Sadık Şef (Demircan) yıllar önce, Karayollarında birlikte görev yaptığımız çok değerli bir Karayolcu kardeşimdir.
Zonguldak'ta, Karaelmas Mahallesi'nin tepesindeki, babadan intikal geniş bahçesinde ve Ankara'daki yine geniş bahçesinde iyi de bir sebze ve meyve yetiştiricisidir.
Üretmek ve ürettiklerini komşuları ve arkadaşları ile paylaşmak en büyük zevklerindendir.
Karaelmas Mahallesi'nin meyvelerinden, sebze-meyve üretme konusundaki bilgilerinden ve gönderdiği verimli sebze tohumlarından ben de yararlandırıyorum.
Sadık Şef, aynı zamanda eski ve iyi de bir avcıdır.
Benim de tanığım çok değerli avcı arkadaşları da vardır.
Ben ayrılıp üniversiteye geçtikten sonra o, Karayollarında göreve devam etmişti.
Üst makamlarda bulunmuş ve çok değerli hizmetlerden sonra, o da emekli olmuştur.
Kendisi ile olan dostluğumuz, arkadaşlığımız, ailecek, halen de devam etmektedir. (1976 yılı yapımı eski Dorukhan Tüneli'nin, yıllarca devam eden tavan akıntılarından ve karanlık dehliz durumundan kurtarılıp günümüzdeki duruma getirilmesinde, bir Zonguldaklı Karayolcu olarak, önemli katkıları da olmuştu.)
O Karayollarında, ben üniversitede göreve devam ederken, Zonguldak'ta buluştuğumuz bir tarihte, (Karayolcu hitabı ile!) "Şefim, ava düşkün olduğumu bilirsin. Keklik avı için, bir-iki arkadaşla Safranbolu tarafına gitmeyi planlıyoruz. Eğer tavsiye edersen, ulaşımı da kolay ise, senin köy tarafı da olabilir." diyerek bir istekte bulunmuştu.
Ben de kendisine, "Ya Şefim... Benim çocukluk yıllarımda, tarlalarda dolaşırken taş attığımız her yerden keklik sürüleri havalanırdı. Şimdilerde durum nedir bilmiyorum ama boş döneceğinizi sanmıyorum. Ancak uçan mı kaçan mı, saldıran mı ne avlarsınız onu bilemiyorum! Tavsiye ederim. Bizim köyde mola verir, köy kahvesinde dinlenirsiniz. Sizi misafir etmekten, ben de köylülerim de memnun olurlar. Ulaşımı da çok kolaydır." mealinde bir şeyler söylediğimi, onun da nasıl gidebileceklerini sorduğunu hatırlıyorum.
O yıllarda, henüz navigasyon sistemli, konum bildirici akıllı telefonlar falan yoktu.
Adres arayanların, yol soranların, karayolu haritalarından ve bilenlere sormaktan başka yardımcıları da yoktu.
Ben de kendisine, avlanma amacıyla, bizim köy tarafına nasıl ulaşabileceklerini, sözle ve kroki ile anlatmaya çalışmıştım.
Sizlerin de ilginç bulacağınızı ve gerekirse yararlanabileceğinizi de düşünerek, bu anlatının ilginç bölümlerini burada da paylaşmak istiyorum!
"Şefim... Önce, bildiğiniz yoldan Karabük'e gideceksiniz. Buradan sonra, Araç Çayı'nı takip eden Karabük-Araç-Kastamonu yolu üzerinden, 35 kilometre kadar giderseniz, yol üzerindeki Toprakcuma-Çıraklar Köyü'ne ulaşırsınız. Buradan, güneye ayrılan köy yoluna sapıp, 3-5 kilometre giderseniz, bizim köy (Güney Köyü) civarlarındaki geniş av alanlarına ulaşabilirsiniz. Yorulduğunuzda dinlenmek için; eğer av yükünüz ağır olursa, taşımada yardımcı olmaları için köye uğrarsınız." diyerek, normal yolu anlatmıştım.
Ardından da; "Ancak sizler doğayı, doğada yürümeyi, bulunmayı, görmediğiniz yerleri görmeyi seven, adrenalin salgısı fazla olan insanlarsınız. Bu nedenle bir de, seveceğinizi, tercih edeceğinizi sandığım bir başka yol daha önereceğim." dedikten sonra bu alternatifi de anlatmıştım.
"Eğer Karabük'ten sonra, Karabük-Gerede yoluna girip, demir-çelik fabrikalarını geçtikten sonra, yolun Soğanlı Çayı vadisinden ayrıldığı noktada, siz de ayrılıp, Çay Vadisi'ne (doğal yola) girer ve avlana avlana, çay boyu 30-35 kilometre kadar giderseniz, yine bizim köy civarlarındaki av alanlarına ve bizim köye ulaşabilirsiniz. Soğanlı Çayı vadisi, genelde olduğu gibi, bu kesimde de çok bakirdir. Doğal park alanları gibidir. Avlanma için de uygun olacağını sanıyorum. Bu doğal yoldan da giderek yine bizim köy civarına ve köye ulaşabilirsiniz." diyerek, doğal yolu da anlatmıştım.
"Şefim bu arada, her iki çay vadisi üzerinde ulaşacağınız noktaların önemli coğrafi özelliklerinden de söz etmek isterim." dedikten sonra, aşağıdaki bilgiyi de paylaşmıştım.
[*] [*] [*] [*]
İKİ ÇAYIN BULUŞMASI
"Şefim... Bilirsin; 300 kilometre kadar uzunluktaki Filyos Irmağı'nın en büyük kolları; Soğanlı Çayı ile, Kastamonu-Araç tarafından gelen Araç Çayı'dır. Bu iki çay Karabük'te birleştikten sonra, Yenice Çayı adını alır ve aşılması zor dağları aşarak, kanyon vadiler oluşturarak yoluna devam eder, Filyos'ta denize ulaşır. Ulaştığı yerde de, günümüzde üzerine liman ve sanayi bölgesi yapılmakta olan geniş Filyos Vadisi'ni oluşturur.
Ilgaz Dağları'ndan doğan Araç Çayı, Karabük-Araç yolunun da güzergahını oluşturarak Karabük'e ulaşır. Soğanlı Çayı da, Bolu'da Köroğlu Dağları'ndan doğup Gerede civarından geçerek, geçtiği yerlerin adlarını alarak yoluna devam eder ve bizim köy civarından da geçerek o da Karabük'e ulaşır.
Birbirlerine 80-100 kilometre uzak noktalardan yola çıkan bu iki çay,100-150 kilometre yol aldıktan sonra bizim köy ile, Toprakcuma arasında birbirlerine 2-2,5 kilometre kadar yaklaşarak ilginç bir coğrafya oluşturmuşlar. Buluşmaları, 30-35 kilometre daha yollarına devam ettikten sonra Karabük'ün olduğu yerde mümkün olabilmiş. Oluşturdukları bu ilginç jeomorfolojik oluşum, Karayolları haritasında da görülebilmektedir. ( Harita 1 )
Bu coğrafi oluşumun, bölgeye uzaydan bakıldığında bile fark edilebileceğini sandığım bir coğrafi özellik oluyor. Bu durumun da bizim köy ile Toprakcuma köyü ve komşu köyler için önemli bir adresleme kolaylığı sağladığı da söylenebilir."
[*] [*] [*] [*]
Bir süre sonra, av programını gerçekleştirdiklerini, çok memnun kaldıklarını; ancak doğal yolu tercih etmediklerini, normal yoldan gittiklerini söylemişti.
Kendimi bildim bileli; hayatı, bu iki çayın oluşturduğu vadilerden kopmayan mühendis bir bölge insanıyım.
Özellikle, Soğanlı Çayı vadisinin, üzerinde, hidroelektrik santralları boncuk gibi dizilmezden; santral yolları, kum-çakıl ve taş ocakları ile altları üstlerine getirilmeden önce, görülmeye değer bir doğa cenneti idi.
Şimdilerde, her iki çayın suları, yaz aylarında, küresel ısınmanın da etkisi ile bir değirmeni bile zor döndürecek kadar azalmıştır.
Değerli Karayolcu avcı kardeşime, bu yüzden doğal yolu tavsiye etmiştim.
Bilindiği üzere, tüm akarsularımızın ve milyonlarca yıl uğraşarak oluşturdukları vadilerinin korunması, gelecek nesillere temiz olarak ulaştırılması; başta gelen kutsal görevlerimizdendir.
Ancak, sabah-akşam ekranlarda da gördüğümüz üzücü durumlar nedeniyle, bu kutsal görevden, sınıfta kalmayı geçin, sınıftan kovulmayı bile çoktan hak ettiğimize inanıyorum.
Sadık Şefimizin de sağlıklı ve mutlu bir yaşamla yola devamını dilerim.
