Değerli okurlarım...
Mahallemiz 20 yıl kadar önce, Kozlu ilçesine 10 kilometre mesafede bulunan, 14 haneli bir orman köyü idi.
Köyün ortasından geçen yol, 75-80 yıl öncesinden kalma, kazma- kürek ile yapılmış olan eski İstanbul yolu idi.
Köye üniversitenin en büyük kampüsü gelince, köy olmaktan çıktı, Kozlu'nun bir mahallesi oldu.
Köyün ortasından geçen (genelde 5-6 metre genişliğindeki) kazma-kürekle yapılmış olan yoldan başka yolu/sokağı bulunmayan yol da, mahallenin ana caddesi oldu.
Hiçbir alt yapısı olmadan, imara uygun bir genişleme/iyileştirme yapılmadan, mahallenin sözde ana caddesinin ticarethane alanı statüsünde olduğu söylenen iki tarafı, köylülerin yapsatçılara arsa karşılığı verdiği arazilere yapılan, 10-15 katlı bloklarla dolmuştur.
Zemin katları işyeri, üstleri konut olan bu bloklar halen dolmaya devam etmektedir.
Mahallemizin, sadece Kozlu'nun değil, belki de tüm Zonguldak'ın imar rantı en yüksek olan mahallesi haline geldiği söyleniyor.
1+1 konutların fiyatlarının 1.5 milyon ile 2.5 milyon lira; kiralarının da bin 500 ile 2 bin 500 lira arasında olduğu, kampüs kapısına yakın işyerlerinin kiralarının ise yanına yaklaşılamadığı konuşuluyor.
Mahallenin, çöplerinin alınması ve birisi bitmeden diğerine başlanan kanal kazıları yüzünden sık sık kesilen su ve elektrik dışında bir hizmet aldığı da söylenemez.
Bu rantı yüksek, yolsuz, altyapısız, imarsız, vahşi büyümenin olduğu, birçok noktada kanalizasyon sularının yollardan aktığı mahalle, Kozlu'nun Esenköy Mahallesi'dir.
Zonguldak'ın yükünü çeken üniversitemiz olduğu gibi, içinde üç fakülte, iki yüksek okul, 600 yataklı uygulama ve araştırma hastanesi olan İbn-i Sina (Sağlık) Kampüsü de, mahallenin ekonomik can damarıdır.
Kampüste 6 bin dolayında öğrenci öğrenim görmekte, bin 500 dolayında da, çoğu sağlık çalışanı olan personel görev yapmaktadır.
Ayrıca mahallenin ortasında 2 bin 500 öğrencinin kaldığı Nesibe Hatun Kız Öğrenci Yurdu, bir kolej ve bir orta öğrenim kız yurdu da bulunmaktadır.
Mahalledeki binlerce dairenin kiracıları ve ev sahipleri, mahallenin çamur-çökek içindeki tarihi (!) ana caddesini sabah-akşam kullananların neredeyse tamamı, kampüste okuyan ve yurtta kalan öğrenciler ve öğrenci yakınları ile kampüs çalışanlarından oluşmaktadır.
Apartman sakinlerinin, işyeri sahiplerinin ve müşterilerinin sağlı-sollu park yeri olarak kullandıkları ana caddede, bir de her kurumun kendi bildiğine açtığı, yıllardır bitmeyen kanal kazıları olunca, zaten olmayan yol da tamamen kaybolmaktadır.
Genişliği, genelde 5-6 metre olan bu sözde ana caddede, ilk önce su boruları için, sonra elektrik için, sonra da doğal gaz için birbiri ardına kanallar açılmış; döşeme, doldurma ve kapatma işleri yapılmıştır.
Kanalizasyon hattı için yapılan kazma, döşeme ve kapatma çalışmaları ise halen aralıklarla devam etmektedir.
Son olarak; yolun tam ortasından fiberoptik kablo tesisi için açılan 10-15 santimetre genişliğinde olan mini çukurun ise üzeri doldurulup kapatılmadan yağmurla dolması ve yolun altına su işlemesi yüzünden verdiği zararlar boyundan çok daha büyük olmuş ve olmaya da devam etmektedir. (Fotoğraf 1)
Açılan bu kanal çukurları doldurulup üzerleri beton kaplansa da, ya doğru dürüst yapılmamakta ya da haftalar, aylar sonra kapatılmakta ve kaplanmaktadır.
Kapatılana kadar oluşan çukurlar, tümsekler, göletler, çamurlar; yolu vasıtalı ve yaya olarak kullananlar için çekilmesi zor bir çile olmakta ve olmaya da devam etmektedir.
Özellikle de yağışlı havalarda, geldikleri yerlerde böyle yolları, sokakları görmeye alışkın olmayan ve yolu yaya olarak kullanan dışarıdan gelen misafir öğrencilerin oluşturduğu görüntüler çok üzücü olmaktadır.
Yollarda dolaşan köpek çetelerinden kaynaklanan korkular da çekilen çilelere eklenmektedir.
Böyle bir yerde kim çocuğunun yaşamasını, okumasını ister?!
Ayrıca çukurlar yolu bozduğu gibi, nereden geçtiğini kimsenin bilmediği daha önce yapılmış olanlara da zararlar vermekte ve bu yüzden de mahallede sık sık su ve elektrik arızaları yaşanmaktadır.
Hele açılan kanallar ve beton kaplamalar esnasında, vasıtaların yönlendirildiği geçitlerden; usta şoförlerin bile altlarını vurmadan, tekerlekleri çukura düşmeden geçmeleri mümkün olamamaktadır.
Bu arada, Pusula'da yazdığımı bilen bazı komşular; etkin, yetkin bir kişi olduğumu sanarak, diğer benzer sorunlarda olduğu gibi, "Hocam bunu niye yazmıyorsun?" diye soruyorlar.
Gülmemek elde değil...
Karşımızda yıllardır devam eden ve mahallede yaşamı çekilmez hale getiren taş ocağı ile ilgili de kaç kez yazdık!..
En son yazımızda da "Hak ve halk rızası için!" diyerek yalvardık da, ilgili makamlara başvurduk da, ne oldu ki!
Daha önceki (hemşehrimiz de olan) sayın rektörümüze, "Sayın rektörüm... Zonguldak'tan üniversiteyi çıkarırsak; geriye orta büyüklükte bir ilçe kalır, il olmayı bile sürdüremez. Şehrimizin sokaklarını, işyerlerini dolduranların büyük bir bölümü, üniversitemizin ya öğrencisi ya yakını ya da çalışanlarıdır. Kentteki olumsuzluklardan en çok etkilenenler de onlar olmaktadır. Bu durumun üniversitenin gelişmesine zarar verdiği de açıktır. Sadece kampüslerin iyi ve güzel olması yetmiyor. Yaşanan olumsuzlukları, şikayetleri ilgililere iletmenizin, takipçisi olmanızın, göreviniz ve hakkınız olduğuna inanıyorum." mealinde iletilerim olmuştu.
Şimdiki sayın rektörümüze sözlü iletme imkanım olmasa da, kendileri ile ilgili, bu köşedeki yazımda bu hususa da değinmiştim.
Bu arada, bazı yöneticilerimiz, "Gelecek nesillere güzel bir kent bırakmak için çalışıyoruz!" mealinde yazılar yazıyorlar, afişler asıyorlar.
Bu gidişle, bırakalım günümüzdeki nesillerin çektiklerini, gelecek nesillere, herkesin yaşamaktan mutlu olduğu, güzel kentler bırakmak mümkün mü acaba?
Kentimizin, öncelikle ve özellikle, öğrenci memnuniyetinin sağlanması ve öğrenci dostu bir kent olması için; başta sayın valimizin, kaymakamlarımızın, belediye başkanlarımızın, esnaf ve özel sektör kuruluşlarımızın, STK'larımızın bu konularda, ayrı ayrı ve birlikte yapmaları gerekenler olduğunu yazmaya gerek yoktur.
Bugüne kadar herhalde bir şeyler yapılmış olmalıdır.
Üniversitede 35 yıl öğretici ve yönetici olarak görev yapmış emekli bir öğretim üyesi olarak, sayın valimizin öncülüğünde, bu konularda yapılanların ve yapılacak olanların önemine ve gereğine çok inananlardanım.
Bilindiği üzere, üniversite öğrencileri, genelde ailelerinin başka şehirlerde kazandıklarını kentimizde harcayanlardır.
Günümüzde, ülke genelinde katlanılması zor hale gelen ekonomik sıkıntılar yüzünden, özellikle dar gelirli ailelerin sıkıntıları çok daha ağırlaşmıştır.
Onların para kazanmaları ve evlatlarına para göndermeleri daha da zor hale gelmiştir.
Yaşanan ekonomik sıkıntılarda, onlara ve tüm milletimize Allah'tan kolaylıklar, öğrencilere hizmet sunan esnafa da az kazanma ile yetinmek nasip etmesini dilerim.
