Kaçak Atatürk Heykeli
Atatürk’ün Zonguldak’a ayak bastığı yerde bir kız çocuğu Atatürk’e çiçek vermiş!
Bu kız çocuğu, elinde çiçekle tasvir edilmiş!
Ama her ne hikmetse kız çocuğunun elindeki çiçek sürekli çalınıyor!
Zaten temsil eksik!
Kızın karşısında Atatürk yok!
Kızın karşısına geçen, çiçeği alıp gidiyor!
Koy karşısına Atatürk’ü!
Çiçek de Atatürk’ün elinde olsun!
Çalsın bakalım birisi!
Çünkü Atatürk’ü temsil eden bir heykel, büst veya anıta kasten zarar vermek suçtur.
5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kişinin cezalandırılacağı açıkça düzenleniyor. Kanundaki ceza 1 yıldan 5 yıla kadar hapis olarak belirtiliyor.
Suçun umuma açık bir yerde veya birden fazla kişi tarafından işlenmesi halinde cezada artırım söz konusu olabiliyor. Ayrıca bu suçlar için şikâyet aranmaz; Cumhuriyet savcılığı re’sen soruşturma başlatabilir.
Heykel belediyeye veya başka bir kamu kurumuna aitse, olayın niteliğine göre kamu malına zarar verme hükümleri de hukuki değerlendirmeye konu olabilir. Türk Ceza Kanunu’nun 152. maddesi, kamu kurumlarına ait veya kamunun yararlanmasına ayrılmış eşyalara zarar vermeyi nitelikli hâl olarak düzenliyor.
Zonguldak Belediyesi, Yeni Parti Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden’e bir Atatürk heykeli yaptırsın!
Kız çocuğunun elindeki çiçek, Atatürk’ün elinde tasvir edilsin!
Sorun çözülsün!
Hem kız çocuğunun elindeki çiçek çalınınca hiç olay olmuyor!
Atatürk’ün elindeki çiçek çalınınca büyük olay olur!
Sorunu böyle çözebiliriz!
Ama işte Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’i nasıl ikna ederiz, onu bilmiyoruz!
Şöyle olabilir!
“Başkanım, Gazi Mustafa Kemal Atatürk buradan denize girsin! Hemen bir plaj yapalım! Cankurtaran alalım. Güvenlikçi bulalım. Soyunma-giyinme kabini yapalım. Atatürk heykeli diye 10 kişiyi işe alalım!”
Atatürk ve kız çocuğu rolü yapacak 6 personel alıp üç vardiya çalıştırabiliriz!
Bir Atatürk ile kaç kuşu vurduk, gördünüz mü?
İşe adam alınacak denilince Tahsin Erdem’in yapmayacağı iş olmaz!
Atatürk heykeli dikerken de izin almaz!
Resmî başvuru yapmaz!
Halk Ekmek, Halk Et, diğer büfeler; hepsi kaçak!
Hangi büfe için izin aldı ki?
Düşünsenize, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi kurtardığı vatanında kaçak heykeli dikilecek!
Nerede?
Cumhuriyet’in ilk vilayeti Zonguldak’ta!
Sonra; “Senin ne işin var burada Mustafa?”

Yalan ile ‘Çerçeve’yi kıracaklardı
Alaplı’da mevsimlik tarım işçileriyle ilgili yaşandığı iddia edilen olay, ülke gündemine, hatta dünya gündemine bomba gibi düştü!
Bir yalan ile Türk-Kürt kardeşliğini inşa etmesi planlanan Çerçeve Yasa’yı rafa kaldıracaklardı!
Olayı Türk-Kürt kavgasına taşımak için sosyal medya nükleer silah gibi kullanıldı!
Oysa çocukların çeşme başında yedikleri çekirdek kabuğundan çıkan tartışma, olayı nerelere taşıdı!
Devletin yaptığı açıklamayı, yani “münferit bir tartışma” olduğunu tüm taraflar doğruladı!
Mevsimlik işçilerin hiçbiri köyden ayrılmadı, çalışmaya devam ediyorlar!
Sosyal medyada yazıldığı gibi bir olay olsa, o işçiler köyde kalır mıydı?
Başka bir pencereden baktığımızda, sosyal medyada yazıldığı gibi bir olay olsa o köylü, o işçileri çalıştırır mıydı?
Olaya adı karışanlar gözaltına alınmış, mahkemeye çıkartılmış!
Adli kontrol şartıyla salınmış!
Adaleti sorgulayanlar var!
Biz Zonguldak’ta, ülkede neler görüyoruz!
Yasa böyle, kanun böyle!
Her suçun bir karşılığı var!
Hâkim, Alaplı Bektaşlı Köyü’ndeki olayla ilgili böyle bir karar vermiş!
Kararı beğenmeyen itiraz eder!
Kürt kardeşlerin çok güzel Türkçe küfür ettiklerini görmüş olduk!
Türkçe bildikleri hâlde Kürtçe konuşmakta ısrar ettiklerini görmüş olduk!
Zonguldak’ı bütün olarak, Alaplı’yı özel olarak faşist olarak nitelendirmek, faşistçe bir bakış açısıdır!
Alevi ve Sünnilerin yıllardır huzur içinde yaşadığı Alaplı’da Türk-Kürt çatışması çıkartmak isteyenlerin çabası boşa çıktı!
Elimize, belimize, dilimize, dinimize sahip çıkalım!

Antidepresan değil, internet sitesiyiz!
Zonguldak’ta vatandaşın biri, miras yüzünden sorun yaşadığı kız kardeşinin aracının camını ve aynasını kırmış!
Gece ortalık karışmış!
Mahalleye çevik kuvvet gelmiş!
Kadının eski eşi, damadıyla birlikte aracı parçalayan kayınbiraderinin işyerine gitmiş!
Orada bir arbede olmuş!
Kız kardeşinin eski eşinin saldırısına uğrayan kayınbirader karakola gitmiş!
Formaliteden!
Biz bu gelişmeleri haber yapmışız!
Hatta saldırıya uğrayan kayınbirader, “Beni bu Zonguldak’ta kimse dövemez, racon bile kesemez” demiş!
Onu da haber yapmışız!
Bir takım zavallılar, bu olaylar hiç yaşanmamış da biz bu olayları kafamızdan uydurup haber yapmışız gibi davranıyor!
Basın toplumun aynasıdır!
Toplumun neresine tuttuğunuz önemlidir!
Biz her yere tutuyoruz!
Rahatsız olan kızıyor!
Olmayan alkış tutuyor!
Herkesi mutlu etmek gibi bir derdimiz yok!
Biz antidepresan değiliz!
İnternet sitesiyiz!
İşimiz haber vermek!
Bazen iyi haber!
Bazen kötü haber!
Bazen siyaset!
Bazen magazin!
Kimisi kendisini dev aynasında görüyor.
Bizimki düz ayna!
Bildiğin dümdüz ayna!

Hıçkırık ve Yasin!
Bizim hıçkırık 36 saati geçti!
Sonunda bitti!
Nasıl bittiğini anlatıyorum!
Tıp ve alternatif tüm yöntemleri kullandım!
Mevlid Kandili olduğu için, “Madem konuşamıyorum, yazamıyorum, bari Yasin-i Şerif okuyayım” dedim!
“Yasiiiin” dedim!
Devam ettim!
“Yâsîn. Vel Kur'ân-il hakîm. İnneke leminel mürselîn. Alâ sırâtın müstakîm. Tenzîlel azîzirrahîm. Litünzira kavmen mâ ünzire âbâühüm fehüm ğâfilûn.”
Devam edemedim!
Hıçkırık geçti!
Döndüm başa!
“Yâsîn. Vel Kur'ân-il hakîm. İnneke leminel mürselîn. Alâ sırâtın müstakîm. Tenzîlel azîzirrahîm. Litünzira kavmen mâ ünzire âbâühüm fehüm ğâfilûn.”
Gerçekten hıçkırmıyorum!
Hemen küçüklüğümüzde büyüklerimizin söyledikleri aklıma geldi!
“Seni kim anıyorsa, onu hatırla, sen de onu an!”
Ben de Yasin’i andım!
Geçti!
Meğer şifre buymuş!
Yâsîn. Hikmet dolu Kur’an’a yemin olsun ki, sen gerçekten gönderilmiş peygamberlerdensin. Dosdoğru bir yol üzerindesin. Bu Kur’an, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olan Allah tarafından indirilmiştir. Ataları uyarılmamış, bu yüzden gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir.
Bu bölüm Yâsîn Suresi’nin ilk 6 ayetidir. Burada Hz. Muhammed’in peygamberliği, doğru yol üzerinde olduğu ve Kur’an’ın insanları uyarmak amacıyla Allah tarafından indirildiği ifade edilir.
Başka Yasin’ler üzerine alınmasın!
Hele nitelikli dolandırıcılıktan ve zimmetten 33,5 yıl hapis cezası alıp yurt dışına kaçmak zorunda kalanlar hiç üzerine alınmasın!
Niteliksiz dolandırıcılar da üzerine alınmasın!

Irz düşmanları
“Biz üç köy muhtarıyız! Kaymakamlık, belediye, seni bir işe koyarız!” demişler!
İŞKUR’dan bir kızı işe koymuşlar!
Sonra Ankara’ya götürüp Anıtkabir’de esas duruşa geçirmişler!
İçinden çay geçen ilçenin üç muhtarı!
Kadını akşam içmeye, sabah kahvaltıya çağırıyorlar!
Üç kişiyi diyorlar!
İki kişi daha bu diyorlar!
Sanki Orman İşletme’ye zatî ihtiyaç yazdırıyorlar!
Devlet sizin içinizden geçer!
Yargı sizin içinizden geçer!
Sonra biz de sizin içinizden geçeriz!
Sizin içinizden geçelim ki muhtarlar, kendi içlerindeki çürüklerden kurtulsun!
Halkımız, kendine muhtarlık yapamayanlardan mahallesine ve köyüne medet ummasın!
Başından mı başlasak, sonundan mı?
Yazdıklarınızı okudum!
Yalnız, sahipsiz, çaresiz bir kadına yaptığınız bu ırz düşmanlığının hesabını vereceksiniz!