Değerli okurlarım...
Günlük yaşantımızda, hangi amaçla ve nedenle olursa olsun, bir kutlama, tebrik iletişimi ve etkinliği varsa; orada hayatımıza neşe katan, mutlu eden, sevindiren, insanları birbirine yaklaştıran bir olay, oluşum vardır.
İnsanları mutlu eden bu olay ve oluşumların paylaşılması, unutulmamasını ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlar.
Kamusal alanda, önemli kurumların, kuruluşların, kurumsal olarak yaptıkları 10., 20. ,30. ,50., 100. ve daha uzun periyotlu kuruluş yılı kutlamaları yaygındır.
Bu kutlamalar içinde de, üniversiteler gibi önemli eğitim-öğretim ve bilim kurumları ve kuruluşlarının 10., 20., 30.; İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik ve Yıldız Teknik Üniversitesi gibi eski ve köklü üniversitelerimizin de 100., 200. ve daha da uzun periyotlu kuruluş yılı kutlamalarının olduğunu biliyoruz.
Böyle kutlama yıllarının periyotlarının, her kurum gibi, üniversiteler için de birer prestij göstergesi olduğu da biliniyor.
Bu köklü üniversitelerimizin internet ortamlarındaki tarihçelerine bakıldığında; örneğin, İstanbul Teknik Üniversitesi'nin kuruluşunun, (1770 yılında, donanmanın Çeşme'de yakılması faciasından sonra), tersanenin ve donanmanın geliştirilmesi; personel yetiştirilmesi için, 1773 yılında, tersanenin bir bölümünde "Hendese Odası" adıyla açılan bir teknik okulu; Yıldız Teknik Üniversitesi'nin de, Fen Memuru-Tekniker ihtiyacını karşılamak amacıyla, 1911 yılında açılan "Kondüktör Mekteb-i Alisi"ni kuruluş yılı olarak aldığı görülür.
Kuruluş tarihleri eski olan diğer üniversitelerimiz için de durumlar farklı değildir.
Zonguldak'ın yükünü çeken en güçlü lokomotif olan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi'nin de, önümüzdeki 15 Ekim ve sonraki birkaç günde, 30. Kuruluş yılı kutlama etkinliklerinin olacağını öğrenmekteyiz.
Bilindiği üzere, 1992 yılını kuruluş yılı olarak alan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nin destekleriyle 1975 yılında açılan Zonguldak Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi'nin (ZDMMA) bir devamı niteliğindedir.
ZDMMA da,1924 yılında açılan ve cumhuriyetin ilk Yüksek Öğretim Kurumu olan Zonguldak Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi'nin hem devamı hem de mirasçısı durumundadır.
Zira, tarihi binası üniversiteye kazandırılamasa da, bu okulun değişik yollardan intikal eden birçok laboratuvar, alet, araç, gereç, doküman varlığı bu mirasın sonucudur.
Bu okuldan kalma çok zengin, nadide mineral koleksiyonunu ve bir zamanlar mühendislik fakültesindeki Maden Topoğrafyası Müzesi'nde sergilenen maden topoğrafyası ölçme, değerlendirme, harita, plan varlıkları; bu okulun mirasından örneklerdir. (Okulun ülkeye ve Zonguldak geneline kazandırdıkları ve kalan değerlerle ilgili olarak, Maden Müzesi'nin kurucu emektarı, sayın Maden Mühendisi Ekrem Murat Zaman'dan daha fazla bilgi alınabilir.)
1994 yılında, üniversitemizin mühendislik fakültesinde, kuruluşunda görev aldığım geomatik (harita) mühendisliği bölümü açılmıştı.
Bu bölümün açılmasında da bu okulun dolaylı katkısı olmuştur.
Okulun maddi-manevi uzantısı olan maden mühendisliği bölümünün desteği ve bu okuldan intikal eden tarihi ve kültürel değerleri ile oluşturulan Maden Topoğrafyası Müzesi ve laboratuvarları bu bölümün başlangıç altyapısını oluşturmuştu.
Maden Bölümü Cevher Hazırlama Laboratuvarı'nın da, bu okuldan mezun olan rahmetli Öğretim Görevlisi Yakup Keskin'in emekleri ve çok özverili gayretleri ile kurulduğu da unutulmamalıdır.
Üniversitenin internet sayfasında da, üniversitenin çekirdeğini teşkil eden mühendislik fakültesinin başlangıcının, 1924 yılında kurulan Maden Yüksek Mühendis Mektebi olduğu ifade edilmektedir.
Çekirdek bu okul olduğuna göre, çekirdekten büyüyenin, gelişenin başlangıcının da bu çekirdeğin olacağı açıktır.
Durum böyle iken, üniversitemizin kuruluş yılının 1924 yılı yerine, 1992 yılı olarak alınmasının, üniversitemize ve Zonguldak'a haksızlık ve prestij kaybı olduğuna inanıyorum.
Nasıl ki 2012 yılında alınan bir kararla, Zonguldak ile çok örtüşen Karaelmas Üniversitesi adı Bülent Ecevit Üniversitesi olarak değiştirilmiş ise, kuruluş yılının da 1924 olarak değiştirilmesinin bir hak teslimi olacağına inanıyorum. (Bu arada, sayın Cumhurbaşkanımızın, üniversitenin kendi dönemlerinde kurulduğu ifadeleri de, belki de bu ad değişikliği ile karıştırılmasından kaynaklanmış olabilir!)
Belirtilen bu nedenlerle, üniversitemizin gerçekleştirilecek olan 30. Yıl kutlamalarının, 98.; iki sene sonra yapılacak olanın da 100. kuruluş yılı kutlamaları olmasının daha doğru olacağına inanıyorum.
Böyle bir onur da her üniversiteye nasip olmayan bir ayrıcalık olacaktır.
Günümüzde, Zonguldak'tan üniversitenin varlığı çıkarılacak olursa, muhtemelen il olma niteliğini yitireceği ve geriye orta büyüklükte bir ilçe kalacağı açıktır.
Ülkemize kazandırdığı on binlerce yetişmiş insan varlığı, Zonguldak ekonomisine, bilime olan katkıları, verdiği sağlık hizmetleri ile; Zonguldaklı ve üniversite mensubu olup da üniversitenin kuruluşundan ve varlığından memnun ve mutlu olmamak bir ruh sağlığı ve vicdan sorunu olsa gerek!
Bu güne kadar, görev yapan her rektörün, üniversitenin gelişmesi için elinden gelen gayreti gösterdiğine kuşku yoktur.
Ancak, bu kapsamda, değerli Cumhurbaşkanımız rahmetli Süleyman Demirel'in desteğini arkasına alan Kurucu Rektörümüz sayın Prof. Dr. Ramazan Özen'in, üniversitenin teknolojik ve kurumsal altyapısının oluşturulmasındaki hizmetlerinin, (yakından gören, bilen bir kişi olarak) ayrı bir yerinin ve öneminin olduğuna inanıyorum.
Kendilerinden sonra gelen sayın Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz ve diğer rektörlerimizin dönemlerinde, özellikle, fiziksel kapasitede ve öğrenci sayılarında artışlar olsa da, gelen öğrenci niteliklerinde ve tercih sıralamalarında yaşanan sıkıntıların en önemli olumsuzluk olduğu bilinmekte, bu ve benzeri sorunların çözümleri de bilinmektedir. (Ancak asıl sorunun, 12 yıl süren eğitim öğretimden sonra okur-yazar olmaktan başka bir becerisi olmayan; üniversiteleri bitirdikten sonra işsiz-mutsuz, kaygılı olan diplomalı gençler olduğu ise hiç unutulmamalıdır.)

[*] [*] [*] [*]

SALONDAKİ KÖMÜR VE İLGİNÇ BİR PAYLAŞIM!
İlki 1978 yılında yapılan ve yabancı ülkelerden olan katılımlarla, adı Uluslararası Türkiye Kömür Kongresi ve Sergisi olarak değişen Kömür Kongresi'nin 22.'si, 29-30 Eylül 2022 tarihlerinde, Dedeman Otel'de gerçekleştirilmiştir.
Büyük ilgi ve katılımla geçen kongrede (1'i yabancı) 37 bildirinin sunulduğu, 1 panelin yapıldığı, (10'u yabancı) 350 kadar atılımın olduğu öğrenilmiştir.
Kongrede, her seferinde olduğu gibi, ülke madenciliğinin ve taşkömürü havzasının sorunları ve çözüm önerileri konuşulmuş ve tartışılmış; (umutsuz olunsa da!) yetkililerin, ilgililerin dikkatlerine, bilgilerine sunulmuştur.
Dostluk, arkadaşlık, meslektaşlık; öğrencileri ile hocaları arasındaki sevgi bağlarının güçlendiği tarafımdan da görülmüştür. (Maden Mühendisliği bölümümüzde 16 yıl görev yapmış olmanın mutluluğunu da bir kez daha yaşadım!)
Bu arada, en içtenlikle kucaklaştığım dostlarımdan, aile boyu madenci, çok değerli kardeşim sayın emekli Prof. Dr. Hasan Gerçek'in anlattığı ve duyanları güldüren ilginç bir anlatısını da burada paylaşmak istiyorum:
"Abi, biliyorsun, rektörlük seçimlerinin birisinde, ikimiz de aday olmuştuk ve sonuç alamamıştık. Şimdilerde bunun bir nedeninin de, her ikimizin adında, soyadında, "ÖZ" geçmemiş olması olduğu aklıma geldi! Birisi hariç diğer rektörlerimizin adında ya da soyadında "ÖZ" geçiyor: Ramazan ÖZen, Bektaş AçıkgÖZ, Mahmut ÖZer, İsmail Hakkı ÖZölçer. Bundan sonrası için de, sayın Prof. Dr.'lar Ahmet ÖZarslan ve Mustafa SÖZen gibi hocaları şanslı görüyorum!"
Ben de, her bakımdan değerli, liyakatli hocalarımıza bol şans dilerim.
35 yıl öğretici ve yönetici olarak mensubu olmaktan onur duyduğum üniversitemizin 30. (98.) kuruluş yılının yeni başarılara, gelişmelere, hayırlı hizmetlere başlangıç olmasını; kentimizde yapılmakta olan madencilik kongrelerinin de daha uzun yıllar devamını dilerim...