Zonguldak’ta bazı sorunlar vardır; çözümü teknik olmaktan çıkar, bürokrasinin, kurumlar arası yazışmaların ve siyasi hesapların arasında kaybolur.
Acılık Caddesi’ndeki üst geçit meselesi de artık tam olarak böyle bir noktaya gelmiş durumda.
Geçtiğimiz cumartesi günü 68 yaşındaki Fatma Kalafat’ın yaralandığı trafik kazası, aslında yalnızca bir trafik kazası değil.
Bu kaza, yaklaşık iki yıldır tamamlanamayan üst geçitlerin ve çözülemeyen asansör sorununun Zonguldak’ın önüne yeniden konulmasıdır.
Çünkü burada artık sadece “üst geçit neden bitmedi?” sorusunu sormak yetmiyor.
Asıl soru şu:
Bir kişi daha mı ölmeli ki bu sorun çözülsün?
Aynı yolda 3 can gitti.
28 Kasım 2024…
73 yaşındaki gazeteci İbrahim Poyraz, yolun karşısına geçmeye çalışırken bir tırın çarpması sonucu hayatını kaybetti.
10 Şubat 2025…
Bu kez 59 yaşındaki Mine Çetinoğlu, yine karşıya geçmeye çalışırken kamyonun çarpması sonucu yaşamını yitirdi.
22 Mayıs 2025...
Ardından 80 yaşındaki Rukiye Solmaz…
Sabah saatlerinde karşıdan karşıya geçmeye çalışırken, nakliyat tırının çarpması sonucu ağır yaralandı. Hastanede yaşam mücadelesini kaybetti.
Ve şimdi 68 yaşındaki Fatma Kalafat yaralandı.
Bütün bunlar aynı güzergâhta yaşanıyor.
O halde artık kimse bu meseleyi sıradan bir “trafik kazası” olarak görmemeli.
Üst geçit var ama kullanmak kolay değil.
Devlet kurumları açısından bakıldığında ortada üst geçitler var.
Peki, vatandaş açısından bakıldığında...
Üst geçit var mı, yok mu?
Yaşlı vatandaşlar merdivenleri çıkamıyorsa…
Hareket kısıtlılığı bulunan bir vatandaş kullanamıyorsa…
Asansör çalışmıyorsa…
Üst geçitlerden biri hâlâ hizmete açılamıyorsa…
O zaman kağıt üzerinde yapılan yatırımın vatandaşın hayatındaki karşılığı nedir?
Üst geçidin amacı sadece beton ve demirden bir yapı oluşturmak değildir.
İnsanı güvenli şekilde karşıya geçirmek için yapılır.
Bürokrasi vatandaştan daha mı değerli?
Zonguldaklı artık aynı cümleleri duymak istemiyor.
“Yetki bizde değil.”
“Başka kurumla görüşüyoruz.”
“İhale süreci var.”
“Asansörle ilgili çalışma devam ediyor.”
“Bürokratik işlemler sürüyor.”
Bu cümlelerin hepsinin bir karşılığı olabilir.
Ama vatandaşın da soracağı çok basit bir soru var:
"Peki, biz ne zaman güvenli şekilde karşıya geçeceğiz?"
Yaklaşık iki yıldır devam eden bir süreçten bahsediyoruz.
Koskoca iki yıl!
Siyasetçiler nerede?
Bu noktada siyasi partilere de ciddi bir sorumluluk düşüyor.
İktidar partisinden muhalefetine kadar Zonguldak’ta siyaset yapan herkesin bu konunun üzerine gitmesi gerekiyor.
Çünkü siyaset yalnızca seçim dönemlerinde vatandaşın kapısını çalmak değildir.
Siyaset...
Vatandaşın can güvenliğini savunmaktır.
Bir vatandaşın “Karşıya geçerken korkuyorum” demesi, siyasi gündemin en üst sıralarında yer almalı.
Vali Bey...
Milletvekilleri…
Belediye yönetimi…
İl başkanları…
İlgili kamu kurumları…
Herkes topu birbirine atmak yerine aynı masanın etrafında oturmalı.
Ve o masadan artık yeni bir açıklama değil, somut bir çözüm çıkmalı.
Çünkü mesele artık üst geçit değil, insan hayatı!
Bugün Fatma Kalafat yaralandı.
Yarın başka bir vatandaş olabilir.
Yaşlı olabilir.
Çocuk olabilir.
Engelli olabilir.
Bizim annemiz ya da babamız olabilir!
O zaman hep birlikte “Çok üzüldük” diyeceğiz.
Bir kişi daha öldükten sonra mı?
Yetkililerden ricamız değil, artık vatandaş adına açık bir talebimiz var.
Acılık Caddesi’ndeki üst geçit sorununu çözün.
Asansörleri çalıştırın.
Hizmete açılamayan üst geçidi açın.
Vatandaşın güvenli geçişini sağlayın.
Kurumlar arasındaki bürokratik sorunları vatandaşın sırtından kaldırın.
Ve bunu bir sonraki kazayı beklemeden yapın.
Çünkü Zonguldak’ın bir can daha kaybetmeye tahammülü yok!
Olcay Can'ın yönetimine kimler girecek?
CHP Zonguldak İl Başkanı Olcay Can, 25 Ağustos 2026 Salı günü Ankara’da gerçekleştirilecek il başkanları toplantısına katılarak Zonguldak örgütünü temsil edecek.
Çiçeği burnunda il başkanı için bu toplantının ayrı bir heyecan taşıdığı kesin.
Toplantının gündeminde; kongre takvimi, partinin yeni yol haritası ve örgütlenme modeli olacak. Ancak Zonguldak açısından asıl merak edilen konu, toplantının gündeminden biraz daha farklı.
Olcay Can’ın il yönetimi henüz belli değil.
Yönetime kimler girecek?
Daha doğrusu, Ankara’daki büyükbaşların il yönetiminde kimleri görmek isteyeceği, kimleri istemeyeceği merak konusu.
Elbette kimse açık açık, “Şu isim olsun, bu isim olmasın” demeyecektir.
Ama siyasetin doğasında etki, telkin ve tavsiye vardır.
Dolayısıyla Olcay Can’ın kendi ekibini oluştururken Ankara’dan gelecek sesleri ne kadar dikkate alacağı, Zonguldak’taki dengelerin ne kadar gözetileceği şimdiden konuşulmaya başladı.
Olcay Can, Ankara’ya heyecanla gidiyor.
Ama dönüşte önünde daha zor bir görev olacak.
Kendi ekibini kurmak.
Bakalım bu ekip gerçekten Olcay Can’ın ekibi mi olacak, yoksa Ankara’nın da parmak izlerini taşıyacak mı?