Zonguldak Belediyesi’nin personel gideri, şirket çalışanları dahil, bir önceki yıl gerçekleşen bütçe gelirlerinin yaklaşık yüzde 58’ine dayandı. Yasal sınır yüzde 40. Müfettişler bunu tespit etti, 10 zabıta alımı da başvurular başlamadan iptal edildi. Rakam ortada, yasa net. Peki şimdi ne olacak?
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49’uncu maddesinin 8’inci fıkrası açık:
“Belediyenin yıllık toplam personel giderleri, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre belirlenecek yeniden değerleme katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın yüzde otuzunu aşamaz. Nüfusu 10.000’in altında olan belediyelerde bu oran yüzde kırk olarak uygulanır. Yıl içerisinde aylık ve ücretlerde beklenmedik bir artışın meydana gelmesi sonucunda personel giderlerinin söz konusu oranları aşması durumunda, cari yıl ve izleyen yıllarda personel giderleri bu oranların altına ininceye kadar yeni personel alımı yapılamaz. Yeni personel alımı nedeniyle bu oranın aşılması sebebiyle oluşacak kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren hesaplanacak kanunî faiziyle birlikte belediye başkanından tahsil edilir.”
Şirket personeli de dahil edildiğinde iş biraz daha netleşiyor. 28 Nisan 2018 tarihli Usul ve Esaslar’ın 5’inci maddesi, idarelerin şirket personeli dahil yıllık toplam personel giderlerinin, en son yıl bütçe gelirlerinin yeniden değerleme oranıyla artırılmış tutarının yüzde 40’ını aşamayacağını hükme bağlıyor. Büyükşehir olmayan belediyelerde bu oran yüzde 40. Zonguldak’ta da bu uygulanıyor.
Müfettişlerin tespit ettiği yüzde 58, bu sınırın epey üzerinde. Yani mevzuat diyor ki: Oran yüzde 40’ın altına inene kadar yeni personel alımı yapılamaz. Ne memur, ne işçi, ne de şirket üzerinden. İhtiyaç olsa bile mevzuatta öngörülen istisna ve izin süreçleri dışında adım atılamaz. Aksi durumda kamu zararı ve hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.
Geçmişe bakınca tablo daha da netleşiyor. Sayıştay raporlarında daha önce de aşımlar görülmüştü. Başkan Tahsin Erdem’in yaklaşık 2,5 yıllık döneminde şirketler üzerinden yüzlerce kişinin işe alındığı iddiaları var. Sayının 500’e yaklaştığı öne sürülüyor. Gerçekten ihtiyaç mıydı, yoksa başka hesaplar mı vardı? O ayrı tartışma. Ama sonuç ortada: Bütçenin büyük kısmı personel maaşlarına gidiyor, yatırım ve hizmet için kalan pay daralıyor. Su zamları, büfe ihaleleri, hizmet alımları… Hepsi bir yerde bu yükle bağlantılı.
Şimdi belediyenin önünde önemli bir görev var: Personel giderlerini yasal sınırların altına çekmek. Emeklilikler, doğal personel azalması, sözleşmelerin durumu ve giderlerin yeniden planlanması gibi seçeneklerin değerlendirilmesi gerekiyor. İşten çıkarmalar ise kendiliğinden doğan bir yasal zorunluluk değil. Diğer taraftan, oran düşmeden mevzuata aykırı yeni alımlar yapılması da kamu zararı riski taşıyor.
Vatandaşın cebinden çıkan para, belediyenin kasasına giriyor. O kasanın büyük kısmı personele gidiyorsa, sokakların temizliği, asfalt çalışmaları ve diğer belediye hizmetleri için ayrılabilecek kaynak azalıyor. Yasa bunu engellemek için konulmuş. Yüzde 40 sınırı, keyfî bir rakam değil; belediyelerin hizmet üretebilmesi için konulmuş bir fren.
Müfettiş raporu kamuoyuna açıklanmadı. Belediye de konuya ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapmadı. “Kaç personel var, şirketler dahil toplam maliyet ne, gerçek ihtiyaç kaç?” soruları havada asılı duruyor. Cevap bekliyor.
Yasal sınır belli. Müfettişlerin tespit ettiği oran belli. Şimdi sıra uygulamada. Personel giderleri yasal sınırın altına inene kadar yeni alımlar konusunda mevzuatın öngördüğü kısıtlamalara uyulması gerekiyor. Aksi takdirde hem yasa ihlali hem de kamu zararı riski gündeme gelebilir.
Zonguldak’ın bütçesi, yalnızca personel maaşlarını ödemek için değil, şehre hizmet etmek için var.
Bunu unutmamak lazım.
ASFALT TAHSİN
Zonguldak Belediyesi’nin faaliyet raporunu bir kez daha açtık.
Satır satır okuduk.
2025 yılı için 2 bin ton asfalt döküleceği söylenmiş.
Kaç ton dökülmüş?
75 ton.
O 75 ton da belediye kasasından değil.
İl Özel İdaresi’nin hibesiyle gelmiş.
Yani Zonguldak Belediyesi kendi imkânlarıyla neredeyse bir kamyon asfalt bile dökememiş.
Şimdi aynı belediye, İl Özel İdaresi’nin Tepebaşı’na, okul önlerine, üniversite yoluna ve Merkez Çarşısı çevresine döktüğü asfaltı eleştiriyor.
“Protokol var, siyasi malzeme yapmayın” diyor.
Enerjisa’dan 6 milyon 338 bin lira tahsil etmişler.
3 bin 659 metrekare yol bozulmuş.
Paranın karşılığında parke, beton ve sıcak asfalt yazılmış.
Ama hangi caddede, hangi sokakta, hangi mahallede kullanıldığı belli değil.
Liste yok. Cadde ismi yok. Tamamlanma oranı yok.
Sadece “tahsil edildi” yazıyor.
Asfalt yok.
Ama açıklama var.
Utanma yok.
Yaklaşık 2,5 yıldır mahalle yolları delik deşik.
Vatandaşın arabası hasar görüyor.
Yaya yürüyemiyor.
Başkan Tahsin Erdem “öncelik parke” diyor.
Asfaltı “önümüzdeki günlere” bırakıyor.
Günler geçiyor, asfalt gelmiyor.
İl Özel İdaresi 2026’da 135 bin ton sıcak asfalt dökmüş.
Köy yollarına, belediye sınırları içindeki bazı noktalara.
Vatandaşın ihtiyacı olan yere.
Belediye ise hâlâ “bizim işimiz değil” demeye çalışıyor.
Necdet Karaveli’nin sözü yerini buluyor:
“100 kilo asfalt alıp dökemiyorsan, 180 bin ton döken Özel İdare’ye gönderme yapmanın anlamı yok.”
Doğru.
Esas olan vatandaşa hizmet etmek.
Yoksa her bozulan asfaltı, her çukuru siyasi malzeme yapmanın anlamı yok.
Zonguldak’ta yol sorunu büyüyor.
Belediye konuşuyor.
İl Özel İdaresi döküyor.
Vatandaş da mağdur oluyor.
Bu kadar basit.
Asfalt yok.
Utanma da yok.