Artık, belediyelerde kadınlar saç saça, baş başa kavga etmeye başlamış!
İçinden çay geçen ilçede yaşananlardan sonra, “Bu kadar olur mu?” diyorduk!
Daha fazla oldu!
Bir belediyede iki kadın birbirine girdi!
Bu kadınların kavgası "post" değil, "dost" kavgasıymış!
Şimdi bu iki kadından biri, biriyle dost hayatı yaşıyor!
Meğer, diğer kadın da bu adamın dostuymuş!
Kadere bak...
İki dost, aynı işyerinde, aynı masada çalışıyorlar!
Neyi paylaşamadılarsa, birbirlerine girmişler!
Bayram değil, seyran değil!
Bu kavga da neyin nesi?
Aslında hem bayram!
Hem seyran!
Ben, size bir şey söyleyeyim mi?
En kolay işe girilen yerler belediyeler!
Yeter ki, arkanız sağlam olsun!
Kadının biri, tüm engellere rağmen, engelsiz yaşam merkezinde işe girdi!
Niye, arkası sağlam!
Milletvekili bir telefonla işe koydu!
Mesela, belediyede başkana yakın güvenlik görevlisi, temizlik görevlisi olan kadınla 1+1’de buluştu, sonra kadın, beyaz çarşaftan beyaz masaya geçti!
Sonra engelsiz bir şekilde çalışan kadın da bir akşam 1+1’e gitmiş!
O da beyaz çarşaftan beyaz masaya geçmiş!
Belediyeciliği bilen birine bu olayı anlattım ve sordum...
“Bu kadınları beyaz masaya neden alıyorlar?” diye...
“Valla, sorduğun belediyede beyaz masa 'pavyon' gibi! Adamlar, 'kadınları gözlerinin önünde, ellerinin altında olsun' diye buraya alıyorlar” dedi!
Şaşırdım mı?
Tabi ki şaşırmadım!
Kadınlardan biri, eski bir belediye başkanının sevgilisiymiş!
Vay be!
Nereden nereye?

Hanımağa-Şehzade-Erdemli Belediye...

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, “Erdemli Belediyecilik” sloganıyla yola çıktı!
Ne kadar "Erdemsizlik" varsa, tek tek gün yüzüne çıkarmak bize düştü!
Tahsin Erdem’i "Bülent Ecevit"e benzetiyorlar!
Tırnağı olamaz da, hadi diyelim benzedi!
Eşi Hande Erdem’in "Rahşan Ecevit"le benzeşen bir durumu var mı?
Bir tek ortak noktaları var!
Rahşan Hanım, Bülent Ecevit’in işine karışıyordu!
Hande Hanım da, Tahsin Erdem’in işine karışıyor!
Bülent-Rahşan Ecevit çiftinin çocukları yoktu.
Tahsin-Hande Erdem çiftinin iki oğlu var!
Belediyedeki her işe karışıyorlar!
Tahsin Erdem, çocuklarının arkadaşını işe alıyor!
Hem de karı-koca ikisini birden işe alıyor!
Kimini Özel Kalem Müdürü yapıyor!
Tahsin Erdem, yılbaşı hediyesi olarak bir cip almış!
Tahsin Erdem, daha 9 ay olmadı "Belediye Başkanı" olalı!
9 ayda çocuk bile olmuyor!
Çocuklar "şehzade", eşi "hanımağa" oldu!
Eşinin gün arkadaşı "Belediye Başkan Yardımcısı" oldu!
Beş yılın sonunda ne olacak, merak ediyoruz!
Dr. Ömer Selim Alan’ın ne kardeşi ne eşi belediyeye gelip, kimsenin işine karışmamıştı.
Dr. Ömer Selim Alan, bunların binde birini yapsa, darağacına çekilirdi!
"Dr. Ömer Selim Alan’ın adamları, belediye çalışanlarını dövüyor" diye haberler yapılıyordu!
Tahsin Erdem’in adamları, belediye çalışanlarını seviyor!
Bizden başka kimse haber yapmıyor.

Her akşam aynı balığı niye ölçüyorsun?

Bizim ilçe müdürü ile aşk yaşayan mühendisin talipleri arttı!
Gökçebey’den arayanlar oldu!
“Denizimiz yok ama ırmağımız var! Çok güzel balıklarımız var! Bizim balıkların da ölçülme zamanı geldi” diyorlar!
Devleti, devletin kurumlarını bu kadar ayağa düşüren yöneticileri bu şehre kim getiriyor?
Kim sahip çıkıyor?
Anlamış değilim.
AK Parti iktidarı var.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan var.
Ama bir ilçe müdürü, mahiyetindeki mühendis ile aşk yaşıyor!
Bu aşk ilişkisi nedeniyle kadın mühendis, gece göreve gitmiyor!
İlçe müdürünün evine gidiyor!
Ne yapıyorlarmış?
Balıkların boyunu ölçüyorlarmış!
Bir kere ölçtün!
Hadi bir kere daha ölçtün!
Bu evde kaç balık var?
Her akşam aynı balığı niye ölçüyorsun?
Peki, bu ilçe müdürünü buraya getiren il müdürünü ne yapacağız?
Bildiği halde bu rezilliğe neden göz yumuyor?
Çünkü kendisi de başka rezillikler yapıyor!
O da karadaki büyük balıkları ölçüyor!
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, bu işlere neden göz yumuyor?
Diyelim ki bilmiyor!
Üç gündür yazıyoruz...
Bu ahlaksız adamlar nasıl hala görevlerinin başında?
Bu bürokratlar, bu ile iş yapmaya mı geldi, aşk yapmaya mı geldi?

Pusula haftaya damga vurdu

Bereketli bir haftayı geride bıraktık.
Gündeme damga vuran haber ve yorumlar yine Pusula’da yayınlandı.
Pusula’nın rüzgarına kapılıp, yelken açanlar, rol çalmaya çalışanlar oldu!
Rüzgara karşı işeyen, eline-yüzüne bulaştıranlar oldu!
Zonguldak insanına değer vermeyen, hor gören, hizmet etmeyen kim varsa eleştirmeye devam edeceğiz.
Zonguldak insanına eziyet eden kim varsa, eziyetin en büyüğünü onlara edeceğiz. 
Hastanenin acil servisinin önünde dolmuşun çarptığı kadını, Ereğli Anadolu Hastanesi’ne gönderenlerden hesap soracağız.
Soğuk algınlığı nedeniyle hastaneye gelen Vali Osman Hacıbektaşoğlu’na yoğun bakımda serum bağlayıp, ölümün kıyısındaki Zonguldaklıyı Ereğli Anadolu Hastanesi’ne gönderenlerden hesap soracağız.
Milletvekilinin burnundaki kıl için fıldır fıldır peşinde koşan, acil servisin önünde ölen kadın için kolunu kıpırdatmayan başhekimden hesap soracağız.
Balıkesir’den getirdiği adamlarla Zonguldak’ta okeye dönen Tarım ve Orman İl Müdürü Nihat Ağan’dan, Zonguldaklı üreticiye, esnafa yaptığı eziyetin hesabını soracağız.
Devletin tahsis ettiği araçla eşiyle birlikte memleketi Balıkesir’e giden Tarım ve Orman İl Müdürü Nihat Ağan’dan, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu hesap sormayacak mı?
Beycuma’da yanan bir kızımızın Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’nde yanık ünitesi varken, Kocaeli’ye gitmesine neden olan yöneticilere hesap sormayacak mıyız?

Biraz daha okusaydın da ormancı olsaydın!

Zonguldak'ın Devrek ilçesinde, Mahmutoğlu Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı H.K. ile kardeşleri S.K. ve S.K., daha önce kaçak ağaç kesimi yaptıkları iddiasıyla kendileri hakkında tutanak tutan Orman Muhafaza Memuru Sezgin Deliacı'yı darp etmişti!
Orman Bölge Müdürü, sendikacılar, aman Allah’ım, ortalığı ayağa kaldırdılar!
Günlerdir beklediğim WhatsApp görselleri geldi.
Durum hiç öyle anlatıldığı gibi değil.
Ormancıya saldıran adamlar iyi ki tutuklanmamış.
Bence tutuklanması gereken başka biri var!
Yazıyı bir hikayeyle bitirelim...
Orman köylerinde yaşamış herkes bilir ki “orman memurunun” havası kaymakamda bile yoktur. 
Ahali ne kaymakamdan ne de validen çekinir, varsa yoksa ormancı... Ormancıyı gördüğünde; üstünü başını düzeltir, kasketini eline alır, hazır ola geçip selam durur. 
Bir gün köyü ziyarete gelen kaymakamla kimse ilgilenmediğinde, “Biraz daha okusaydın da ormancı olsaydın” denmiştir!
Bizim ormancıların havası böyle!
Biz, Devrek’te dükkanlara bırakılan zarfları da biliyoruz, mazrufları da biliyoruz!
Zonguldak insanını kimse zarflamasın!