Hikayeniz...

Ne zaman başlar?

Siz çok bilemezsiniz.

Kesinlikle siz doğmadan önce başlar.

Atalarınızın...

Dedelerinizin tercihi...

Ya da kaderi...

Anne-babanızın evliliği...

Beklenen bebek...

Çekilen çile...

Ve dünyaya merhaba...

Siz daha yokken...

Yaşanan zorluklar ve acılar...

Onlar yazar hikayenizi...

Acı...

Demire tavını veren ateş gibidir.

Ateşin demire verdiği ısı...

Önce yumuşatır...

Sonra suyunu verirsin...

Döversin çekiçle...

Şekil verirsin...

Bırakırsın kendi haline...

Şekil alır...

Sertleşir...

Acı da böyledir.

İnsanı yakar...

Ezer...

Zamanla geçer...

Kabuk bağlar yaralar...

Sonra bakarsın hayata...

Devam ediyor.

Güçlenirsin...

Demirleşirsin...

En büyük kahramanlar...

En büyük zorluklardan doğar.

En büyük acılardan geçer.

Acıyı bal eyler.

Azrail ile yoldaş olurlar.

En çok yaralayan acılardan doğarlar.

[*] [*] [*] [*]

İnsanlar böyledir.

Kurumlar, kuruluşlar...

Sivil toplum örgütleri...

En önemlisi...

Şehirler-köyler böyledir.

Yaşayan insanların kaderini yaşarlar.

Ya da...

Yaşayan insanların kaderine göre şekil alırlar.

[*] [*] [*] [*]

Pusula aylar önce yazdı.

Gidişat şu...

TTK, parça parça bölünecek.

Özelleştirme için hazırlık yapılıyor.

Gelen yorumlar...

Yapılan açıklamalar...

Hatta...

Biraz daha ileri gidilmişti...

Saldırılar.

Pusula'ya olmuştu.

[*] [*] [*] [*]

Halbuki şöyle olmalıydı...

Sendika uyanmalı...

Harekete geçmeli...

Kendisinden önce bu olayı duyup...

Yazıp...

Gündeme taşıyan basına da teşekkür etmeliydi.

[*] [*] [*] [*]

Özelleştirme girişimi...

Torba yasada yüzünü gösterdi.

Kısa bir eylem...

Ardından Ankara ziyareti...

Gelinen nokta...

Madenci kendini ocağa kilitledi.

Eylem başladı.

Ancak sendikanın haberi yok.

[*] [*] [*] [*]

Buradan bakalım istedik.

Madencinin kaderine...

Doğduğu yere...

Yaptığı işe...

Bu açıdan bakalım.

Bağlı olduğu kuruma...

Sendikaya...

Yaşadığı şehre bakalım.

[*] [*] [*] [*]

Madencinin kaderi...

Çiledir.

Yokluktur.

Acıdır.

Ve her gün ölüme gitmektir.

Sendika açısından bakınca...

Durum ortada...

Ya şehir?

Bakalım Zonguldak sokaklarına...

Terk edilmişlik.

Sahipsizlik akıyor.

Çamur akıyor...

Çamur, yoksulluktur.

Açlıktır.

Fukaralıktır.

Önce paçana bulaşır.

Sonra kaderine...

Bir ömür bırakmaz seni...

Velhasılı...

Zonguldak çamur içinde...

Kimse...

Hiç kimse bir ömür bu yokluğa mahkum olmak istemiyor.

Ve yeniden bir ateş yanıyor madende...

Ne kadar yanar?

Şehir ne zaman ayağa kalkar?

Silkinir, arınır!

Zor...

Tek gerçek var...

Çocuklarımızın bu çamurun içinde büyümesine izin vermemeliyiz.

Allah cümlemizin yardımcısı olsun...