Gün gibi doğdu gece yarısı.
Hopladık.
Zıpladık.
Sevindik.
Birbirimize sarıldık.
Umutlarımızı tazeledik.
Ama sevincimiz kursağımızda kaldı.
Onun peşinde koştuk.
Her doğan güneşle umutlandık.
Yeniden eski günlere döneceğiz diye.
Dönmedik, dönemedik.
Elimizdeki günleri de kaybettik.
Onlar da eski gün oldu.
Eski günleri ararken yenilerinin tadına da varamadık.
Umut dolu arayış hep böyle sürdü gitti.
365 gün.
52 hafta.
12 ay.
Hepsi bitti gitti.
Bu yazılırken 2009´un batışını izledim deniz üzerinden.
Hüzünlendim.
´Senin de kıymetini bilemedik´ diyemeden gitti.
Gerçi desek ne olacak?
Kocaman bir hiç.
Sadece vicdanımıza su serpmiş olacağız.
Bizim huyumuzdur.
Önce kırar dökeriz.
Kıymet bilmeyiz.
En değerli şeyleri hep sonraları ararız.
Ve pişman oluruz.
En çok da bedavadan sahip olduğumuz, bedelini ödemediğimiz zamanı çok hor kullanırız.
Bedenimiz gibi.
Biz böyleyiz.
Lekeli gömlek giymeyiz.
Dişlerimizi fırçalamayız.
Arabamıza gösterdiğimiz özeni, zamanımıza göstermeyiz.
[*] [*] [*]
İtiraf ediyorum.
Üzgünüm, çok özür diliyorum.
2009 yılında daha verimli olabilirdim.
Daha güzel işlere imza atabilirdim.
Ailemle daha fazla vakit geçirebilirdim.
Ama yapmadım.
Nefsime yenildim.
Plansız davrandım.
Bunun için özür diliyorum.
- Oh be! Rahatladım.
[*] [*] [*]
Yalan.
Varken kıymetini bilmedikten sonra ardından ağlamanın faydası yok.
2008´i de böyle uğurlamıştık.
2009´u da böyle uğurladık.
Son söz:
Dün geçti gitti.
Yarın gelecek mi bilinmez.
En iyisi dünden ders almak.
Bugünü huzurlu yaşamak.
Yarının daha iyi olması için çaba göstermek.
En azından bu seneyi böyle değerlendirmeye çalışacağım.
Mutlu seneler.