Değerli okurlarım; yaşlı Ereğli Kömür İşletmeleri-Türkiye Taşkömürü Kurumu (EKİ-TTK) gemisi, kar-zarar düşünmeden Zonguldak&[#]8217;ı taşırken, bu geminin, özellikle birinci mevki yolcuları hayatlarından çok memnunlardı. Geminin, &[#]8220;Ben gidecek durumda değilim. Ciddi bakım-onarıma ihtiyacım var&[#]8221; seslerine aldıranlar ve &[#]8220;Bu gemi, bir gün gidemez olursa, karaya oturursa, halimiz nice olur?&[#]8221; diye düşünenler olmadı. Kazan dairesine yakın mevki yolcularının ise, kazana kömür sağlamaktan başka bir şey düşünecek durumları yoktu.
Gemiye alternatif olacak başka gemiler aranmadı. Aramadan ortaya çıkan ya da çıkmaya çalışan büyüklü-küçüklü her gemiye, kayık-sandal gözü ile bakıldı; önem verilmedi, ilgi gösterilmedi.
Üniversitenin ilk Rektörü Sayın Prof. Dr. Ramazan Özen&[#]8217;in, şehrin yöneticilerinin de olduğu bir toplantıda, &[#]8220;Bu şehirde teşekkür edecek bir kurum ya da kişi bulamıyorum&[#]8221; sözleri, bu ilgisizlik durumlarının bir yansımasıydı.
Sayın Rektör, bu serzenişinde haksız da sayılmazdı. Zonguldak&[#]8217;ı yönetenler, özellikle sandıktan çıkanlar, yetkin kişiler ve kurumlar; Akademiyi, ardından, Fakülteyi ve Üniversiteyi, son yıllara kadar ilgi gösterilecek, destek verilecek, işbirliği yapılacak bir kurum olarak değil de; imkanlarından yararlanılacak, yabancı, rakip bir kurum gibi görmeleri, bu satırların yazarının da görüp yaşadığı bir durumdu.
(Bu arada, Genel Maden İşçileri Sendikası ve EKİ Üzülmez Müessese Müdürlerinden -Allah uzun ömürler versin- Ahmet Açan gibi birkaç gönüllünün; Üniversitenin başlangıcını oluşturan Akademinin açılmasına ve yaşatılmasına olan destekleri ve onlarla işbirliği yapan ilk Başkanı, rahmetli Burhan Çağlarer&[#]8217;in çabalıları ise çoktaaan unutuldu!)
Ancak son yıllarda geminin aşırı su alması ve yoluna devam edemez, Zonguldak&[#]8217;ı taşıyamaz duruma gelmesi, bazılarını gemiyi terk etme ve bu arada yeni rant kapıları arayışlarına yöneltti.
Bu rant kapıları arayışlarında, inşaat ve imar ile ilgili yönelimlerin öne çıktığı görülüyor. Yapılan, yönetimsel ve teknik zorlamalarla; &[#]8220;yeşil alan, kamusal alan, heyelan, tasman&[#]8221; demeden, şehrin yolu, kanalı, kanalizasyonu olmayan, (kanalizasyonları mağaralara verilen!), 10-15 katlı yüksek binalarla doldurulması, bu alana olan hücumların bir göstergesidir.
Mevcut yerleşim alanlarının aşırı yoğunlaşması, yeni yerleşim alanlarının üretilememesi, çevre yolu gibi ana karayolu ulaşım akslarının gerçekleştirilememesi, belediyecilik hizmetlerindeki yetersizlikler gibi nedenlerle, merkez belediye sınırları içinde bu ranta hücumu hız keserken; Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Merkez Kampüsü-Kozlu-BEÜ Sağlık Kampüsü-Ilıksu aksı üzerinde yoğunlaştığı görülüyor.
(Laf aramızda, bu yoğunlaşmada, belki de, Ereğli&[#]8217;nin il olma ve yeni il merkezine yakınlaşma ve bağlanma beklentileri de etken olmuş olabilir!)
Bu yeni rant aksında, özellikle Üniversite Hastanesi, Tıp, Diş ve Eczacılık Fakülteleri, iki ve dört yıllık Sağlık Yüksekokulları gibi birimlerin olduğu Üniversitenin Sağlık Kampüsü civarına ve kampüsün yer aldığı, Kozlu Esenköy (Mahallesine değil!) köyüne olan hücumun yoğun olduğu görülüyor.
[*] [*] [*] [*]
Bu rant aksına yönelmede ağırlık merkezini oluşturan Sağlık Kampüsü yerinin belirlenmesi aşamasından ve kampüsün yer aldığı Esenköy Köyü&[#]8217;nden biraz söz etmek istiyorum.
1992 yılında mevcut Mühendislik ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinin Zonguldak Karaelmas Üniversitesi&[#]8217;ne dönüştürülmesi sonrasında, Üniversite Hastanesi ve onu izleyecek birimler için uygun kampüs yeri aranıyordu. Dönemin Sayın Rektörünün bu arayışlarına, (belki talep de gelmeyince), dışarıdan bir katkı ve ilgi olmayınca ve bir-iki teklif de uygun bulunmayınca, şimdiki yerin kampüs alanı olmasına karar verilmişti.
Zonguldak merkezi dışında; Karabük-Bartın-Alaplı-Devrek arasında kalan geniş bir bölgeye hizmet edecek bir sağlık merkezi için, topoğrafik ve jeolojik uygunsuzluklar bir yana; yolun sonunda, yerleşim alanlarının uzağında bir yerin seçilmesinin pek uygun olamayacağı açıktı.
Sayın Rektörün bu kararı vermesinde, ilin o dönemdeki atanmış ve seçilmiş yöneticilerinin ilgisizliği yanında, kendilerinin de ormancı olması nedeniyle, Orman Bakanlığı ve Bakanlığın yerel birimleri ile olan yakın ilişkileri etken olmuştu. Bu ilişkiler ve istişareler sonunda, bu bölgede, eski ve yeni Ereğli yolları arasında kalan 1,5 kilometrekare dolayındaki geniş orman arazisinin, çok az bir kamulaştırma gereksinimi ile kısa zamanda kampüse tahsisi sağlanmıştı.
Bu arada, Sayın Rektöre tarafımızdan yapılan, Merkez Kampüsün karşısında, yolun deniz tarafında; o yıllarda boş olan, şimdiki hayvanat bahçesi, Öğretmenevi, Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarını içine alan, 130-140 dönüm civarındaki, (Merkez Kampüsün devamı olan) alanın az olduğu gerekçesiyle uygun bulunmayan önerimi, &[#]8220;ben söylemiştim&[#]8221; olarak değerlendirilmemesini de dilerim.
Ne yapalım, büyük adamların yanlışlarının faturalaları da büyük oluyordu! Bu gün, Zonguldak&[#]8217;ın en güzel arazisinin büyük bir bölümünün, bir başka yerde de yapılması mümkün olan ve içinde, yılda 6-7 ay yaşamın olduğu yurt için kullanılmasını değerlendirmenize arz ediyorum.
[*] [*] [*] [*]
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Projesi&[#]8217;nin uygulanması ile başlanılan hastane inşaatı temel kazısında ortaya çıkan büyük mağara boşluklarının doldurulması ve yapılan büyük miktardaki kaya kazıları için çok büyük harcamalar yapılmıştı. Bu harcamalar, kamulaştırma giderinin olmayacağı düşünülen alanın, yapılacak en yüksek kamulaştırma harcamalarından çok daha pahalıya gelmesine neden olmuştu.
Kampüs alanında, dağların düz edilmesini sağlayan ve hiç kesilmeden devam eden &[#]8220;tak-tak&[#]8221; seslerinin bu faturanın hala yükselmekte olduğunu gösteriyor. (Ülke çapında bir metrekare inşaat için yapılan kaya ve toprak kazılarının miktarı araştırılsa, Sağlık Kampüsü inşaatlarının açık ara birinci olacağına inanıyorum!). Görüntünün ve çevrenin bozulmasına da neden olan bu durumun, binaların arazi topoğrafyasına uygun yerleştirilmemesinin (yerleşim planının uygun olmamasının) da etkili olduğu unutulmamalıdır.
Kampüs içinde, önceki ve mevcut Sayın Rektörler döneminde yapılan ve halen de yapılmakta olan alt ve üst yapı inşaatları için, (doğru-yanlış) çok büyük paraların harcandığı biliniyor.
Ancak, kampüsün, hala da hiçbir altyapısı olmayan, 30-40 haneli bir orman köyünde olması, belediye ve diğer yerel yönetim hizmetlerinin alınamaması, yerleşim alanlarına uzaklığı gibi dış etmenler, kampüsten yararlanmakta olan öğrencilerin, personelin ve halkın hayatını zorlaştırdığı biliniyor. (Zira, eviniz, bahçeniz ne kadar iyi de olsa, bulunduğu mahalle, sokak, çevresi iyi olmayınca, fazla bir değer ifade etmiyordu!)
[*] [*] [*] [*]
İşte ranta hücumun en şiddetlisi de, bu mahrumiyet bölgesi durumundaki Sağlık Kampüsü civarında bulunan eski köy binalarına ve köylülerin karalahana bahçelerine oluyor. Bu eski evlerin ve lahana bahçelerinin sahiplerinin ve üzerine 10-15 katlı binalar yapanların köşeyi döndükleri de söyleniyor. Bu köşe dönmelerinde, Sayın Belediye Başkanının, &[#]8220;Sizler &[#]8216;çok kazanasınız&[#]8217; diye kat sayılarını artırdık, (havayı da satarak para kazanacaksınız!)&[#]8221; sözlerinin de etkili olduğu düşünülebilir.
Hele bir de &[#]8220;ticari alan&[#]8221; dedikleri yerler var ki, arazinin santimetrekaresine kadar inşaatla kapatıyorlar. Kendi parsellerinde yer kalmayınca da, 5-6 metre genişliğindeki, 60-70 yıl öncesinden kalma köy yolunu şantiye olarak kullanıyorlar. Yağmurda-karda insanları çamur deryasında yürütüyorlar. 30-40 tonluk kamyonlarla, zaten olmayan yolu daha da yok ediyorlar. Yani &[#]8220;birileri kazanacak&[#]8221; diye insanlar çile çekiyor.
[*] [*] [*] [*]
Diğer yandan, köy (pardon Kozlu Esenköy Mahallesi!) yerleşim alanına 150-200 metre kuş uçuşu mesafesinde bir taşocağı var ki, günahlarını yazı ile ifade etmek mümkün değildir. Gözle görülmesi, yaşanması lazım.
Buradan taşocağı işleticisinin sayın sahibine, mahalle sakinleri ve (uygun görürlerse) çevreciler adına seslenmek istiyorum: Sayın işletmeci; nasıl olduysa ruhsat almışınız. Ama, &[#]8220;tatil, normal mesai saati&[#]8221; demeden; durmak, susmak bilmeyen &[#]8220;tak-tak&[#]8221; seslerini; çocukları-yaşlıları korkutan, özellikle hamile hanımefendiler için tehlikeli olduğu söylenen atımlarınızı, doğayı ve son kalan kestane ağaçlarını da yok eden çalışmalarınızı, hiç değilse, kendi rızanızla işletme hakkınızdan feragat ederek sonlandırmanızı bekliyoruz. Ümidimiz sizsiniz!
Kestane ağaçlarının yeşerdiği, &[#]8220;tak-tak&[#]8221; seslerinin az olduğu, kanalizasyonların mağaralara verilmediği bir ortamda uzanan; tozsuz, çamursuz yollarda yürümenizi dilerim.
[*] [*] [*] [*]
&[#]8220;NİYET ETTİM OKUMAK İÇİN ZONGULDAK&[#]8217;A GİTMEYE&[#]8230;&[#]8221; DİYEREK ZONGULDAK&[#]8217;A GELEN MİSAFİR ÖĞRENCİLER İÇİN BİR DİLEK&[#]8230;
Bilindiği üzere, günümüzde Zonguldak&[#]8217;ı taşıyan, TTK&[#]8217;dan sonraki, (belki de önceki!), en büyük gemi, BEÜ&[#]8217;dür. Bu gemiyi, sağladıkları yakıt ile yüzdürenler de sevgili öğrencileridir. Eğitim-öğretimin başladığı şu günlerde, özellikle yeni üniversiteli olmuş öğrencilerin yaşadıkları zorlukları yakından bilenlerdenim. Onların bu zorluklarını azaltma konusunda, başta yöneticiler ve tüm Zonguldaklılar olarak, kendilerine yardımcı olmak hem zorunlu, hem de insani bir görevdir.
Bu alanda sorumlu olanların, onlara hizmet sunanların, kendi çocukları için uygun görmedikleri eğitim ve yaşam ortamlarını ve davranışları, misafir öğrenciler için de layık görmemelidir. Bu konuda ölçü, bu değerlendirme olmalıdır.
Bu çerçevede, Üniversitemiz Sağlık Kampüsü bitişiğinde büyük kapasiteli bir kız yurdu açıldı. Yurt inşaatını &[#]8220;rekor&[#]8221; denilebilecek bir hızda ve zamanda gerçekleştirenleri tebrik ederiz. Ancak, zaman darlığı nedeniyle olsa gerek; fincanı yapıp, kulpu bile olamayacak eksiklikler yüzünden, kalmakta olan öğrencilerin büyük sıkıntılar yaşadığı ifade ediliyor. Sayın ilgililerden ve yetkililerden, acilen, burada kalan öğrencilerimizin sorunlarıyla ilgilenmelerini ve tüm öğrencilere başarı dileklerimi iletirim. (Bu hoşnutsuzluklardan yararlanacakların varlığı da bilinen bir gerçektir.)