Farkındaysanız Zonguldak’ta siyasetçilerin açıklamaları, yaptıkları hizmetler değil, siyasetçilerin kendileri haber oluyor!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’i düşünün!
30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Zonguldak Valisi ile tokalaştı, herkesi es geçti!
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Zonguldak Valisi ile tokalaştı!
Askerî yetkiliyi es geçti!
Bir değil, iki değil!
Tahsin Erdem’in durumu unutkanlık ile açıklanamaz!
Şehir Stadyumu’nda halk selamlanıyor!
Tahsin Erdem, “Ulan benim ne işim var burada?” havasında!
Mustafa Özdemir ile o stadyumda yürüyüş yaparken daha mutlu!
Bir sonraki bayramda yanına Mustafa Özdemir’i alsın!
Öyle gelsin!
Sosyal demokrat ya da demokratik solcu bir kişi Cumhuriyet Bayramı törenlerinde bu kadar mutsuz olamaz!
Şaka bir yana, Tahsin Erdem ne kadar mutsuz ise AK Parti Zonguldak Milletvekili Muammer Avcı o kadar mutlu!
Sanki üç çocuk babası değil de ilk kez evlenmiş kadar heyecanlı!
Muammer Avcı’nın ağzı kulaklarına varıyor!
Muammer Avcı, milletvekili seçildiği gün bile bu kadar mutlu değildi!
Allah bir yastıkta kocatsın!
Biz kendisini biraz rahat bırakalım!
Vekilin Zonguldak adına yapacağı çok iş var!

İl Emniyet Müdürü İbrahim Kaba
Zonguldak Karaelmas Gazeteciler Derneği üyesi gazeteciler olarak İlknur Yılmaz İpekçi başkanlığında, Zonguldak İl Emniyet Müdürü İbrahim Kaba’yı makamında ziyaret ettik!
Zonguldak İl Emniyet Müdürü İbrahim Kaba, sıcak bir Anadolu insanı!
Devlete borcunu ödemeye çalışan bir kamu görevlisi!
Mesajlarını karşılaştığı basit hikâyelerle anlatmayı tercih ediyor!
Batman İl Emniyet Müdürlüğünden Zonguldak’a atanan İl Emniyet Müdürü İbrahim Kaba’nın ilk icraatı kokain operasyonu oldu!
Uyuşturucu ile mücadelede Batman’da yaptıklarını anlattı!
Biz Zonguldak’ta neler yapacağını anladık!
Asayiş açısından Zonguldak, Batman’a göre cennet!
Ancak İl Emniyet Müdürü İbrahim Kaba, kısa sürede kadrosunu tanıyıp çalışmaya başlamış!
Sonuçlarını hep birlikte göreceğiz!
İl Emniyet Müdürü İbrahim Kaba’ya yeni görevinde başarılar diliyoruz!

Fil ipi ve Zonguldak insanı
Adamın biri hayvanat bahçesini gezmeye gitti. Fillerin olduğu bölüme geldiğinde ilginç bir manzarayla karşılaştı. Fillerin hiçbiri ne kafesteydi ne de onları sabit bir yere bağlayan zincirleri vardı.
Zincirsiz oldukları hâlde onları o dar alandan kaçmaktan alıkoyan tek şey, bacaklarından birine bağlı, hiç de çok güçlü olmayan bir “ip” parçasıydı.
Adam, fillere bakarken onların neden güçlerini ipi koparmak ve bulundukları yerden kaçmak için kullanmadıklarına anlam veremedi. Oysa filler bunu kolayca yapabilirlerdi ama onların bunu hiç denemediklerini gördü.
Meraklı misafirimiz, bu sorunun cevabını öğrenmek için oradaki bir fil eğitmenine fillerin neden orada öylece durduklarını ve neden hiç kaçmaya çalışmadıklarını sordu.
Fil eğitmeni şöyle cevap verdi:
“Onlar çok küçükken onları bağlamak için aynı boyda ve aynı güçte ip kullanırız. O ip, o yaşta onları tutmak için yeterlidir. Büyüdükçe ipten kurtulamayacaklarına inanmaya şartlanırlar. Bu şartlanmanın sonucu olarak aynı ipin kendilerini hâlâ tutabileceğine inanırlar. Bu yüzden asla kurtulmaya çalışmazlar.”
Fillerin bahçeden kaçmamalarının tek nedeni, zamanla bunun mümkün olmadığı inancını benimsemeleriydi.
Bana bu hikâye Zonguldak insanını hatırlattı!
İstese ayağındaki ipi koparacak, zinciri kıracak!
Ama Zonguldak insanı ayağındaki ipi koparacağına, zinciri kıracağına inanmıyor!

Karakolda ayna var
Karakolda ayna var, ayna var
Kız kolunda damga var, damga var
Gözlerinden bellidir Cevriyem
Sende kara sevda var
Denizlerin kumuyum, kumuyum
Balıkların puluyum, puluyum
Aç koynunu, ben geldim Cevriyem
Ben de Allah kuluyum
Moriye de fosforlum
Bende Allah kuluyum