Zonguldak’ta tren ile seyahat tarihi çok eskilere dayanır. Geçmişte deniz yolundan sonra diğer tercih edilen vasıtadır. Erken cumhuriyet döneminde insan gücü ile açılan tüneller ve yapılan köprüler zor coğrafya şartlarında inşa edilmiştir. Dik kayalık yamaçlar arasından akan suların üstünden, yeşil ormanlık bölgelerden geçen kömürlü trenler, arkalarında kapkara duman bıraksalar da, kazanından sızan bembeyaz buharıyla da insanın içini hep ısıtmıştırlar.
Bu yolculuklarda yaşanmış ne hikâyeler vardır... Ne ayrılıklar ne kavuşmalar vardır kim bilir!
Bunlar acısıyla, tatlısıyla yaşanmış ve çoğu unutulmuş hikâyeler…
Çocukluğumuzun hafızada kalan bir spikeri vardı.
Harika bir ses tonu ve diksiyonu ile Türkçeyi en iyi konuşan spikerler arasındaydı. Haberleri okumaya başladığında tüm ev halkı televizyonun başına geçer onun güzel sesinden haber bültenini dinlerdi...
O İsim Jülide Gülizar’dı…
Jülide Gülizar'ın dilinde Türkçe sözcükler adeta ışıldardı. Görevini ciddiyetle yapan örnek biriydi…
Sene 1949: Şair Hüseyin Yurdabak bir edebiyat etkinliği için bir grup arkadaşıyla birlikte Zonguldak’a davet edilir. Ankara’dan trene binip yola çıkarlar. Kafilede birlikte “Bahçe” dergisini çıkardığı Hukuk Fakültesi öğrencisi Jülide Hanım’da vardır.
Hüseyin Yurdabak ve Jülide Hanım trende kompartımanlarına girmeyip koridorda ayaküstü, edebiyatın da konu olduğu koyu bir sohbete dalarlar. Öğleki sohbet saatlerce sürer, sabah olduğunun farkına bile varmazlar...
Hüseyin Yurdabak o günü şöyle anlatır;
"-Yolculuk boyunca şiire ve edebiyata olan düşkünlüğümüzden olsa gerek, Jülide Hanım’la vagona pek uğramamış, koridor penceresine dayanarak ayakta saatlerce sohbete dalarak sabahı ettiğimizi hatırlıyorum. Bu durum etkinlik dönüşünde de aşağı yukarı aynı şekilde tekrarlandı diyebilirim...
Yine, koridorda, pencere kenarında muhabbet ederek seyahatimizi tamamladık. Ama ne konuştuğumuzu, ne okuduğumuzu bilmiyorum. Bildiğim tek şey bu yolculuktan ve Jülide Hanım’dan çok etkilendiğimdi…
Oturdum birkaç kıta bir şiir yazdım. Şiir şöyle başlıyordu;
“Geze geze yoruldum…
İsim isim yoruldum…
Ben kurşunsuz vuruldum
Zonguldak yollarında..."
Şiir “Nilüfer” dergisinde yayınlanır. Bütünüyle pek duygusal bir şiir olduğu arkadaşlarının gözünden kaçmaz. “Anlayalım Zonguldak yollarında neler oldu, nasıl yaralandın?“ gibi imalı sözler söylemeye, aralarında fısıldaşmaya başladılar.
Aynı soru Jülide Hanıma da sorulmuş olacak ki, bir gün Hüseyin Yurdabak'la okul kantininde karşılaşınca sorar...
"Hüseyin, Nilüfer dergisinde çıkan şiirini okudum, güzel bir şiir, ama sen bu şiiri kime yazdın?”
Hüseyin paniklemiştir.
-Sana yazmadım... der. Ancak Jülide ikna olmamıştır...
-Doğruyu söyle kime yazdın?
Hüseyin o anı şöyle anlatıyor;
Ciddi bakışından ve sorunun keskinliğinden çok korkmuştum. Tekrar…
-Hayır sana yazmadım dedim…
(“Evet Jülide, bana Zonguldak tren yollarında şiir yazdıran sensin” diyememiş şair…
Bu da benim yorumum…).
Hüseyin Yurdabak, Jülide Hanımın bu çıkışından hem korkmuş hem de ümitsizliğe kapılmıştır.
Bir gün oturur sitemkâr bir şiir yazar;
"Her mevsim içimden gelip geçersin,
Sen vefasız yolcu, kalbim viran edersin.
Merhaba demeden elveda dersin,
Sen vefasız yolcu kalbim viran edersin…"
Tanıdık geldi değil mi. Evet bu şiir daha sonra Semahat Özdenses tarafından Uşşak makamında bestelenir ve Türk Sanat Müziğinin unutulmaz klasikleri arasında yerini alır.
Daha hayret edeceğiniz bir şey daha söyleyeyim. Jülide dediği ve adına şiirler yazdığı o “Vefasız Yolcu” TRT’nin unutulmaz haber spikeri, bir Türkçe üstadı rahmetli Jülide Gülizar’dır… (Kaynak: İlhan Ertürk)
Sanırım, bu Zonguldak tren yolculuğunu her ikisi ömrü boyu hiç unutmamışlardır…
Bestelenen şarkı her çaldığında aynı yolculuk heyecanı tekrar hatırlamışlardır…
Jülide Gülizar, daha sonraki hayatında iki evlilik yaptı. 2011 yılında Ankara'da hayatını kaybetti…
Hüseyin Yurdabak, 1954 yılında evlenmiş ve 2008 yılında Ankara’da vefat etmiştir.
Şiirin tamamı:
BÖYLE KALSIN
"Seni seviyorum." diyemem sana,
Anahtarı kayıp bir kilit ağzım.
İşte ömrüm böyle erecek sona
Bir haber götürsün postacı
Kazım Anahtarı kayıp bir kilit ağzım...
Her mevsim içimden gelir geçersin,
Sen: vefasız yolcu, kalbim: viran han
Merhaba demeden elveda dersin
Bıraktığın yerde benim ağlayan.
Sen: vefasız yolcu, kalbim: viran han...
Gözlerini dikmiş aynı noktaya,
Duvarda resmim de seni düşünür.
Senin arzuların oldu bitti ya!
Neşeden atını saadete sür
Duvarda resmim de seni düşünür.
(Şiir: Hüseyin Yurdabak-1993)
Yüksel Yıldırım-8 Ekim 2026
Zonguldak Nostalji




