CHP Zonguldak Merkez İlçe Başkanı Osman Zaimoğlu, partinin en skandalist ismi ünvanını korumaya devam ediyor!
Her yaptığı işin altından bir alengirlik, bir kurnazlık çıkıyor!
CHP'nin pazar günü Kilise'de bir kahvaltı etkinliği var.
Osman Zaimoğlu, önüne gelene bilet satmış!
AK Partililere bile kahvaltı bileti satmış!
Bilet satışını kendisi üstlenmiş, kadın üyelere de, "Poğaça-börek yapacaksınız" demiş!
Osman Zaimoğlu, kahvaltı biletlerini nasıl satıyor, makbuz kesiyor mu?
Yoksa tutturabildiğine, kaptırabildiğine şeklinde mi satıyor?
Rastgele bilet satışı olur mu?
Osman Zaimoğlu'nun bir de sürprizi varmış!
Takvim bastırmış, kahvaltıya gelenlere takvim satacakmış!
Acaba takvim için makbuz kesecek mi?
Para işlerine kafası zehir gibi çalışıyor!
Şimdi merak ediyoruz...
Bu paralar, kimin kasasına gidecek?
Osman Zaimoğlu'na partide hesap soran yok mu?
Zonguldak Belediyesi, işçilere ikramiye parasını ödeyemedi!
Acaba kahvaltıda topladığı paralarla belediyeye mi destek verecek?
Kahvaltı programına 3 gün var.
Bakalım, süreç nasıl işleyecek?

Zonguldak Belediyesi'nin 52 konu başlığı...

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, göreve geleli 9'uncu ayını doldurmak üzere...
Bir kez bile basın toplantısı düzenlemedi!
Gazetecilerin karşısına çıkmadıkça, Zonguldak Belediyesi ile ilgili birçok konu havada kalıyor!
Basının karşısına çıkmak için kendisi ne bekliyor, bilmiyoruz!
Zonguldak Belediyesi Özel Kalem Müdürü Ömer Çağla Kaya, basın toplantısı için bir takım hazırlıklar içine girmişti.
Basına açıklanacak 52 konu başlığı hazırlanmış!
O konu başlıkları şimdi 70-80 olmuştur!
Tahsin Erdem için çember daralıyor!
Basının önüne çıkmayı ne kadar geciktirirse, onun için o kadar zor bir toplantı olacak!

Altın meyve...

Çin'de bir adam, o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı. Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparatorun karşısına çıkardılar. Hırsız, imparatoru görünce ona şöyle dedi:
"Değerli efendim... Çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz, size paha biçilemez bir armağanım olacak."
İmparator dudak büker, "Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?" dedi.
Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve, "Bu çekirdeği ekerseniz, bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz" diye cevapladı.
İmparator, kahkaha atarak, "Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni" dedi.
Yoksul adam:
"Haşmetlim, bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım. Bu tohumu ancak ömründe hiç çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum, o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür. İmparatorum, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz."
İmparator irkildi, suratını astı, bir süre düşündü, sonra hırçın bir sesle, "Ben imparatorum, bahçıvan değil. O tohumu vezire ver, eksin de altın meyveleri görelim" dedi.
Yoksul adam, tohumu vezire uzatınca, vezir telaşe içerisinde imparatora dönüp itiraz etti:
"Ben, ekim-biçim işlerinde çok beceriksizim efendim. Sihirli tohumu ziyan ederim. Bence bu tohumu hazinedar başı eksin."
Hazinedar başı da hemen bir bahane buldu ve bu görevi başkasına devretti.
Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohum ekme görevinden kaçındılar.
Sonra imparator, doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü. Başı önünde vezire, hazinedara ve bütün görevlilere dik dik baktı ve, "Hadi bakalım, bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim" dedi.
Cebinden bir altın çıkarıp yoksul adamın tutması için attı.
Herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izledi.
Sonra da gülerek, "Bas git buradan be adam, bugünlük bu ders hepimize yeter" dedi.
Ortalığın toz duman olduğu şu günlerde tohumu ekecek temiz kimse var mı dersiniz? (Alıntı)