Tarım ve Orman Zonguldak İl Müdürü Nihat Ağan hakkında yazdığım yazı, bomba etkisi yarattı.
Tarım ve Orman Zonguldak İl Müdürlüğü’nde neler oluyormuş, neler?
Tarım ve Orman Zonguldak İl Müdürü Nihat Ağan, devletin resmi hizmete mahsus olarak tahsis ettiği resmi araçla, eşini de yanına alarak Balıkesir’e gitmiş!
12 yıllık İl Müdür Yardımcısı Hasan Akçaalan’ı görevden almış!
Onun yerine Balıkesir’den Erol Ziyadoğlu’nu getirip "İl Müdür Yardımcısı" yapmış!
Harcama işinin başına da onu koymuş!
Kurum içinde farklı bir yapı oluşturmuş!
İlçeden kendisini arayan vatandaşa saat 15.00’a randevu vermiş!
Vatandaş saatinden önce randevusuna gelmiş!
Müdür Bey yok!
"İşim çıktı" deyivermiş!
Müdür Bey, için cılkını çıkartmış!
Böyle nezaketsizlik olur mu?
"Devrek’te ziraat işleri yapan bir bayiye 500 bin liralık masraf çıkarttılar!" demiştik ya!
Gökçebey’de bir bayinin de tepesine binmişler!
Rehberlik hizmeti vermeden, kurs açmadan, hiç uyarı yapmadan!
Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nde araç görev kağıtları zamanında kapatılıyor mu?
Yoksa üçte bir yerine, üçte iki almak için geç mi kapatılıyor?
Bu soruyu da sormamızı istediler.
Kilimli İlçe Müdürlüğü görevine, Balıkesir’den Fatih Canbazoğlu’nu atamış!
Fatih Canbazoğlu hakkında da şikayetler geliyor!
Ama Müdür Bey, ısrarla koruyor!
Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı...
Tarım ve Orman Zonguldak İl Müdürü Nihat Ağan, Zonguldak’ta bir "Balıkesir ekibi" kurmuş!
Siz, bu Balıkesirlileri "Zonguldak’ta okeye dönsünler" diye mi gönderdiniz?
Yoksa ilin tarım, hayvancılık ve ormancılığı geliştirmesi için mi gönderdiniz?
Zonguldak’ta tarım, hayvancılık ve ormancılık alanında bu ekibin yaptığı dişe dokunur bir iş yok!
Biz, kamu adına uyarımızı yapalım...
Okeyi biz kendimiz de oynarız!
Köşeyi bitiremiyorum...
Çünkü sürekli bilgi geliyor.
Tarım ve Orman Zonguldak İl Müdürü Nihat Ağan, lojmana gardırop yaptırmış!
“Bunu ödeyemeyiz” diyen görevliye, “Hiç kafan çalışmıyor mu? Vestiyer yaparsın, yine ödersin” demiş!
Sonuçta Müdür Bey'in gardırobunun parasını İl Müdürlüğü ödemiş!
Yetmemiş, klozet kapağına kadar değiştirmiş!
Hepsini İl Müdürlüğü'ne ödetmiş!
Gözlüğünün sapı kırılsa, “Bunu yaptırın” diyormuş!
Ama yeter artık!
Bir telefon daha...
Tarım ve Orman Zonguldak İl Müdürü Nihat Ağan, kendisinden önce görev yapan 7 İl Müdürü döneminde çalışan iki şehit yakınının kaldığı lojman için geriye dönük ödeme çıkartmış!
Şehit yakınları çok dertli...
Müdür Bey; gardırobu, klozetinin kapağını devlete ödetiyor!
Ama şehit yakını çalışandan lojman parası istiyor!
Tarım ve Orman Zonguldak İl Müdürü Nihat Ağan, bu kadar yeter.
Zonguldaklıya eziyet etme...
Devlete yük olma...
Şehit yakınına acı yaşatma...
İstanbul’da yaşanan rezillik!
Batı Karadeniz'in zengin kültürel dokusunu, yöresel lezzetlerini ve el sanatlarını vatandaşlarla buluşturan "Bartın-Karabük-Zonguldak Tanıtım Günleri", İstanbul Kağıthane’deki Hasbahçe'de
13-15 Aralık 2024 tarihleri arasında düzenlendi.
Zonguldak’ın üçüncü sıraya itildiği tanıtım günlerinde, bir sürü rezillik yaşanmış!
İliştirilmiş gazetecilerin yazdıklarına aldanmayın!
Bartınlıların yaptığı rezilliği size anlatacağım...
Zonguldak’ın düşürüldüğü durumu anlatacağım...
Toparlayabilirsem, yarın sizlere anlatacağım...
Zonguldak’ın, Zonguldak insanının İstanbul’da ne hale düşürüldüğünü anlatacağım...
Bekleyin...
Müdür bey, her akşam ölçtürüyor!
Zonguldak’ta bir ilçe müdürünün, mahiyetindeki mühendis kadınla ilişkisini yazmıştık!
Müdür bey, sevgilisi olan mühendisi gece denetime göndermiyor!
Mühendis, elinde cetvel, müdür beyin evine geliyor!
“Seninki ne kadar?” diye muhabbet ediyorlar!
Her akşam ölçüm yapıyorlar!
Ey ilçe müdürü...
Mühendis kadına her akşam niye eziyet ediyorsun?
Balık mı, her akşam ölçüsü değişsin?
Bir sefer ölçse, tamam işte!
Hem standardın altında olsa ne olacak?
Kesip, denize mi atacaksın?
Neyin peşindesin?
Geçenlerde kilolu bir dostum aradı...
"20 kilo versem, 2,5 santim uzayacak” dedi!
“Nasıl oluyor?” diye sordum...
“Vücudun yağla kaplanıyor! Yağlar eriyince, gerçek ortaya çıkıyor! En az 2 santim uzuyor! 2,5 da olabilir!” dedi.
Bu her akşam denetim işini bırak!
Mühendis sana değil, limana gitsin!
Hep seni değil, biraz da bizim balıkları ölçsün!
Eşeği seven, havlamasına katlanır!
Gazeteciliğimin en keyifli, en verimli günlerini yaşadığımı söylediğimde bazıları inanmıyor!
Pusula’da yazılan her haber, her köşe, inanılmaz etkileşim alıyor.
Soruşturma oluyor, açıklama oluyor, insanların nutku tutuluyor!
Kimisi, Pusula’nın akıntısına kapılıyor.
Bu çok özel bir durum...
Kimisi, Pusula ne yazsa, tam tersini yazıyor!
Ve Pusula’ya özel bir durum...
Yıllardır böyle...
Bu fitte kalmak ise gerçekten zor.
Her gün yeni konu bulmanız gerekiyor.
Bulduğunuz konu üzerinden yürümeniz gerekiyor.
Olayları keyifli bir dille anlatmanız gerekiyor.
Kullandığınız dilin bağımlılık yapması gerekiyor.
Çok şükür oldu.
35 yıl önce muhabir olarak başladığım meslek hayatımın en güzel, en keyifli günlerini yaşıyorum.
Belediyeyi yazıyorsun...
Önüne bir zağar bağlamışlar!
Başlıyor, hev hev hev!
Milletvekilini yazıyorsun...
Zağar başlıyor!
Hev hev hev!
Biz, eskiden yazdığımızda kangal gibi olurdu köpekler!
Hav hav havlarlardı!
Neyse...
Eşeği seven, havlamasına katlanır!
Biz, bunları yaza yaza pamuk gibi yumuşattık!
Kıssadan Hisse: Eşeğin gölgesi...
Bir gün büyük Yunan hatibi Demostenes, Atina’da bir toplantıda konuşmak isteyince halk, kendisini dinlemek istememiş, gürültü etmeye başlamış. Bunun üzerine Demostenes, “Yalnız iki kelimecik söyleyeceğim” demiş ve hemen bir hikaye anlatmaya başlamış:
“Vaktiyle bir delikanlı, Atina’dan Megara’ya gitmek için bir eşek kiralamıştı. Eşeğini kiraya veren adam da aynı yere işi düştüğü için beraber yola çıkmışlar. Konuşa konuşa giderken, öğle sıcağı basmış. Biraz dinlenmek ve öğle yemeği yemek için birlikte bir subaşına çökmüşler. Ama ortalıkta gölge edecek bir şey olmadığı için eşeğin sahibi, eşeğinin yaptığı gölgeye sığınmış. Eşeğini kiralayan genç, buna içerlemiş, 'Sen çekil, ben oturacağım oraya...' demiş. Öteki ise, 'Ne münasebet, eşek benim' deyince kiracı, 'İyi ama ben kiraladım' diye itiraz etmiş.
Diğeri, 'Ben eşeği kiraya verdim, gölgesini değil' diye devam etmiş.
Derken aralarında kavga çıkmış."
Demostenes, sözün burasına gelince, kürsüden inmiş.
Halk, “Sonra ne olmuş, söylesene sonra ne olmuş?” diye bağrışmaya başlayınca, tekrar kürsüye çıkmış:
“Ey ahali... 'Sizin iyiliğiniz için laf edeyim' dedim, dinlemediniz de, bir eşeğin gölgesini mi merak ediyorsunuz, bu ne iştir?”