Dün ki köşe yazımda,
Zonguldak’ta mükellefiyet kanunun mimarı,
Dilaver Paşa’yı yazmıştım.
Zonguldak halkına devlet eliyle yapılan işkencenin,
Mimarının ismi ise,
Dilaver Mahallesi’ne verilmişti.
Tabi bu noktada,
Bir çok telefon aldım.
Dilaver Paşa hayranları olduğunu da gördüm.
Bana hak verenleri de!
Dilaver Paşa hayranları,
Paşa’nın Zonguldak’ı özel mülküne alarak,
Fransız işletmecilerinden kurtardığını aktardılar bana.
Aslında,
Benim paşayla özel bir derdim yok.
O devirden,
Bu devire geldiğimizde,
Anlaşılan o ki,
Zonguldak’ın Dilaver Paşaları bitmiyor.
Zonguldak her dönem,
Bir Dilaver Paşa çıkarıyor.
Aslında şimdi merak ettim.
Dilaver Paşa nereli diye?
Kafkasya kökenliymiş.
Doğu Karadeniz az üstünde.
Ben diyorum,
Koca paşa Zonguldak’ı özel mülkiyetine neden aldı?
Ben mevzuyu şimdi anladım.
Dedim ya!
Zonguldak şimdiler de ise,
Modern Dilaver Paşalar var.
Revize edilmiş,
Biraz daha medeni,
İşçi haklarına az biraz daha saygılı Dilaver Paşalar!
Onların da ismi,
Yüz yıl sonra bazı mahallelere verilebilir.
Erdoğan Mahallesi,
Alaattin Mahallesi,
Hakan Mahallesi…
*    *    *    *    *    *    *    *    *
Gün içinde,
Zonguldak Belediyesi’nde yaşanan kavga
Dikkat çekti.
İki kadının ettiği kavganın sebebi merak konusu.
Ama bence mesele o değil!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in oğlu,
Emirhan Erdem’in,
Bu iki personele fırça atarak,
Yerlerinin değiştirileceğini söylemesi.
Yahu bunlar,
Baba-oğlu,
Belediyeyi dedelerinden miras sanıyorlar galiba.
Zonguldak halkı,
Tahsin Erdem’i mi belediye başkanı seçti?
Yoksa Erdem’in tüm ailesini mi?
Emirhan Erdem’in,
Özel kalemde sürekli olarak oturduğu,
Sağı solu kolaçan ettiği söyleniyor.
Geldiğimiz noktaya bakar mısınız?
Belediye başkanlık makamı değil de,
Saltanat koltuğu sanki.
Babadan oğula geçecek anlaşılan.
Şehzademiz,
Şimdiden yerini almış.
Ama Haşmetli Şehzademizin,
Önce bir sancağa çıkması lazım.
Gerçi,
Arada Merkez İlçeye de gidiyor.
Sancak sayılır.
Şehzademiz tahta çıkarken,
Culus bahşişi vermek zorunda.
Ama o da kesinlikle ‘para yok’ diye ağlayacaktır.
Şehzademizi yeminle selamlayalım o halde;
Bismişah! 
Allah Allah!
Baş üryan,
Sine püryan!
Kılıç al kan!
Bu meydanda nice başlar kesilir,
Olmaz hiç soran!
Eyvallah, Eyvallah!
Kahrımız, kılıcımız düşmana ziyan!
Kulluğumuz Şehzademiz Emirhan’a ayan!
Üçler, yediler, gülbangı Muhammedi,
Nurlu Nebi Kerem-i Alim Pirimiz Sultanımız, Hünkarımız, Hacı Bektaşi Veli,
Demine devranına Hü diyelim!
Hüü!
Şehzade Emirhan çok yaşa!
Kılıcın değsin arşa!