Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın Zonguldak programında; açılışlar, ziyaretler ve yatırım mesajları vardı.
Ancak günün en çok konuşulan fotoğrafı ne fabrika açılışı oldu ne de teknoloji yatırımları...
Gündemi belirleyen kare, CHP'den istifa eden İl Genel Meclisi üyeleri Kenan Karaveli ile Nedim Bekar'ın AK Parti rozeti takmasıydı.
Siyaset kürsülerde değil, zamanlamada kazanılır.
İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminin ardından CHP'den ayrılan iki ismin nasıl bir yol izleyeceği merak konusuydu.
AK Parti, bu süreçte hiç boşluk bırakmadı.
Karaveli ve Bekar'ı yalnız bırakmadı, sürekli temas halinde oldu ve ilk büyük organizasyonda da kamuoyunun karşısına AK Parti rozetiyle çıkardı.
Bu, siyasi iletişim açısından başarılı bir hamleydi.
CHP ise, bu süreçte daha çok gelişmeleri izleyen tarafta kaldı.
İstifaların nedenlerini kamuoyuna güçlü bir şekilde anlatamadı.
Kopuşu önleyemedi.
Yaşanan siyasi kaybı telafi edecek yeni bir hamle de geliştiremedi.
Siyasette boşluk kabul edilmez.
Siz sahip çıkmazsanız, bir başkası çıkar.
Bugün ortaya çıkan tablo da bunun en somut örneği oldu.
Elbette iki meclis üyesinin parti değiştirmesi tek başına seçim sonuçlarını belirlemez.
Ancak siyasette algı da en az sayı kadar önemlidir.
Verilen mesaj şuydu:
"AK Parti büyüyor, CHP kan kaybediyor."
AK Parti, Zonguldak'ta CHP'ye gol attı.
Bu algının oluşmasına en büyük katkıyı ise, CHP'nin sessizliği yaptı.
Siyaset, sadece seçim dönemlerinde yapılan bir faaliyet değildir.
İlişkileri korumak, kırgınlıkları gidermek, teşkilatı bir arada tutmak da en az seçim kazanmak kadar önemlidir.
Bugün AK Parti'nin hanesine yazılan puan, sadece iki rozetten ibaret değil.
Bu, süreci doğru yönetmenin ve doğru zamanda doğru hamleyi yapmanın sonucudur.
Zonguldak siyasetinde bu transferler uzun süre konuşulacak gibi görünüyor.
Çünkü bazen bir rozet, sayfalarca siyasi açıklamadan daha fazla şey anlatır.

Su faturası siyasi görüş sormuyor!

Zonguldak'ta suya yapılan yüzde 87'lik zam, sadece vatandaşların cebini değil, siyasetin de gündemini sarstı.
AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan'ın, "Demokrasi Platformu neredesiniz?" çıkışı da bu tartışmanın yeni perdesini açtı.
Çağlayan'ın eleştirisinin hedefinde yalnızca zam yoktu.
Her toplumsal olayda açıklama yapan, meydanlara çıkan Demokrasi Platformu'nun bu konuda sessiz kalması dikkat çekti.
Eğer aynı oranda bir zam merkezi hükümet tarafından yapılmış olsaydı, bugün Zonguldak'ta aynı sessizlik mi yaşanırdı?
Demokrasi Platformu'nun elbette hangi konuda açıklama yapacağına, hangi eyleme katılacağına kendileri karar verir.
Ancak kamuoyunda güven oluşturmanın yolu, ilkelere göre hareket etmekten geçer; taraflara göre değil.
Vatandaş için önemli olan, zammı kimin yaptığı değil, cebinden çıkan paradır.
Su faturası siyasi görüş sormuyor.
Yüzde 87'lik artış, dar gelirliyi de emekliyi de asgari ücretliyi de etkiliyor.
Böyle bir konuda toplum adına söz söyleyen yapıların sessiz kalması, ister istemez soru işaretlerine neden oluyor.
Mustafa Çağlayan'ın "İdare Mahkemesi'ne gidin" çağrısı ise, tartışmayı hukuki zemine taşıma girişimi olarak okunabilir.
Demokrasi ve hak arama mücadelesi, iktidara karşı yapıldığında değerli olduğu kadar, yerel yönetimlere karşı yapıldığında da aynı tutarlılığı göstermeli.
Aksi halde kamuoyunda şu algı güçlenir:
"Haksızlığa değil, haksızlığı yapana göre tavır alınıyor."