Günlük hayatta sıkça kullandığımız, &[#]8220;dünyada mekan, ahrette iman&[#]8221; sözü, herhalde boşuna söylenmemiştir. Eğer mekanı devletin verdiği bir düzende yaşamıyorsanız, mekana sahip olmanız için de öncelikle kendinize ait tapulu bir arazinizin olması gerekir.

Mekanın imrendiğiniz, özlemini çektiğiniz uygar ülkelerde olduğu gibi olabilmesi için de, tapulu bir araziye sahip olmak yetmez. Bu mekanın, ya günümüzde tarihi miras olarak koruduğumuz Safranbolu ve benzeri tarihi yerleşim yerlerinde olduğu gibi; kamunun, komşunun, çevrenin hakkına, hukukuna riayet ederek, kendi plan, projesine göre, ya da uygar ülkelerde olduğu gibi, adına &[#]8220;imar planı&[#]8221; denilen planlara uygun olarak yapılması gerekir.

Ancak, mekanın imar planına uygun olarak yapılmasının yeterli olmadığı durumlar da olabilir. Eğer planlar, ülkemizin pek çok yerinde olduğu gibi, rant yaratma ve dağıtmanın aracı olursa, iyi uygulanmaz ise, (sözde) imarlı, planlı, projeli mekanlar da işe yaramaz; insanlar, plansız, altyapısız da olsa, yeşillikler arasında kalmış, havası, güneşi kesilmeyen gecekondularını ve komşuluk ilişkilerini arar hale gelirler.

Değerli okurlarım, eğer bir yerde karnınız doymuyorsa, doyuracak imkanlar bulunmuyorsa, tapulu arazinizin, planlı, projeli mekanınızın olmasının da bir değeri olmaz. Hele oralarda birde insani ilişkiler, kamusal yönetimler de iyi olmaz ise, hiç durulmaz, vatan da tutulmaz.

Sözün özü, mekan için tapulu toprak şart olsa da, mekanda yaşamı sürdürmek için yeterli değildir. Ancak, taşkömürü havzasında olduğu gibi, tapu yoksa ya da yetersiz ise, karın doyurma imkanları kısıtlı ise, mekanların da, planların da yetersiz olmasının alt yapısı oluşturulmuş olur.

Son aylarda, günlerde, Zonguldak&[#]8217;ın tüm yazılı-sözlü iletişim ortamlarının baş sıralarını tapu ile ilgili konuların işgal ettiği görülmektedir. Ancak bu tapu, mülkiyet, imar konuları, mevzuatı uzun ve ağır olan konulardır. Acele olmaz, aceleye hiç gelmez.

Yıllarca durup durup da; aylar, günler kala sınavlara hazırlanarak üniversiteye; ömrünü andi-gandilerle, dalavere, dümenlerle geçirip öbür tarafa gitmeye az bir zaman kala, kasayı, keseyi açarak, umre, hac yollarına düşerek, tespih çekerek (Allah bilir ya!) cennete girilemeyeceği gibi, bu konuda da, uzun sürecek teknik ve idari çalışmalar, hazırlıklar yapılmadan, ani ataklarla sonuçlar alınamayacağı, olsa olsa çözüme giden yola girilebileceği bilinmelidir.

Diğer yandan, ilimizin tapu ve mülkiyet ile ilgili sorunları, sadece 3290/2981 Sayılı İmar Affı Yasası uyarınca, imar ıslah planlarının yapılarak, (30-35 bin dolayında olduğu söylenen) tapu tahsis belgeli kaçak yapı ve gecekondu sahiplerine tapularının verilmesinden ibaret de değildir.

Eğer 5-6 bin insanın yaşadığı (Gelik beldesi gibi) bir beldede (bildiğim kadarı ile) hiç tapulu arazi yoksa; bir yerleşke ya da bir tesis yapımına uygun, tek tapuda, 5-10 dönüm büyüklüğünde bir araziyi bulmak mümkün olamıyorsa; olan tapuların hissedarları yüzlerle, hisseleri de dm2&[#]8217;lerle ifade ediliyorsa; insanlar evlerinin kapısından dışarıya adım attıklarında, ormana ya da orman arazilerine girmiş oluyorlarsa; mekan inşa eden kişiler, kurumlar, binaların hacimleri büyüklüğünde kazılar, binalar yüksekliğinde duvarlar yapmak, (bunun için harcadıkları paraları da alıcılarından, kiracılarından, kiracıları da bizlerden çıkarıyorsa!) o ilde, beldede, tapu, imar sorunları sadece tapu tahsis belgesi alanlarla sınırlı olamaz.
Bu satırların yazarı da, ilgi ve uzmanlık alanına giren bir konu olması; seradan değil, sahadan gelen, (hormonsuz!) 50 yıla yakın meslek yaşamını bölgede geçirmiş bir öğretim üyesi olmanın sorumluluğu gibi nedenlerle, yıllardır kentimizin, bölgemizin, mülkiyet, imar, kentleşme ile ilgili sorunları konusunda hep bir şeyler yazıp söylemenin gayreti içinde olmuştur.

Aşağıda bu çerçevedeki faaliyetler kapsamında, geçmişte, tarafımızdan hazırlanmış olan (ve Bölüm Başkanı sıfatı ile) ilgili makamlara iletilen (sonucunu söylemeye gerek yok!) 2005 tarihli bir rapor (kısaltılarak), bilgilerinize sunulmaktadır. Rapor, biraz eski tarihli olsa da, değinilen konuların, genelde, hala güncelliğini koruduğu bilinmektedir.

Dünyada, güzel kentlerde, güzel mekanlarda, mutlu bir yaşam sürmenizi; öbür dünyada da Allah&[#]8217;ın rızasını kazanan kullarından olmanızı dilerim.

[*] [*] [*]

ZKÜ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
JEODEZİ VE FOTOGRAMETRİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ

BÖLÜM BAŞKANLIĞI

ZONGULDAK TAŞKÖMÜRÜ HAVZASI YERLEŞİM ALANLARINDA MÜLKİYET, ARAZİ KULLANIMI, KENTLEŞME İÇERİKLİ SORNLAR VE ÖNERİLER

1. Raporun Amacı:

Bulundukları bölgelerin sorunları üzerinde araştırma ve incelemeler yapmaları, bu sorunlara çözüm önerileri üretmeleri üniversitelerin ve üniversitelerin akademik kadrolarının başta gelen görevleri arasındadır. Bu çerçevede bölgemizin Bölümümüzün ilgi ve uzmanlık alanına giren sorunları ile ilgili konularda, bugüne kadar, Öğretim ve Araştırma elemanlarımız tarafından çok sayıda tez, araştırma projeleri ve raporları gerçekleştirilmiştir.

Bölümümüzün, bu kapsamdaki faaliyetlerinden yararlanılarak, &[#]8220;Sonuçlar&[#]8221; niteliğindeki bu raporun hazırlanmasına çalışılmıştır.

Bilindiği üzere, Bölgemizde 160 yıldır sürdürülmekte olan madencilik faaliyetleri, sağladığı sayısız faydaların yanında, özellikle, Bölgemiz için bazı olumsuz sonuçlara, oluşumlara ve ülke genelinden farlı uygulamalara ve sorunlara da neden olagelmiştir. Bu kapsamda madencilik faaliyetlerinin Bölgenin mülkiyet yapısı, imar, kentleşme ve arazi kullanım faaliyetleri üzerindeki olumsuz etkileri, başta gelmektedir

Bu içerikteki olumsuzluklarla ilgili bir durum tespiti yapmak ve bazı öneriler sunak bu raporun amacını oluşturur.

2. Tezkere-i Samiye Kararnamesi ve Sonuçları:

1910 (1326) tarihinde çıkarılan 298 sayılı Tezkere-i Samiye (Başbakanlık Tezkeresi) ile belirlenen Taşkömürü Havzası sınırları içinde kalan bölgede, 1900 yılındaki durum esas alınarak, bu tarihten sonra zilyetlik (kullanma) hakkı yolu ile yeni mülkiyet hakları kazanımı yasaklanmıştır. Bölgenin yer altı ve yerüstü kullanımı Kömür Havzası İdaresine tahsis edilmiştir.

Bu uygulama gereğince de, 1910 yılından, 3303 sayılı yasanın çıkarıldığı 1986 yılına kadar geçen zaman içinde yapılan kadastro tespitlerinde, (Özellikle Zonguldak ve çevresinde), sadece 1900 yılı itibarı ile malik olduğunu belgeleyenlere tapuları verilmiş; bunun dışındaki tüm zilyetli araziler, (zilyedi de belirtilerek), ülke genelindeki uygulamalardan farklı olarak, Maliye Hazinesi adına tescil edilmiştir. Üzerindeki zilyetler işgalci durumuna düşürülmüştür.

3. 1986 tarih ve 30303 sayılı &[#]8220;Taşkömürü Havzasındaki Taşınmazların İktisabına Dair Yasa&[#]8221; ve Sonuçları:

Taşkömürü Havzasında zilyetlik yolu ile mülkiyet hakkı kazanımını yasaklayan 1910 tarihli Tezkere-i Samiye (Havza-i Fahmiye) uygulaması, yukarıda belirtilen yasa ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak yasanın yürürlüğe girmesinden önceki kadastro tespitleri esnasında, zilyetleri belirtilerek hazine adına tescil edilen taşınmazların (Maliye&[#]8217;nin izin vermemesi nedeniyle) bu güne kadar zilyetleri adına tescili için açılan davalardan bir sonuç alınamamıştır.

Bu durum da Havzada iki farklı bir uygulamanın doğmasına neden olmuştur. Buna göre yasanın çıktığı 1986 yılından sonra kadastro tespitleri yapılan yerlerde (mevzuata uygun) zilyetlik haklarına sahip olanlara tapuları verilirken, kadastro tespitleri bu tarihten önce yapılan zilyetlik yerlerde bu hak tanınmamıştır. (Bunun için açtıkları tapu tescil davalarını da kaybederek mağduriyetleri daha da artmıştır.)

4. Madencilik Tasmanı ve Mekan- Mülkiyet, İmar faaliyetleri Üzerindeki Etkileri:

Taşkömürü Havzasının 70-80 kilometrekare dolayındaki bir bölümü yoğun yerleşim alanları altına isabet etmektedir. Bu üretim bölgelerinden, başlangıcından günümüze, 380 milyon ton dolayında tüvenan (ham) kömür üretiminin gerçekleştirildiği söylenebilir.

Bu üretimin, açılan kuyu, galeri gibi tesis boşlukları ile birlikte, bölgede 300 milyon metreküp gibi bir zemin içi boşluğa karşılık geldiği ve bu boşluğun da, bu 60-70 kilometrekarelik yerleşim alanları üzerinde, başlangıcından günümüze, ortalama 3-3,5 metre dolayında bir tasmana (çökme etkisine) neden olabildiği de söylenebilir.

Yerleşim alanları altında, bugüne kadar yapılan üretimin çok büyük bir bölümü, bölgede ilk kadastro çalışmalarının yapıldığı 1950&[#]8217;li yıllardan sonra yapılmış ve en fazla yeni yerleşim alanı oluşumları ve tasman sorunları da bu dönemde yaşanmıştır. 60-70 yıl zarfında 3-3,5 metre dolayında zemin hareketlerine uğramış bir coğrafyada sağlıklı bir altyapıdan, mülkiyetten, imar ve kentleşmeden söz edilemeyeceği aşikardır.

5. Madenciliğin ve Tezkere-i Samiye Uygulamalarının Taşkömür Havzasında Neden olduğu Bazı Genel Olumsuzluklar:

Taşkömürü Havzasında gerek yukarıda sözü edilen Tezkere-i Samiye uygulaması, gerekse madenciliğin doğrudan ve diğer dolaylı etkileri sonucu ortaya çıkan mülkiyet, imar, kentleşme içerikli ekonomik ve sosyal sorunlar kapsamında aşağıdaki hususlar sayılabilir:

[*] 86 yıllık Tesker-i Samiye uygulaması süresince, dışarıdan gelen göçler ve iç gelişmelerle hızla artan nüfusa rağmen tapulu ve yerleşime uygun arazi varlığında bir artışın olmaması; kamunun, mekansal ihtiyaçlar için talep edilen yerleşim alanlarını sağlamaması, halkı Orman, Hazine ve İşletme arazilerini işgal etme zorunda bırakmıştır.

[*] Havzada tapulu ve yasal yerleşime uygun arazilerin yetersizliği, havzadaki yerel yönetimlerin, yasal ve idari düzenlemelerden kaynaklanan yasaklamalarla ihtiyaçların zorlaması arasında bırakmış ve çözümler üretemez durumda kalmalarına, İdarelerle vatandaşlar arasındaki ilişkilerin bozulmasına neden olagelmiştir.

[*] Havzada, yerleşime, ticarete, endüstriyel faaliyetlere uygun arazilerin yetersizliği, mevcut olanların çok pahalı oluşu emlak ve kira fiyatlarının çok yüksek, Zonguldak&[#]8217;ın da pahalı bir kent olmasında önemli bir faktör olmuştur.

[*] Havzada (üretim alanları ile yerleşim ve sanayi alanlarının iç içe olması ve talebe uygun imarlı, planlı arazi üretilememesi, (Bahçelievler, Fatih Mahallesi gibi) planlı alanlara olan talebi artırmış, aşırı yoğunlaşmalara neden olmuştur.

[*] Yine madencilikten kaynaklanan tapulu ve imarlı arazi yetersizliği, zaman, zaman yapılaşmaya uygun olmayan fazla eğimli, heyelan ve tasman riski olan alanların da imara, yapılaşmaya açılmasına; 1976 tarihli Zonguldak Metropoliten Alan Planlarının rafa kaldırılmasına da neden olmuştur.

[*] Yerleşime ve endüstriyel faaliyetlere uygun imarlı, planlı alan yetersizlikleri bölge halkının, diğer illerdeki gibi, konut, ticari ve sınai kredilerinden yeterince yararlanamamalarına da neden olmuştur.

&[#]8230;

6. Sonuçlar:

Taşkömürü Havzasındaki, mülkiyet, imar, kentleşme ve arazi kullanımı ile ilgili sorunlar sadece belediyeler-vatandaş, vatandaş-Maliye Hazinesi arasındaki sorunlardan ibaret değildir. Bu sorunlar yüz yılı aşkın birikimlerin sonucu olan bir sorunlar yumağıdır.

Bu yumaktaki sorunların, vatandaşla Belediyeler, Maliye Hazinesi, Orman İdaresi, Maden İşletmesi arasındaki sorunlar ve Belediyeler- Maliye Hazinesi, Maden İşletmesi, Orman İdaresi ve Maden İşletmesi-Orman İdaresi arasındaki sorunlar olarak kategorize edilmesi mümkündür.

Genelde Zonguldak&[#]8217;a özel olan bu sorunların il düzeyinde yapılacak idari düzenlemelerle halli mümkün değildir. Sorunların (varsa benzer sorunların olduğu başka bölgeleri de kapsayacak şekilde) hazırlanacak özel bir yasal düzenleme ile halli zorunludur.

İl düzeyinde öncelikle yapılması gerekenleri ise,
[*] 3290/2981 sayılı İmar Affı Yasası uyarınca, belediyelerce imar ıslah planları ve diğer gerekli işlemler yapılarak tapu tahsis belgeli kaçak yapı ve gecekondu sahiplerine tapularının verilmesinin sağlanması,
[*] Yukarıda belirtilen soruna taraf kurumların katılımı ile Valilik Makamının koordinatörlüğünde yapılacak kapsamlı bir çalışma ile yasal düzenleme için gerekli hazırlık çalışmalarının yapılması ve gereği için siyasi otoriteye intikalinin ve takibinin sağlanması olarak özetlenebilir.
&[#]8230;
İlgili makamlara saygı ile ilgili arz ederiz. (18/02/2005)

Prof. Dr. Şenol KUŞCU Prof. Dr. Erdal KOÇAK Yrd. Doç. Dr. Hakan AKÇIN
Bölüm Başkanı Öğretim Üyesi Öğretim Üyesi