Zonguldak, son yılların en etkili yağışlarından birine sahne oldu!
Meteoroloji günler öncesinden uyardı!
Zonguldak Valiliği uyarı yaptı!
Tedbirleri açıkladı!
Tatildeki eşini almaya gitmişken biraz daha tatil yapan Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Türkiye Belediyeler Birliği seçimleri için Ankara’ya gitti!
Yağmur yağmış, sel olmuş, umurunda değil!
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, Zonguldak Belediyesi sınırları içinde yaşanan sorunları yerinde inceledi!
AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, şehir merkezinde mağdur olan esnafı ziyaret etti!
Haberler Pusula’da yayımlanınca Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem sahaya indi! Belediye paylaşım yaptı!
Akşamüstü yanına eşini alan Tahsin Erdem, Yeni Parti’nin ön seçiminde oyunu kullandı!
Zonguldak Belediye Başkanı Osman Hacıbektaşoğlu mu, Tahsin Erdem mi?
Sahaya bakınca Osman Hacıbektaşoğlu’nun Zonguldak Belediye Başkanı gibi çalıştığına tanık olduk!
Sanki Zonguldak Belediyesi’ne ‘kayyum’ atanmış, Tahsin Erdem’e ayıp olmasın diye açıklanmamış!
Tahsin Erdem, bu muameleyi kesinlikle hak ediyor!
Her gün plajlarda boy gösteren Tahsin Erdem, altyapı sorunlarının gün yüzüne çıktığı sel felaketinde görünmüyor!
Zonguldak’a gerçekten yazık oluyor!
500’e yakın personel aldığını söylediğimiz Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, sahaya 100 personel çıkarabiliyor!
Her mazgalın başına dikecek personel var!
Ama mazgalın başına gönderecek personel yok!
Zonguldak’ta belediye yok, başkan yok, çalışacak personel yok!

Ağustos Böceği
Hikâyenin ilki şöyle:
Sıcak bir ağustos günüydü. Ağustos böceği, bir ağacın dalında güzel sesiyle aralıksız ötüyordu. Yerdeki karıncalardan biri alaycı bir şekilde ona bakarak:
“Şarkı söylemekten başka bir şey bilmez misin arkadaş? Biraz bizi örnek al da sen de çalış.” dedi.
Ağustos böceği:
“Bak karınca kardeş, siz beni yanlış tanımışsınız. Ya da hiç tanımamışsınız. Yıllardır çalışıyordum. Şu ağaç dalına daha bugün yeni geldim.” dedi.
Bunu duyan karınca çok şaşırdı. Sırtındaki yükü yere indirip bir işaretiyle diğer karıncaları çağırdı ve ağustos böceğinin yanına toplandılar.
“Şu hikâyeni tam olarak anlatsana.” dedi karınca.
“Anlatayım.” dedi ağustos böceği.
“Bir zamanlar, bir ağaç dalının yarığına bırakılan minik bir yumurtaydım. Yumurtadan kurtçuk olarak dışarı çıktım ve toprağa düştüm. Hızlıca toprağı kazarak ağaç köklerine ulaşmam gerekiyordu. Çünkü hayatta kalabilmek için ağaç köklerinin öz suyuyla beslenecektim. Tam on yedi yıl, o kökten o köke toprağı kazıp durdum. Gözlerim kapalı ve ses çıkarmadan, sabırla çalıştım.
Sonunda yeryüzüne çıkma zamanım geldi ve toprağın altından çıktım. Üzerimdeki toprağı silkelemek için kanat çırpmaya çalıştım ama ortada kanat da yoktu. Çok kısa bir zamanda kanatlarım oluştu. Uçmayı başardım. İşte bu ağacın dalına kondum. Hiç susmayışımın sebebi ise tüm canlılara ve arkadaşlarıma sesimi duyurabilmek.”
Karıncalardan biri şöyle dedi:
“Biz kış için yuvalarımıza yiyecek taşırız. Sen kışın ne yiyeceğini düşünmez misin?”
Ağustos böceği:
“Hayır.” dedi. “Benim o kadar vaktim yok. Kışı hiç göremeyeceğim. Yaşamak için iki haftam var. Biz sadece ağustos ayında yaşarız.”
Karıncaların hepsi çok üzüldü ve ağustos böceği hakkında ön yargılı davrandıkları için pişman oldular.
Karıncaların lideri ise diğer karıncalara dönerek şöyle dedi:
“Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bir daha asla kimseyi küçümsemeyin. Hep iyi niyetli olun. Olayların sebeplerini ve hikmetlerini bilmeden eleştiride bulunmayın.”
Karıncalar, ağustos böceğinden özür dilediler. Vedalaşarak ayrıldılar.
Bu hikâyenin bir de şu hâli var:
Eğlenceyi oldukça seven bir ağustos böceği varmış. Bu ağustos böceği devamlı saz çalar, şarkı söylermiş. Tüm gününü bu şekilde geçirirmiş.
Derken güzel, sıcak günler bitmiş, kış gelmiş. Artık havalar oldukça soğuk ve yağışlıymış.
Ağustos böceği şarkı söyleyemez hâle gelmiş. Soğuktan oldukça üşüyormuş ve karnı da oldukça açmış.
Fakat yiyeceği hiçbir şey yokmuş. Çünkü tüm yazı saz çalarak ve şarkı söyleyerek geçirmiş. Kış için hiç hazırlık yapmamış.
O böyle eğlenirken minik komşusu karınca, tüm yazı kış hazırlığı yaparak geçirmiş.
Ağustos böceği bunu hatırlamış ve aklına karınca komşusundan ödünç yiyecek istemek gelmiş:
“Karınca komşumdan ödünç yiyecek bir şeyler isteyeyim. Hem ne var, ağustosta yine öderim.” demiş.
Ağustos böceği bu düşünceyle karınca komşusunun kapısına gitmiş.
Kapıyı çalmış.
Karınca kapıyı açmış. Karşısında açlık ve soğuktan perişan olmuş ağustos böceğini görmüş:
“Ne istiyorsun ağustos böceği?” demiş.
“Karınca kardeş, havalar oldukça soğudu. Çok üşüyorum. Üstelik karnım da oldukça aç ama yiyecek hiçbir şeyim yok. Bana ödünç yiyecek bir şeyler verir misin? Söz veriyorum, ağustosta borcumu ödeyeceğim sana.” demiş ağustos böceği.
Karınca:
“Niçin yiyecek hiçbir şeyin yok? Tüm yaz ne yaptın sen?”
Ağustos böceği oldukça utanmış. Mahcup bir şekilde:
“Şey… Ben tüm yaz saz çaldım, şarkı söyledim. Kış için hiç hazırlık yapmadım.”
Karınca bu cevabı duyunca oldukça sinirlenmiş:
“Madem öyle, tüm yaz saz çalıp şarkı söyledin, şimdi de oyna o zaman!” demiş ve kapıyı ağustos böceğinin yüzüne kapatmış.
Vallahi bu hikâye, Zonguldak’ta bir siyasetçinin hikâyesine ne kadar benziyor!
Biz şimdi bu siyasetçinin kim olduğunu yazmayalım!
Boşuna bizi şikâyet etmesin!
Bir de bu ağustos böceği, dişisiyle çiftleşince ölüyormuş!
Demek ki bizimkiler ağustos böceği değil!