Ülkemizde, otobanların, devlet ve il yollarının projelendirme, yapım ve bakım hizmetlerinden Karayolları Genel Müdürlüğü sorumludur. Genel Müdürlük, bu görevini, merkez birimleri yanında, ülke genelindeki, her birine 3-5 bin kilometre, uzunluğunda yol ağı düşen 18 Bölge Müdürlüğü vasıtası ile yürütür.
Her Bölge Müdürlüğü de, bölgesindeki mevcut yolların bakım-onarım hizmetlerini, her birine 500-600 kilometre kadar yolun bakım-onarım görevi verilen Şube Şeflikleri ile gerçekleştirir.
Yol yapım ve proje birimlerinde görev yaptığım 1970&[#]8217;li yıllarda, Şube Şeflikleri, bu bakım hizmetlerini, genellikle 80-100 personel ve 10-12 kadar kamyon, greyder, yükleyici gibi, benzer tür ve kapasitelerdeki ekipman gücüyle yürütürdü. (Günümüzde ise, hizmetler, genelde hizmet alımları ile yükleniciler eliyle yürütüldüğünden durumlar çok değişmiştir.)
Görev yaptığım o yıllarda, Zonguldak civarındaki yolların bakım-onarım hizmetleri (günümüzde olduğu gibi), Devrek&[#]8217;teki Şube Şefliği tarafından yürütülürdü. Bu Şube Şefliğinde, bir şube şefinin görev yaptığı dönemde, yollar çok bakımlı ve iyi durumlarda olurken, tüm koşullarda bir değişme olmadığı halde, sadece şube şefinin değişmesiyle, bakım-onarım hizmetlerinde, olumlu-olumsuz önemli farklılıkların olduğunu yakından görme fırsatım olurdu.
Şube Şefinin iyi olduğu dönemlerde yolların bakım-onarımı da iyi olur, yollarda köstebek yuvaları oluşmaz, karda, yağmurda, yağışta pek sorunlar olmaz; Şube Şefinin iyi olmadığı dönemlerde ise, bu hizmetlerin iyi yapılmadığı açıkça görülürdü.
Öyleyse iyi olan ve olmayan şube şefleri kimlerdi? Şüphesiz, iyi olan şube şefi, kendisine sağlanan imkanları iyi kullanarak, sorumlu olduğu bakım-onarım hizmetlerini iyi yapan, yani iyi yönetici olan; diğeri de iyi olmayan, kötü yönetici idi.
Bu örneğin, yönetiminin söz konusu olduğu her kurum, birim, devlet, hatta hane için, genelleştirilmesi mümkündür. Sözün özü;
&[#]8220;İyi yöneticinin ve iyi yönetimin olmadığı hiç bir birimde, kurumda, ülkede, hanede, işlerin iyi gitmesi, yönetilenlerin mutlu olması mümkün değildir.&[#]8221;
Bu durumda iyi şube şefi, yani iyi yönetici kimdir? Onun da tanımının yapılması gerekir. İyi yönetici, hepimizin de bildiği gibi &[#]8220;İşi ehline veriniz!&[#]8221; buyruğuna uygun olan kişidir. Ancak işin ehline verilmesi de yetme; işi verenin, işin ehline müdahale etmemesi; ona görev yapacağı uygun ortamı sağlaması da gerekir.
Örneğin, bir siyasi iktidarın, bir genel müdür atamasında, atamanın öncesinde ya da hemen ardından, eline, atandığı kurumda, hemen görevden alacakları ve atayacakları kişilerin, öncelik vermesi gereken işlerin, öncelikli görevlerin bir listesi verilirse; öncelikle, böyle bir durumu kabul eden bir kişiden iyi genel müdür olamaz; kabul etmez ise de hem genel müdür olması, hem de genel müdürlüğünü sürdürmesi zor olur.
Böyle, listeye, kişiye özel isteklere bağlı atamalar yapmayan siyasetçilerin ve bu listeleri kabul etmeyen, zorluklara rağmen iyi yönetici olmak için çırpınan atanmışların varlığı da az değildir. Bu ülkenin insanlarının Adnan Kahveci gibi bakanları, Recep Yazıcıoğlu gibi valileri, bu ülkede sıtmanın kökünü kazıma, sigara işkencesinden kurtarma gibi hizmetleri yapanları unutması mümkün değildir. O siyasetçilere ve atanmışlara teşekkür borçluyuz. (Allah onlardan razı olsun, &[#]8220;bir masa, bir makam ver, her şeyini al!&[#]8221; türünde vermeleri ve almaları yapanlardan da inşallah, Allah razı kalmasın, her iki dünyada ellerimiz yakalarında olsun!)
Arabayı teslim edeceğimiz sürücüyü, arabayı teslim etmezden önce çok iyi aramalı, araştırmalı, haklarını, görev ve sorumluluklarını iyi bir şekilde belirlemeliyiz. Arabayı teslim ettikten sonra da onun işine karışmamalıyız. Hele sürücü koltuğunun yanına oturup, kendisinden kural ve güzergah dışı, kişiye özel isteklerde bulunulmamalı, görevine müdahale edilmemelidir. Aksi halde, onun, iyi sürücü bile olsa, arabayı iyi kullanması, görevini iyi yapması mümkün olamaz. Sonunda ya kaza yaparak, ya görevden alınarak, ya da görevi bırakmak zorunda kalarak, bir şekilde sürücülüğü sonlanır. Sonuçtan, arabayı teslim eden de, sürücü de yolcu da zararlı çıkar!
Değerli Okurlarım; ülkemizde, yukarıda anlatmaya çalıştığım olumsuz durumlar, maalesef her dönemde yaşandı ve halen de fazlasıyla yaşanmaktadır. Yine her dönemde, bu durumlara itiraz eden her kesimden, çok değerli siyasetçiler, bürokratlar, vatanseverler olmuştur. Ancak onların sonuç almada çok da başarılı olabildiklerini söylemek zordur. Zira sonuçlar ortadadır. Ülkemiz iyi yönetilememiştir. Bunun nedenlerini başkalarına bağlamak da doğru değildir.
Bazen, &[#]8220;Devlet bazı konulara el atmasaydı da vatandaşa bırakmış olsaydı, durumlar daha kötü olmazdı&[#]8221; diye düşündüğüm olur. Örneğin, imar ve şehircilik bakanlığı olmasaydı şehirlerimiz (örneğin Zonguldak!) bugünkünden daha kötü durumda olmazdı; Orman Bakanlığı olmasaydı ormanlarımız daha kötü korunmazdı.
Bizim köyün, çocukluk dönemimdeki, dürüst, bilge bir kişi olan muhtarı, rahmetli Mahir Ağa, eğer cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, genel müdür olmuş olsaydı, herhalde kitap fırlatmaları ile devlet krizleri yaratmazdı. Kavgalara, seviyesiz sataşmalara, tartışmalara meydan vermezdi, neden olmazdı. Altı bin nüfuslu Amasra&[#]8217;ya üç koldan çevre yolu, 6 bin nüfuslu Cide, İnebolu ilçeleri istikametinde (kilometresi 20 milyon TL&[#]8217;yi bulan) otoban; Karabük&[#]8217;ün 600 nüfuslu Ovacık ilçesine bulvar yollar yapılırken, Zonguldak il merkezine 70-80 yıldan kalma yollarla girilmesi adaletsizliğine ve savurganlığına itiraz, isyan eder, istifadan da geri kalmazdı. Yozlaşmalar bu kadar olmazdı!
Bireysel iradelerin hakim olduğu eski dönemlerde, özellikle kamusal işleyiş noktasındaki yönetim faaliyeti &[#]8220;sevk ve idare etme, yönetilenler üzerinde otorite kurma, itaat ettirme, emredip iş yaptırma&[#]8221; gibi ifadelerle tanımlanırdı.
Günümüzde ise, yönetimin, &[#]8220;Belirli ortak amaçları gerçekleştirmek üzere birliktelik oluşturmuş insan topluluklarının, belirlemiş oldukları ortak amaçlarını gerçekleştirmeleri için, yönetilenlerin de katılımı ile yapılan iş ve işlemler&[#]8221; olarak tanımlanması mümkündür.
Bu faaliyetler kapsamında yapılan organizasyon, koordinasyon, denetim gibi yönetim görevlerini yapan ya da yapmak üzere görevlendirilen kişiler de yönetici olarak adlandırılır. Yöneticilik, eğitim-öğretimlerle sağlanacak bilgiler yanında, beceri ve deneyim de gerektiren bir sanattır.
Şüphesiz uyduların ve insansız hava araçlarının olmadığı dönemlerde(!) &[#]8220;tepeye çıkmadan tepenin ardını görebilen; doğru zamanda doğru işler yapabilen yöneticiler&[#]8221; gibi nitelemelerle tanımlanan &[#]8220;liderlik&[#]8221; ise yöneticilikten çok farklı doğal ve sonradan kazanılma nitelikler gerektiren bir durumdur. Her lider bir yönetici olsa da, her yönetici ya da başkan, lider olamaz. Liderlik özelliklerini taşımak her kula kısmet olmaz!
Tarih öncesinden günümüze, yönetim türlerinin en kapsamlısının ve önemlisinin devlet yönetimi olduğu bilinmektedir. Demokratik işleyişin ve organize devlet yapılanmasının olduğu tüm devlet yönetiminden en sıradan yönetimlere kadar olan tüm yönetim faaliyetlerinde, yönetimin dört önemli girdisinin ya da unsurunun olduğu söylenebilir.
Bu girdiler, ya da unsurlar;
[*] Bir amaç ve ortak bağlar etrafında birlikte olmuş bir insan topluluğu, (yönetilenler)
[*] Yöneticiler,
[*] Yöneticilerin ve yönetilenlerin uyması gereken yasal ve idari düzenlemeler ve
[*] Bu düzenlemelere uyulup uyulmadığının denetimi,
Devlet yönetimlerinde, bu unsurlardan ilkini yönetilenler, yani halk-millet; demokratik sistemin olduğu devlet yönetimlerinde, ikincisini seçimlerle belirlenen temsilcilerin belirlediği hükümetler, halk tarafından seçilmiş yöneticiler ve onların atadıkları bürokratlar hiyerarşisi oluşturur.
Yöneticilerin ve yönetilenlerin görevlerinin, hak ve sorumluluklarının belirlenmesi ile ilgili yasal ve idari düzenlemeler ise, seçilmiş kişilerden oluşan meclisler, onların belirlediği hükümetler, doğrudan seçilmiş yöneticiler ve atanmış bürokratlar tarafından yapılır.
Bu düzenlemelere uyulup uyulmadığının denetimleri ise, seçilmişlerin oluşturduğu meclis içinden oluşturulan denetim mekanizmaları, yargı organları ve diğer denetim vasıtasıyla sağlanır.
Tümü birbiri ile bağlantılı olan bu girdiler ne kadar nitelikli ve iyi olursa, iyi işlerse yönetim faaliyetleri de o kadar memnuniyet verici olur. (Ev sahibi olmak için kurulan bir konut kooperatifinde, üyeler ne kadar görevlerini yaparlar, iyi olurlarsa, ne kadar iyi başkan ve deneticiler seçerlerse, ne kadar eksiksiz, iyi kooperatif tüzüğü hazırlarlarsa, yöneticin faaliyetlerini ne kadar iyi denetlerlerse, kooperatifin başarıya ulaşmasının; üyelerin, çalma- çırpmaya uğramadan, ev sahibi olmalarının o kadar kolay olması gibi!)