Değerli okurlarım; Karayolları Teşkilatında, turuncu renkli arabaların yerini kiralık araçların almadığı, tüm işlerin yükleniciler eliyle yapılmadığı dönemde, şantiyeler, şubeler ve ekipler düzeyindeki birimlerin yöneticileri ve onların amirleri olan yönetici teknik personel, "şantiye şefi, ekip şefi, yapım şefi, etüt proje şefi, köprü şefi" gibi unvanlar taşırlardı. Bu nedenle, teşkilatta çok sayıda "şef" ünvanlı teknik personel olurdu. Herkes birbirine, "şefim", "sayın şefim" diye hitap ederdi.
Şimdilerde ise, kamu kurumlarındaki yöneticilik içeren teknik kadrolarda, unvan standardı sağlamak için olsa gerek; yapım, bakım, köprü şeflikleri gibi büyük teknik şeflikler, günümüzde başmühendislikler; onlara bağlı olan şantiye şefi, şube şefi gibi küçük şeflikler de mühendislikler olarak adlandırılmıştır.
Teşkilatta, eski dönemdeki şeflerle bugünkü başmühendislerin ve mühendislerin aynı kadro derecelerine sahip oldukları ve görevleri ile ilgili aynı işleri yaptıkları biliniyor. Ancak, "şef" kelimesine "lider yönetici, önder" gibi nitelikler de yüklü olduğundan, belki de, şef olacakların görev alanları ile ilgili teknik bilgi ve becerilerden daha çok, yöneticilik bilgi ve becerilerine sahip olmaları vurgulanmak istenmiştir. (Ya da teşkilatın kuruluşunda örnek alınan Birleşik Devletler Karayolları İdaresi Mevzuatından böyle tercüme edilmiştir.)
Bu arada, 60'lı-70'li yılların, o kelimenin anlamına uygun şeflerinden birçoğunun ve onların müdürlük kademelerine yükselen eski şefleri, zaman içinde, teşkilattan ayrılarak ya kendi şirketlerinin sahipleri ya da kurulmuş şirketlerin, şefleri, yöneticileri olmuşlardır. Bu durumlar da onların gerçek şefler olduklarının kanıtı olmuş ve birçoğu bu günkü yurtdışı müteahhitlik kuruluşlarının ilklerini oluşturmuşlardır.
Unvanların şef olduğu (Benim de Yeniçağ-Zonguldak yolunda görev yaptığım), 80'li yıllar öncesinde, Devrek'te, günümüzde de olduğu gibi, Zonguldak ve civarındaki yolların bakım- onarım görevini sürdüren Karayolları Bakım Şube Şefliği vardı. O yıllarda bu Şeflik, 100 kadar personel, 5-6 bakım kamyonu, 3-5 greyder ve yükleyici gücü ile ilgi alanındaki 250-300 kilometre dolayındaki yol ağının bakım-onarımını yapmaya çalışırdı. (Günümüzde ise, kontrolü, ölçülmesi, karşılığının ödenmesi gibi birçok konuda zorlukları olan bu hizmetler hemen hemen tamamen, yüklenicilere yaptırılıyor.)
Bu Şube Şefliğinin elindeki iş ve makine gücünde, bakımını yaptığı yollarda bir değişiklik olmadığı halde, ilgi alanına giren yollar, bazı yıllarda çok bozuk ve bakımsız, bazı yıllarda ise hep iyi durumda olurdu. Bu iyi ve iyi olmayan durumlar ise, sadece bir şube şefi farklılığından kaynaklanırdı. Hatta mühendis olmayan bir şube şefinin (hayatta ise, Allah uzun ömürler versin, Ahmet Erkoç'un) döneminde, bu yolların, ondan sonra gelen mühendis şube şefleri dönemlerinden çok daha bakımlı olduğu da olurdu.
Bu durum, yol bakım ve onarım işinde, şeflik ve yönetim becerisinin, teknik bilgi ve becerilerden daha önemli olduğunun bir sonucuydu. (Bu arada, en iyi olanın ise, hem işi ile ilgili mühendislik, hem de yönetim bilgi ve becerilerine sahip olmak olduğuna ise kuşku yoktu.)
En büyük kurum (devlet) yönetiminden en küçük birim (aile) yönetimine kadar, yönetim işinin söz konusu olduğu her yerde, yöneticinin, yöneticilik niteliklerinin ne kadar önemli olduğu herkesçe bilinen gerçeklerdendir. Ancak işi ve yöneticilik ile donanımlı olan iyi bir yöneticinin de, işinde başarılı olabilmesi için, yetkilerini ve kişisel becerilerini kullanmasına dışarıdan müdahalelerin olmaması da bilinen gerçeklerdendir.
[*] [*] [*] [*]
YEREL SEÇİMLER...
Değerli okurlarım; dilimizde, "şef" kelimesine yakın anlamdaki bir diğer kelime de (küçük tekne kaptanı anlamına da gelen!) "reis" kelimesidir. Günümüzde bu kelime yerine "başkan" kelimesi kullanılıyor. Ancak "başkan" sözcüğünün, "reis" sözcüğüne yüklenmiş olan anlamı tam karşıladığını söylemek zordur. (Karşılamış olsaydı, herhalde, Sayın Cumhurbaşkanına, birçok seveni, "Reis" unvanını uygun bulmazdı!)
Bilindiği üzere, ülkemizde, yakın zamanlara kadar belediye başkanlarına, daha çok "belediye reisi"; cumhurbaşkanlarına da "reis-i cumhur" deniliyordu. "Reis" eki, bu unvanları taşıyanların, salt yönetici olmaktan öte "şef, lider, önder yönetici" olduğu gibi çağrışımlar da yaptığı söylenebilir.
Ülkemizde, 31 Mart 2019 Pazar günü yapılacak yerel seçimlerde, belediye başkanları, belediye ve il genel meclisi üyeleri, köy ve mahalle muhtarları belirlenecektir. Bu seçimlerde seçilecek olanların en önemlileri, kuşkusuz, belediye başkanları olacaktır. Partiler-partililer; kentlerde-beldelerde yaşayanlar, daha çok kazandıkları ya da kazanamadıkları belediye başkanlıkları ile sevinecekler ya da üzüleceklerdir.
Bilinmektedir ki (Karayolları Devrek Şube Şeflerinin değişmesinde olduğu gibi!), her büyüklükteki bir belediyede, tek bir başkanın değişmesiyle, o kentte-beldede yaşayanları ilgilendiren pek çok şeyin çok daha iyi ya da tersi olması mümkün olabiliyor. Bu arada kentlerde, kasabalarda, beldelerde, hatta ülke çapında, halka hizmet yolunda iz bırakanların, halkın gönlünde yer bulanların (Değerli Vali Rahmetli Recep Yazıcıoğlu gibi valiler ve yöneticiler dışında!) büyük çoğunluğunun belediye başkanları olduğu da görülüyor. (Şüphesiz kötü izler bırakanlarda da!)
Bu seçimlerin; halkımız, kentlerimiz, kasabalarımız, köylerimiz ve mahallelerimiz için birer kazanım olabilmesi için en büyük görev, biz seçmenlere düşüyor. Bilindiği üzere, bir ihaleyi, o işi yapamayacak bir yüklenicinin kazanması durumunda o işin yapılamayacağı, yapılsa da iyi yapılamayacağı hemen belli olur. Burada da, sandığa, o makama uygun olmayan adayların girmemesi, girenlerden en uygun olanın çıkmaması durumunda da sonuç aynı olacaktır. Bu nedenle, tüm seçim kulvarlarında, işe ehil olan adayların yarışlara katılmaları, onlar içinden en uygun olanın seçilmesi için tüm ilgililer mümkün olan çabayı göstermelidir.
[*] [*] [*] [*]
BİR DİLEK, TEMENNİ!
Değerli okurlarım; son günlerde, birçok yerel basın organında, yapılacak yerel seçimlerde, belediye başkanlıklarına aday olmak isteyenlerin ve bu makamlara önerilen aday adaylarının adları yer alıyor. Bunlardan birisi de, Kilimli Belediye Başkanlığı için adı geçen ve benim de yakından tanıdığım, Çevre ve Şehircilik Zonguldak İl Müdür Yardımcısı Yüksek Mühendis Şenol Yücel'dir.
Sayın Şenol Yücel ile üniversitede, uzunca bir süre birlikte olduk. Kendisini; dürüst, mesleğini seven, başarılı bir akademisyen olarak tanımıştım. Üniversitede kalıp akademisyenlikte ilerlemesi çok mümkünken, sera ortamında kalmak istemedi ve sahada görev yapmayı tercih ederek, üniversiteden ayrılmıştı. Orada da teknik ve yöneticilik başarılarını sürdürdüğünü biliyorum. Adı geçen ilçemizde, reislik yarışına katılma ve sandıktan çıkma konusunda gerekli niteliklere fazlası ile sahip olduğuna inananlardanım.
Bu yarışların özellikle, belediye başkanlıkları kulvarına "şef, reis" niteliklerine de sahip adayların katılmasını ve sandıklardan en nitelikli olanlarının çıkmasını dilerim.