Yıllarca Çatalağzı Termik Santrali’ne (ÇATES) çevreyi kirlettiği gerekçesiyle karşı çıkıldı. Ve hemen yanına 1 milyon 200 bin kilovatsaatlik bir termik santral daha yapıldı. Bu santral yapılırken pek ses çıkmadı. Sonra “ithal kömür kullanıyor” diye isyan edildi. Eren Enerji, bir miktar yerli kömür almaya başladı.


Bu kez, “Fiyatı çok düşük tutuyor” dendi.


Yerli kömür üreticileri isyan etti.


Neye karşı çıktıysak, başımıza geldi.


Yıllar önce “TTK’da işçi sayısı azalmasın” diye, “üretim artsın” diye, “işçi ücretleri tatmin etsin, TTK kapanmasın” diye büyük eylemler yapıldı.


TTK, belki kapanmadı.


Ama işçi sayısı 10 bin sınırında.


İşçi sayısı azaldı, üretim azaldı. Bir tek kapanmadığı kaldı.


Zamanında hükümetlerin teklif ettiği her şeye karşı çıktık.


Şimdi tam o sıfır noktasındayız.


Karşı çıktığımız ÇATES’i, Zonguldaklı bir grup aldı.


Fiyatı çok yüksek olduğu için, yerli kömür üreticisinden ucuz kömür almak zorunda.


Bu kömür yetmeyeceği için yıllardır karşı çıktığımız ithal kömüre gebe kalacağız. ÇATES’te mecburen ithal kömür yakılacak.


“Öleceksek, yerli kömürle ölelim!” diyorduk ya, yine ithal kömüre mahkum olacağız.


Zaten santralin bir ortağı, ithal kömür işi yapan işadamı Teoman Papila.


Şimdi neye direneceğiz?


“Santrali yerli alsın” dedik.


Yerli aldı.


Hadi kömür işletmecileri Eren’e yaptığını yapsın bakalım.


Bu şehirde bir uğursuzluk, bir talihsizlik var.


Yönetenlerinden mi, halkından mı, anlamış değilim.


Koca şehre nazar mı değdi? Okutsak mı? Yoksa kurşun mu döktürsek?


Sahi ne yapsak?



Makam derdine düşmüşler…



Bizi, Türkçe’yi zor konuşurken, Kur’an okumaya gönderdiler.


Helali, haramı öğrettiler. “Kul hakkı yemeyeceksin” dediler.


Bir bir ortaya çıkıyor. Polis okulu sınavları çalınmış, belli gruba ait insanlar alınmış.


Askeri sınavlar da öyle. Kamu Personeli Seçme Sınavı da (KPSS) öyleyse, ne olacak?


Devlet kurumlarına alınan adamlara bakın.


Şimdilerde taşeron işçilerin bazıları işten çıkartılıyor. Yerine yine aynı gruba ait insanlar işe alınıyor. Taşerona kadro gelirse, kendi adamlarını kadroya geçirecekler.


Din adına, cemaat adına, soru çalıp, sınava kendi adamlarını sokup işe koymak, kul hakkı yemek değil mi?


Efendim, o da diyor ki: “Devletin parasını çaldı, milletin parasını çaldı.”


Yahu sen insanların umudunu çaldın.


Bir hırsız kavgasında taraf mı olacağız? Hakkı-hukuku mu savunacağız?


Adam kamuda müdür. Müdürlüğünü yaptığı kuruma bayisi olduğu malı satıyor.


Efendim, kendi adına yapmıyormuş. Efendim, hırsızlık mı yapıyormuş?


Çalarsan haram. Çalıp cemaate himmet verirsen helal… Öyle mi?



Akdemir, CHP’li değil mi?



CHP Zonguldak Milletvekilleri Prof. Dr. Mehmet Haberal ile Ali İhsan Köktürk, ortak basın açılaması yaparak, Freedom House düşünce kuruluşunun yıllık basın özgürlüğü raporunda; Türkiye’nin 15 yıldır ilk kez “basını özgür olmayan ülkeler” kategorisinde yer almasına dikkat çekmişler. Yani Türkiye’de basının özgür olmadığını anlatmışlar.


Biz de katılıyoruz. Türkiye’de basın özgür değil. Zonguldak’ta da özgür değil.


Muhabirimiz Öznur Güneş, Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’e soru sormuş. Aldığı cevabı haber yapmış. Söylediği sözler başını ağrıtınca, Akdemir inkar yoluna gitmiş. Öznur Güneş, ses kaydını yayınlayıp kendini savunmuş.


Akdemir, önce savcılığa sonra, Basın İlan Kurumu’na başvurmuş.


İşinize gelince basın özgürlüğü, işinize gelince sansür.


Samimi olun beyler