Zonguldak, çok zor ve sıkıntılı bir süreçten geçiyor!
Ankara’dan beklediği ilgiyi yıllardır göremeyen Zonguldak, doğal afetlerle ve facialarla sarsılıyor!
Kadırga Yokuşu’nda çöken evin altında kalarak ölen de var!
Gelik’te grizu patlamasında hayatını kaybeden de var!
Zonguldak insanı acıyı, gözyaşını o kadar kanıksamış ki!
“Allah daha büyük felaketlerden korusun” diyerek şükrediyor!
Çünkü bizim çok büyük acılarımız var!
Çok büyük travmalarımız var!
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessesesi’nde 3 Mart 1992 tarihinde meydana gelen zincirleme grizu patlamalarında 263 maden işçisi hayatını kaybetmişti.
Türkiye Taşkömürü Kurumu Armutçuk Müessesesi’nde 7 Mart 1983 tarihinde meydana gelen grizu faciasında 103 maden işçisi hayatını kaybetmişti.
Türkiye Taşkömürü Kurumu Karadon Müessesesi’nde 17 Mayıs 2010 tarihinde meydana gelen grizu patlamasında 30 maden işçisi hayatını kaybetti.
Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessesesi’nde 14 Ekim 2022 tarihinde meydana gelen grizu faciasında 42 maden işçisi hayatını kaybetti.
Madenden sağ kurtulan, bir şekilde emekli olan işçi için yaşam mücadelesi bitmiyor!
Bir de meslek hastalığı denen illet yapışıyor maden işçisinin yakasına!
Yazları neyse de!
Kışları nefes almakta zorlanıyor Zonguldaklı emekli maden işçileri!
Sonra ver elini Amele Birliği (Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları) Hastanesi!
Zonguldak’ın varlık nedeni kömür!
Dolayısıyla madenci!
Ama en kötü hastane Amele Birliği (Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları) Hastanesi!
Çünkü Zonguldak insanının bir değeri yok ki!
Gelik’te yaşanan grizu faciasında gördünüz değil mi?
Cenazeler o kadar kalabalık değildi!
Zonguldak orkestrası!
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nun sıcak olaylarda, doğal afetlerde sergilediği tutum, kamuoyunun takdirini kazanıyor!
İl, ilçe, belde demeden, olay neredeyse oraya giden, Zonguldak insanını dinleyen, kol kanat geren Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’na teşekkür ediyoruz!
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Kapağan, Zonguldak İl Emniyet Müdürü İbrahim Kaba ve Zonguldak İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Barış Cücen büyük bir uyum içinde çalışıyorlar.
Bu ekibe Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer de katılıyordu!
Yeni Rektör Prof. Dr. Ahmet Ulusoy, atanıncaya kadar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bağlıydı!
Şimdi “Ben Of’luyum, direkt Allah’a bağlıyım” diyor!
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu da Oflu!
Vali Bey, “Sayın Cumhurbaşkanımıza bağlıyım” diyor!
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hasan Öztürk’ün son dönemde saçı başı oynuyor!
Görevde kalabilmek için avcıyla ava gidiyor!
Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdürü Sayın Nihat Ağan, göreve geldiğinde çok bocaladı!
Ve bence hâlâ işini oturtabilmiş değil!
Zonguldak’ı küçümsüyor!
Büyük şehirlere gitmek istiyor!
Diyeceksiniz ki bütün bu olaylar olurken Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem nerede?
Eskiden Zonguldak Belediyesi’ne bol bol personel alıyordu!
Sayı neredeyse 500 oldu!
Müfettişler geldi, personel alımı durdu!
Sık sık tatile gidiyor!
Boş zamanlarında ise Pembe Köşk’e takılıyor!
Sel olmuş!
Heyelan olmuş!
Grizu olmuş!
Ortalık sakinleşince gidiyor!
Kadırga Yokuşu’nda imar verdikleri inşaat nedeniyle ev çöktü!
Bir kişi öldü!
Tahsin Erdem, Ankara’dan kalkıp Zonguldak’a gelmedi!
Bir sorumluluk üstlenilmedi, bir özür dilenmedi!
Bir de Yeni Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz var!
Kuzenini ve eşini kendisine danışman yapan!
Sonra usulsüzlük iddiaları ortaya çıkan!
Zonguldak’a geliyor!
Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nu istifaya davet ediyor!
Deniz Yavuzyılmaz!
Yeni Partili Zonguldak Belediyesi’nin verdiği imar nedeniyle bir insan öldü!
Tahsin Erdem’i neden istifaya davet etmedin?
Zonguldak’ın akordunu bunlar bozuyor!
2,5 yılda bir kamyon asfalt dökemeyen il belediyesi olur mu?
Kıssadan hisse: Sabahın sahibi var!
Kral, demircinin güzel karısına göz koymuş. Onu elde etmek için kara kara düşünmeye başlamış.
Kralın bu hâlini gören dalkavukları bir gün yanına yaklaşarak:
— Efendim, demirciyi astırın, karısı da size kalsın, demişler.
Bu fikir kralın aklına yatmış. Hemen demirciyi huzuruna çağırtmış ve ona şöyle demiş:
— Yarına kadar tam bin çivi yapacaksın! Eğer şafak sökene kadar bitiremezsen seni astıracağım!
Bir günde bin çivi yapmanın imkânsız olduğunu bilen demirci, yine de hiç telaşlanmadan ocağının başına geçmiş. Çekicini eline almış, çivi yapmaya başlamış.
Yakınları başına toplanmış. Kimi ağlıyor, kimi feryat ediyor, kimi de çaresizlik içinde ne yapacağını düşünüyormuş.
Ama demirci sakinmiş. Ne işini bırakmış ne de umudunu kaybetmiş.
Bu kadar büyük bir tehlike karşısında nasıl böyle sakin kalabildiğini soranlara yalnızca şu cevabı vermiş:
— Sabahın sahibi var!
Gece boyunca örsün üzerinde çekiç sesleri yankılanmış. Saatler geçmiş, şafak yaklaşmış.
Tam o sırada saraydan bir adamın koşarak geldiği görülmüş.
Demircinin yakınları, adamın onu idama götürmeye geldiğini düşünerek daha yüksek sesle ağlamaya başlamış.
Ancak saraydan gelen adam herkesi susturmuş ve demirciye seslenmiş:
— Çabuk! Ne kadar çivi yaptıysan hemen getir!
Demirci şaşkınlıkla sormuş:
— Ne oldu?
Adam nefes nefese cevap vermiş:
— Kral öldü! Tabutuna çakacağız!
İşte o an demircinin bütün gece söylediği sözün anlamı ortaya çıkmış:
“Sabahın sahibi var!”
Çünkü insan gecenin ne kadar karanlık olduğunu bilir ama sabahın neler getireceğini bilemez.
Unutma!
Gece ne kadar uzun, dert ne kadar büyük olursa olsun, sabahın sahibi vardır!