Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yerli otomobil için 5 babayiğidi açıkladı.

Ertesi gün Alaplı ilçemizden, "Otomobil fabrikası Alaplı'ya kurulsun" çığlığı yükseldi.

Bir sonraki gün ise, Çaycuma'dan...

Bir de milletvekillerini göreve çağırıyorlar.

"Beşiniz bir araya gelin, bu işi çözün" diye!

Yahu, siz, bizim 5 milletvekilinden üçünün aynı konuda fikir birliği içinde olduğunu hiç gördünüz mü?

Adamlar, ilçe teşkilatına atanacak isim konusunda uzlaşamazken, otomobil fabrikasının kurulacağı ilçe konusunda anlaşabilirler mi?

Hükümet, "Otomobil fabrikası Zonguldak'a kurulacak. Yer gösterin" dese, birbirine girerler.

AK Parti Milletvekili Özcan Ulupınar ile CHP Milletvekili Şerafettin Turpcu, "Vadiye (Çaycuma-Devrek-Gökçebey) kurulsun" der.

AK Parti Milletvekili Faruk Çaturoğlu ile CHP Milletvekili Ünal Demirtaş, "Ereğli ve Alaplı'ya kurulsun" der.

AK Parti Milletvekili Hüseyin Özbakır ise, "Nasıl olsa ben gideceğim. Nereye kurarsanız kurun" der!

Biz daha Zonguldak merkezine yapılması gereken hastaneyi, stadyumu, karayolunu, havayolunu, demiryolunu halledememiş bir kent olarak yerli otomobil işini nasıl hallederiz?

İstanbul'dan hibe edilen bir vapuru Zonguldak'a getirip kütüphane yapamayan milletvekilleri, otomobil fabrikasını getirebilir mi?

Ölüm-sıtma...

Zonguldak, yine bir dayatma ile karşı karşıya...

"Hayır" dedikçe eriyoruz.

Şimdi TTK'nın özelleştirilmesinin önünü açacak kanun teklifi Meclise geldi.

Buna da, "Hayır" diyoruz.

Hükümet, iktidar milletvekillerini bu işin dışında tutuyor.

Zonguldak, "O zaman bize şunu verin. Teşvik kapsamına alın. Şu yatırımı yapın" demeli.

Zonguldak, 33 bin işçi çalıştırırken ki direnişi sergilemeye çalışıyor. Ama işçi sayısı indi, 7 binlere...

Biz bir alternatifle gitmezsek, ocaklar kendiliğinden kapanacak.

Yani bize ölümü gösteriyorlar, biz sıtmaya razı oluyoruz.

Türkiye'nin en güzel ölen insanları, sıtmaya razı olur mu?

Siyasetçisi güzel yaşayan, işçisi güzel ölen güzel kentin insanları...

Güzel ölmeye devam edelim mi?

Günün Fıkrası: Bizi izleyin doktor...

Orta yaşlı bir çift, doktora gitmişler, "Doktor, sevişirken bizi izler misiniz?" demişler. Doktor, şaşkın şaşkın bakmış, "Demek bir sorunları var. Tıp adamı olarak yardım etmek zorundayım" diye içinden geçirdikten sonra, "Peki" demiş.

Çift, yatağa uzanmış, doktor izlemiş ve teşhisi bildirmiş:

"İkinizde gayet sağlıklısınız, sevişmeniz fevkalade, merak edecek bir şey yok, viziteniz 32 dolar, bu da faturanız."

Ertesi hafta çift yine gelmiş doktora, "sevişirken bizi izle" diye. Gene izlemiş doktor. Gene sorun yok. Gene vizite 32 dolar. Her hafta çift randevu alıyor, geliyor, sevişiyor. Parayı ödüyor, çıkıp gidiyor. Bir türlü bir şey bulamayan doktor sonunda dayanamamış;

"Bana biraz yardımcı olun, sıkıntınız ne, söyleyin?"

Adam cevap vermiş:

"Herhangi bir sıkıntımız yok, bir şey bulmanızı da istemiyoruz. Bu kadın evli, onun evine gidemiyoruz. Ben de evliyim benim eve de gidemiyoruz. Hilton geceye 178 dolar istiyor, Sheraton 182 dolar. Buraya ise sadece 32 dolar ödüyoruz. Üstelik sağlık sigortamız bu 32 doların 26 dolarını bize fatura karşılığı geri ödüyor..."

Günün Sözü:

"Devlet adamı koyunu kırpar, siyasetçi koyunun derisini yüzer."

Austin O'Malley