Değerli okurlarım, eğer bir ülkede;
[*] Günlük siyasi olaylar ve kişilerin siyasi eylem ve söylemleri, yazılı ve görsel basında çok yer alıyorsa; genel gündemi hep onların eylem ve söylemleri belirliyorsa...
Ülke genelindeki seçim, halkoylaması gibi siyasi içerikli süreçlerde;
[*] Neredeyse tüm iletişim ortamlarında, tüm ekonomik, sosyal, kültürel olaylar ve sorunlar; iç ve dış haberler, gelişmeler tamamen geri plana düşüyor, unutuluyor, konuşulmaz oluyorsa...
[*] Böyle zamanlarda, kentlerde-kasabalarda, caddeler, sokaklar, meydanlar; vasıtaların içi-dışı; afişlerle, posterlerle, flama ve bayraklarla dolduruluyor; güzel olmayan görüntü ve ses salınımları ortalığı kaplıyorsa...
[*] Mitingler çok oluyorsa; bu mitingler sırasında, yollar-caddeler konvoylarla, bir bölümü taşımalı kalabalıklarla doldurulup; işinde-gücünde olanlar için hayat çekilmez; onları bıktıracak-küstürecek hale geliyorsa... (Zonguldak gibi yeterli yolu-meydanı bulunmayan zorlama kentlerde bu durumlar, adeta işkence halini alıyorsa!)
[*] İnsanların her düzeydeki birliktelik ortamlarında, konuşulup-tartışılan konular hep siyaset, siyasetçi, siyaset içerikli haberler-yorumlar oluyorsa; yaşamın her yanını saran bu durum, toplumda, kültür, sanat, sosyal içerikli faaliyetler gibi sağlıklı kan üretenlerin yaşam ortamlarını olumsuz etkiliyorsa...
[*] TV ekranlarını sabah-akşam işgal eden siyasi içerikli konuşmalar-tartışmalar; toplumu aydınlatma, yol gösterici olma; doğru, makul olanda uzlaşma sağlama; yeni karşı fikirler üretme gibi pozitif durumlardan çok, karşısındakini yenme, baskın çıkma, karalama programları ve propagandaları niteliğinde oluyorsa...
[*] TV ekranlarında daha fazla, konuların asıl uzmanlarından çok, kutuplaşmaların, zıtlaşmaların temsilcisi ve tarafı durumunda olanlar, ağzı laf yapanlar görünüyorsa; konuların uzmanları ve tarafsız gözle bakanları ya konuşmuyor ya da yeterince konuşturulmuyorsa...
[*] Seçimlere, referandumlara katılım oranları yüksek oluyorsa... (ki bu durumun, tamamen demokratik katılım özlem ve istemlerinden kaynaklandığını söylemenin pek de doğru olmadığını düşünüyorum.)
[*] [*] [*] [*]
Bu sayılanların ve daha sayılabilecek olan birçok olumsuzlukların olduğu ülkelerde, demokrasinin ve kamusal yönetimin tam olgunlaşmadığını ve oturmadığını; ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmişlik düzeylerinin yeterli olmadığının göstergeleri olduğu kanaatindeyim. Zira demokrasinin iyi işlediği, her alandaki gelişmişlik düzeyinin yüksek olduğu ülkelerde, bu tür manzaraların bu kadar çok olmadığını, oralarda az-çok bulunarak görenlerden ve bilenlerden olduğumu söyleyebilirim.
Bu tür oluşumların, demokrasinin olmadığı gelişmemiş ülkelerde ve ortamlarda olmamasının ya da tek renkli ve tek kokulu olmasının nedenlerini ise, yazmaya ve söylemeye gerek yoktur.
Ülkemizde son yapılan anayasa değişikliği referandumunda da, diğer benzer zamanlarda olduğu gibi yukarıdaki durumlar fazlasıyla yaşanmıştır. Bu süreç, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi sürdürülmüş olsaydı da, tarafların (ve özellikle de Sayın Cumhurbaşkanımızın), gene, ortaya çıkan sonuçlara ulaşmalara mümkün olabilirdi.
Öyle ya da böyle, süreç sonuçlanmıştır. Şimdi yapılması gereken, ortaya çıkan sonucun, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını dilemek ve karşı olanların da sonuca saygı göstermeleridir.
Bu arada, "Hayır" diyenlerin tamamının, Sayın Cumhurbaşkanını sevmedikleri, Adalet ve Kalkınma Partisi'ni istemedikleri için "Hayır" demedikleri de biliniyor. Onların endişelerinin, kuşkularının giderilmesine yönelik eylem ve söylemlere ağırlık verilmelidir. Ülkemizin içinde bulunduğu çok zor durum ve sorunlar, taraflar arasında diyaloğu, uzlaşmayı zorunlu kılmaktadır. Bunu sağlamada, görevin ve sorumluluğun fazlasının, gücü elinde bulunduran tarafta olduğuna inanıyorum.
[*] [*] [*] [*]
Değerli okurlarım; emekli bir mühendis ve akademisyen olarak benim de; görüştüğümüzde, karşılaştığımızda bir ayrım gözetmeksizin, sevgi ve saygı ile kucaklaştığımız, "Evet" de, "Hayır" da diyen dostlarım, arkadaşlarım, komşularım, köylülerim, hayata atılmış binlerce öğrencim, meslektaşlarım bulunuyor. Bu kucaklaşmalarda, hiçbir zaman siyasi, dini, etnik, yöresellik gibi konulardaki benzerliklerimiz ve ortak paydalarımız tek belirleyici olmamıştır.
Bu yaklaşımın sonucu olarak da, bu köşede sizlerle paylaştığım yazılarımda, bu tür ortak paydalara dayanan ve tercihler içeren konulara girmemeye özen gösteriyorum. Kişisel tercihlerimi olabildiğince içimde saklamanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.
[*] [*] [*] [*]
Değerli okurlarım; bu anayasa değişikliği oylaması sonrasında köylülerimle birlikte oldum. Bu birlikteliğimizde, bir sohbet ortamında, onların referandum ile ilgili söylediklerini ve özellikle bir milletvekillerine olan sevgi ve bağlılık ifadelerini aşağıda sizlerle paylaşıyorum(1).
- Mahir Amca, sen köyün en fazla görmüş, yaşamışlarından birisin. Bu yapılan referandum için ne dersin?
- Valla ben eksiğini, fazlasını bilmeyan. Başkanımız ve Vekilimiz Memedeli (Şahin) Bey, bu köylü sayulu. Unun da, Cumhurbaşganımız gibi, bu milletin hayırına olmayan bir şeye "Evet" deyeceyine ben inanmayan. Bunu bizden de istemez. Unlara güvendüğümüz, sevdüğümüz üçün hep "Evet" dedük.
- Aziz Amca, sen de bayramlaşma sırasında en başta duranlardansın. Bu konuda sen ne dersin?
- Valla Hocam, ben de Mahir Efendi gibi düşünüyan. Bilhassa, Memedeli Bey olduğu müddetçe, bu köyden başga şey çıkmaz. Çıkarsa, nemkörlük olu. Bu sedece bizim köy üçün de deyil. Bütün Safranbolu, Garabük üçün böyle. Unun bu bölge üçün yapdukları ortada. Bilmeyenin gözüne durar.
- Sevgili Guru İzet, bu konuda sen ne dersin? "Evet" sonucu senin guruluğunu giderebilecek mi?
- Benim guruluğumu gidermesi önemli deyil. Yeter ki, memleket gurumasın, iyi olsun. Biz de iyi olacağına inanduk, "Evet" dedük. Tayyip Bey, bi işaretiynen milleti sokağa dökdü. Namussuzların planını bozdu. İşdahlarını gursaklarında bırakdı. Unun her makam hakgıdu.
- Nazım Abi, senin bir ayağın köyde, bir ayağın İstanbul'da. Ya sen ne dersin?
- Hocam, İstanbul'dan bakınca, "Hayır" diyordum. Köyden bakınca, ben de "Evet" dedim. İstanbul'da hayat zor, sıkıntı bol... Bu zorluklar içindeki bir insan, hırsını "Hayır" diyerek azaltmak istiyor.
- Deli Şaban (Üzümcü), senin biraz aykırı, yokuş olduğun söylenir. Yokuşta mısın, düzde mi?
- Hocam, yeter ki, memleket yokuşa gitmesin. Bu kadar akıllının olduğu yerde, deli de, yokuşa giden de lazım. Ben akıllı olanın bu işe "Evet" demesini de anlamıyorum. Ne diyelim, inşallah "Hayır" diyenler de iyi bir lider bulur, yokuşları düz yapar.
- Hasan Usta Gilin Hasan'ı... Hep taş-toprakla uğraşıyorsun. Köyde safran yetiştirmeye çalışıyorsun. Sen bu işlere bakmıyor musun? Safran işi nasıl gidiyor?
- Hocam, uğraşmayınca garın doymaya. Safranınan uğraşıyoz emme; uğraşmak, üretmek yetmeya, deyerini bulmaya; vedsüğümüz emeyi garşılamaya. Borca, harca girdük, oğlanı evlendüdük. "Hayır" çıksayıdı gıriz de çıkardı. Allah gorusun, bu günleri ararduk. Senin gibi, Memedeli Bey Vekilimiz de bu gaveye gelü. Bize olan bitenden bilgi verü. Allah undan razı olsun.
- Depdüşün Dursun (Gerigiden), sen pek köyde durmazsın. Nerede duruyorsun? Ne diyorsun?
- Hocam, ben güneydeyim. Ama bizim Güney'de değil. Antalya'da güneydeyim. Orada poğaça-börek işi yapıyorum. Turist gelmiyor. Poğaçalar-börekler satılmıyor. Anamın rahatsızlığı için geldim. Sayın Cumhurbaşkanı istediği sonucu aldı, kazandı. Şimdi asıl kazanması gereken ve zoru olan, kendisine karşı olanların; "Hayır" diyenlerin endişelerini gidermeyi, sevmeyenleri ile uzlaşma sağlamayı da başarması ve kazanmasıdır. Tabi Antalya'ya turist gelmesi de sağlanmalıdır.
(Kahve çıkışında, dışarıdaki bir karşılaşmada)
- Hacer (Kuşcu) Hala, merhaba, nasılsın?
- Aaaa, bu bizim Şenelcük deyil mi be? Sağol uşağım, çok şükür iyiyin. Hoş geldin.
- Hacer Hala, bu son seçim işine sen ne diyorsun? Oyunu kime attın? "Evet" mi, "Hayır" mı dedin?
- Uşaam, senin çocukluğunda, köyde ne sıkıntıla çektüğümüzü sen de bilüsün. Şimdi öyle mi? Millet cennetde yaşaya. Herkes aylık alıya. Bilmeyenin gözüne durar. "Hayır" denü mü? Emme uşağım, gızla, köye gocaya vamaya. İlle de şeher olsun deyala. Buna bi çare bulsunla. Köyde kimse galmaya!
[*] [*] [*] [*]
Bizim köylülerin referandum konusunda söylediklerini ve söylemek istediklerini bilgi ve değerlendirmelerinize saygı ile arz ederim!
Laf aramızda, herhalde Zonguldak için de, Sayın Mehmet Ali Şahin gibi bir milletvekiline ihtiyaç var.
[*] [*] [*] [*]
Referandum sonucunun hayırlı olması; fazla mitinglerin, konvoyların, taşıma kalabalıkların olmadığı, yolların kapatılmadığı seçim kampanyaları dileklerimle...
[*] [*] [*] [*]
(1)- İsimler sanaldır.