(Sayın adaylarımızın ve seçmenlerimizin bilgilerine arz olunur…)
TBMM albümünde, 1917 yılında Tosya’da doğduğu; Berlin Yüksek Mühendislik Okulu’ndan, Kara Harp Okulu’ndan, İngiliz İmparatorluk Akademisi ve Türkiye Hava Harp Akademisi’nden mezun olduğu; 8 ülkede ateşemiliterlik yaptığı, jet filo ve üs komutanlığı, harp akademileri öğretmenliği yaptığı yazılmaktadır.
Cumhuriyet öncesinin ağır hayat koşullarında, Tosya’nın bir köyünde doğup da böyle bir özgeçmişe ulaşmakta; mutlaka, doğuştan gelen üstün niteliklerin payının olduğuna kuşku yoktur.
Görev yaptığı dönemlerdeki milletvekilleri ve gelmiş geçmiş tüm Kastamonu milletvekilleri arasında en çok kürsüye çıkıp konuşan, önergeler veren, çok sayıda komisyon üyelikleri ve önemli idari görevler yapan, süper aktif bir milletvekili olduğu bilinir, konuşulurdu.
Görev dönemlerinde, TBMM Başkanlık Divanı İdare Amirliği, Başkanlık Divanı Katip Üyeliği ve bir çok komisyonda görevleri de olan bu milletvekili, 1970’li yıllarda, art arda iki dönem Kastamonu Milletvekili olan rahmetli Pilot Kurmay Albay Hasan Tosyalı’dır.
Kendisinin Almanca, İngilizce, Fransızca ve Rusça bildiği de yazılmaktadır.
Onun geniş çevrelerce bilinen, konuşulan bu çok aktif milletvekilliği, o yıllarda Karayolları Kastamonu Bölge Müdürlüğü’nde genç bir mühendis olarak görev yapan bir Kastamonulu olarak, az çok tarafımdan da bilinir, ilgi ile izlenirdi.
* * * *
MİLLETVEKİLİ DEDİĞİN, HASAN TOSYALI GİBİ OLMALI!
Milletvekillerinin TBMM çatısı altındaki faaliyetlerinin; kürsü konuşmaları, verdikleri kanun teklifleri, araştırma ve yazılı/sözlü soru önergeleri ile olduğu bilinmektedir.
Ayrıca, ilgi ve uzmanlık alanlarına göre görev aldıkları daimi ve geçici komisyon üyelikleri; meclis içi idari görevleri de vardır.
Milletvekillerinin performanslarının bu faaliyetleri ile değerlendirildiği de bilinmektedir.
1970’li yıllardaki 14. ve 15. dönemlerde 6 milletvekili ile temsil edilen seçim bölgesinin 6 milletvekilinin, 14. dönemde, komisyon üyelikleri dışındaki toplam 220 faaliyetin 173’nün; 15. dönemdeki toplam 156 faaliyetin 106’sının da yine rahmetli Hasan Tosyalı’ya ait olduğu yazılmaktadır. ( Kaynak: Dr. Emine Pür, 2022. Kastamonu Milletvekilleri ve Meclisteki Faaliyetleri (1961-1980 dönemi). Kaynakta ayrıca, onun bu kadar aktif olmasının, o dönemlerde muhalefet partisi olan ve 1981 yılında faaliyetine son veren Cumhuriyetçi Güven Partisi’nin sözcüsü olmasından da kaynaklandığı ifade edilmektedir. )
Görev dönemlerine ait meclis tutanaklarına bakıldığında, çabalarının çoğunun da, o yıllarda, özellikle, ulaşım imkanları bakımından ülkemizin üç talihsiz yedilileri olarak adlandırılan 67, 37 ve 57 plaka numaralı (Zonguldak, Kastamonu ve Sinop) illerimizin sorunlarını meclise taşıma ve takip konuları ile ilgili olduğu da görülmektedir. (Günümüzde de pek talihli oldukları söylenemez ya!)
Hasan Tosyalı gibi milletvekillerinin olduğu bir mecliste, her dönemde, yemin dışında hiç kürsüye çıkmayanların, bir faaliyeti olmayanların, adı hiç duyulmayanların olduğu da bilinmektedir.
Onların, bir hatta birkaç dönem nasıl ve niçin milletvekili olduklarını merak etmemek de mümkün değildir!
* * * *
MİLLETVEKİLLERİMİZE, ADAYLARIMIZA VE SEÇMENLERİMİZE BİRKAÇ HATIRLATMA…
Önceki seçimlerde olduğu gibi, bu seçim döneminde de, ilimizde, bölgemizde ve ülke genelinde ortaya çıkan adaylar arasında, rahmetli Hasan Tosyalı gibi özgeçmişi olan adaylara rastlamanın çok zor olduğu görülmektedir.
Bu ve diğer siyasi konularda yaşanmakta olan sorunların nedenini, tanıdığım, ulaşabildiğim, eski değerli siyasilere hep soruyorum.
Yanıtları, genelde; “Diğer pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da, yaşanan sıkıntıların ve tüm siyasi içerikli sorunların asıl başlangıç noktası; Anayasa Mahkemesi’nin, Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili 2007 yılında vermiş olduğu 367 garabet kararıdır. Bu karar, cumhurbaşkanlarının halk tarafından seçilmesine yol açmış ve ardından da, yürürlükteki cumhurbaşkanlığı (tek adam) yönetim sistemine geçilmiştir. Adaylar da, ‘millete hesabı ben vereceğim’ diyerek, iktidarın ve muhalefetin tek adamlarının ve yakınlarının tavassutu ile belirlenen adaylar olmaktadır. Milletin adayları değil, tek adamların adayları olmamaktadırlar” mealinde olmaktadır.
Yakın çevremizdeki, babalarının tavassutu ve babaları sayesinde liste başı yapılan adayların varlığı da onların tespitini doğrulamaktadır.
Bilindiği üzere; her seçim bölgesinde ve ülke genelinde, hizmetleri ile iz bırakmış rahmetli Veysel Atasoy gibi değerli milletvekilleri ve siyasetçiler vardır.
Milletvekili adaylarımız, öncelikle geçmişte başarılı olmuş bu tür eski değerli milletvekillerinin nelerle uğraştıklarını, neleri yaptıklarını ve yapamadıklarını veyahut yapamama nedenlerini anlamaya çalışmalıdırlar. (Yeni göreve başlayan bir görevlinin de, öncelikle, kendinden öncekinin nelerle uğraştıklarına bakması gibi!)
Rahmetli Hasan Tosyalı’nın ikinci dönemi öncesindeki seçim konuşmalarında, “Her şeyin bir acemiliği vardır. Benim de ilk dönemim acemilik dönemi olmuştur. Usta olmak için kişiler ve iktidarlar için bir dönem; hizmet için de iki dönem yeterlidir. Daha uzun dönemler; seçilmişlerin ve iktidarların hizmet heyecanlarının azalmasına, hatalarının artmasına ve yıpranmalarına neden olmaktadır. İlk dönemde, isteyip de yapamadıklarımı, hatalarımı ve iktidarın hatalarını ve yapmadıklarını gördüm. İkinci dönemde, bir siyaset ustası olarak, hem kendi hatalarımı yapmamaya hem de iktidarın hatalarını da yaptırmamaya çalışacağım” mealindeki iz bırakmış konuşmalarını unutmak mümkün değildir.
Seçmenin ve seçilmenin olduğu her ortamda, ben de rahmetli Hasan Tosyalı gibi düşünüyorum.
Art arda iki dönemden fazla koltukta oturmak isteyenlere oy vermenin doğru olmayacağına inananlardanım.
Hele de üç dönemden fazla isteklilerin ise hiç doğru olmadığına inananlardanım.
“Madem yapacaktın; iki, üç dönemde niye yapmadın” diye sorulması gerekir.
Ülkemiz ve milletimiz, hatta Sayın Cumhurbaşkanımız ve partisi için, önümüzdeki seçimlerde bir değişikliğin olmasının; demokrasi açısından, milletin, 21 yıldır muhalefette olan %50’sinin seçtiklerine de bir şans verilerek toplumdaki gerginlikleri azaltmanın, bir ferahlama olmasının doğru olacağına inanıyorum.
Bu arada, Sayın Cumhurbaşkanımızın haftada 30-40 bin imza atmakta olduğu söylenmektedir.
Bu kadar ağır yükler yüklenen bir yöneticiden doğru hizmetler beklenemez.
Toplumun belki de yarısından fazlasının, yaşanmakta olan sorunların ana kaynağı olduğuna inandığı, dünyada benzeri olmayan bir yönetim sisteminin, mevcut haliyle devamının mümkün olamayacağına inananlardanım.
Seçimlerin; yıllarca kamu personeli seçme sınavlarında 90-100 puan alıp da mülakatlarda elenmeler gibi ağır kul hakları yemeyecek, ihalelere fesat karıştırmayacak, hukuku, adaleti, liyakati, deprem felaketlerini unutmayacak olanların kazanmasını, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını dilerim.