştı.
Ustası:
— Şimdi iç.
Adam:
— İçemem.
Usta gülümsedi:
— Öfkeliyken verdiğin cevap da böyledir. İçine bir şey karışmıştır. O anda söylediğin söz, sonradan ne kadar pişman olsan da eski hâline dönmez.
Adam sustu.
Usta devam etti:
— Sana biri kızdırıcı bir mesaj gönderirse hemen cevap verme. Bir gece bekle.
— Ya haksızlığa uğrarsam?
— Haksızlığa uğraman, haksızlık yapan kişiye dönüşmeni gerektirmez.
Adam:
— Peki ertesi gün hâlâ cevap vermek istiyorsam?
Usta:
— O zaman cevap ver. Ama öfkenle değil, aklınla.
Adam o günden sonra kendisine yapılan her haksızlıkta bir gece beklemeye başladı.
Bir süre sonra fark etti ki, cevap vermediği bazı savaşlar zaten kendiliğinden bitiyordu.
Öğüdü:
Her söze cevap vermek zorunda değilsin. Her savaşa girmek zorunda değilsin. Bazen susmak; korkaklık değil, kendine hâkim olmanın en güçlü hâlidir.
Çünkü öfkeyle gönderilen bir mesajı geri alamazsın ama bir gece bekleyerek söyleyeceğin bir sözü değiştirebilirsin.