Bazı sorunları kökünden halletmek gibi bir eğilim içindeyiz.


Hepimiz zaman zaman karşılaştığımız sorunları hep kökünden halletmemiz gerektiğini vurgularız.


Bu istek genellikle sorunların çözülemez bir noktaya ulaşması durumunda ortaya çıkar.


Yani iş işten geçtikten sonra.


Oysa sorun birden çıkmaz ortaya.


Kök salar.


Sorunlar kök salmaya başladığından itibaren, "Ben geliyorum" belirtisi gösterir.


"Bak başına bela olacağım. Kök salmaya başladım" der.


Hissedersiniz.


Anlarsınız en azından.


Ancak umursamazsınız.


Ya da sorunu küçük görürsünüz.


Nasıl olsa hallederim diye düşünürsünüz.


Sorun bu.


Ölçeği çok hızlı gelişir.


Birden bire büyür.


Elinizi kolunuzu bağlar.


Aklınızı başınızdan alır.


Arsız sarmaşık gibi sarmalar her yanınızı.


Kök çoğalır.


"Bu sorunu kökünden halledeceğim" dediğiniz an, elinizden hiçbir şey gelemeyeceğini anladığınız andır.


Kendinizi avutursunuz.


Çevrenizi aldatırsınız.


Sorunu çözmekle yükümlü olanların en çaresiz olduğu an bu andır.


Geçtiğimiz yıl kök salan sorunların altından yeni yılda nasıl kalkacağımızı hesaplamak durumundayız.


Sorunlar yumağı artık bütünümüzü sarmaya sıkmaya başladı.


Sorunlar gelişti ve çeşitlendi.


Bir kişinin değil, bir çok kişinin altından kalkmakta zorlanacağı kıvama geldi.


Bir sorunu kökünden hallederken, öteki taraftan bir kök salıverdi.


Bir kök, bir kök daha&[#]8230;


Bazı durumlarda ise, bir sorunu çözeceğim derken yenilerini ürettiğimizin farkına varamayız.


Bireylerin dikkati dağılır.


Hedefi şaşırır.


Gücü azalır.


Gene de yel değirmenlerine karşı savaşmak durumunda kalır!


Sanal bir savaştır yel değirmenlerine yönelik uğraşlar.


Don Kişot kendi adına düşman edinmişti yel değirmenlerini.


Günümüzün Don Kişot´u ise birilerinin adına savaşıyor.


Sorunlar kökünden halledilmek için gelişiyor, büyüyor.


Yel değirmenleri olduğu yerde duruyor.


"Yeni yıl, senden ricamız sorunsuz olman. Altından kalkamayacağımız işlere


bulaştırma bizi.Lütfen!"