Cumartesi günü Emek, Demokrasi ve Özgürlük Mitingleri kapsamında Kemal Kılıçdaroğlu Zonguldak’a geldi. Konuştu gitti ama hala köşe başlarında mitinge dair dedikodular bitmedi.

Eline abaküs alıp sayanlar, polis raporlarına inanlar derken beş bin mi on bin mi tartışması dillerden düşmüyor. Bunu AKP’li yapar az gösterirde CHP’liler niye yapar anlamak mümkün değil.

Esasında amaç belli, sayıyı az gösterip yada konuşturup miting sorumlularını başarısız göstermek. Hoş bu bugüne has bir şey değil eskiden de böyleydi. Hep diyoruz ya CHP’nin en büyük rakibi kendisi.

Her çıkan ankette görüyoruz dünya kadar kararsız var. Bizim insanımız güçten yana olmayı sever. Dolsa o meydan gümbür gümbür, insanlar CHP’nin gücünü görse, inanın bir iki puan oyu etkilenir.

Ama CHP’de bu düşünülmez. Çünkü küçük hesap peşinde olduklarından, mevcudu başarısız göstermek tek hedeftir.

Bu partide onun adamı, bunun adamı, yeni CHP, gerçek CHP’li kavgası da bitmez. Sadece CHP’yi düşünmezler, önüne başına bir şey koymayı severler. Çünkü asıl olan koltuktur, CHP ise teferruattır.

Muharrem Akdemir, CHP mitinginde neredeydi?

CHP’de bir başka polemik konusu da izin ve yurtdışı gezisi sebebiyle şehir dışında olduğunu bildiğimiz Muharrem Akdemir ile ilgili oldu son günlerde. Sözüm ona mitingden bir gün önce Zonguldak’taymış Muharrem Başkan. Bu da CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısının kulağına gitmiş; başkanın gerek miting çalışmalarına gerekse de mitinge katılmayışına fena bozulmuş.

Daha öncede merkez ilçe kongresinde aday gösterildiği bir liste olmasına rağmen oy kullanmamış sonrasında da il kongresinde sadece bir listeden kurultay delegesi adayı gösterilmişti. Belki çok fazla örgüt bağı yok.

Memuriyetten gelen zihniyet diyemiyorum çünkü orada da disiplin önemlidir. Ama tabi örgüt disiplini farklıdır. Sanırım bu zihniyet, eğer bu iddialar doğru ise emeklilik ruhundan kaynaklanıyor.

Ayakçılık mı kötü, yalakalık mı?

Zayıf adamların işidir güçlüye yaslanmak. Yaslanmak maddiyattansa söylenecek az şey var ama bu işi yaşam tarzı haline getirmişseniz bunun adı bile yok. İhtiyaçtan yaparsınız ama bunu yaparken de haddinizi bilirsiniz, kraldan çok kralcı olmanın manası da yok. Hani derler ya biz kırk kişiyiz biri birimizi biliriz; biz seni hakikaten iyi tanırız.