Yeni Parti Zonguldak İl Başkanlığı'nın ilk kongresi yapıldı.
Devrim Dural ve Turhan Oral arasında yapılan ön seçimde üyenin güvenini alan Dural, "il başkanı" seçildi.
Üyenin iradesiyle ön seçimden çıkan Devrim Dural, ne Tahsin Erdem'i tanıdı, ne de Halil Furat'ı!
Devrim Dural, adeta "yürek yemiş" gibi davrandı!
Halil Furat, kendisinin "üst kurul delegesi" olacağını zannederek, oylarını Dural'a vermesi işin cabası!
Bundan bir kaç sene öncesini hatırlayın...
Dural, Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık'ı ziyaret ederek, Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul'u satmıştı!
Bu sefer de Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem'i ve kendisinin peşinden koşturan Halil Furat'ı sattı!
Hep böyle yapılarak kazanılmaz ki kardeşim!
Önceki kongrede Tahsin Erdem'le işbirliği içinde olan Dural, onun söylediği isimleri yönetime almadı!
Acaba Tahsin Erdem yönetim için kimleri önermişti?
Sonra baktık ki, Tahsin Erdem'i "üst kurul delegesi" yazmış!
Yalnız listede başka belediye başkanı yok!
Tahsin Erdem'in ağzına bir parmak bal mı çalmış oldu?
Kongrede tartışılması gereken bir diğer konu ise; üç yönetim kurulu üyesinin üç sandıktan da çizik yemesi!
Partililer, tarihte ilk defa böyle bir durumla karşılaşıldığını söylüyor.
Onlar daha iyi bilir!
Nerede basın özgürlüğüm?
Zonguldak'ta geçtiğimiz günlerde Halk TV'ye kayyum atanmasına yönelik "basın özgürlüğü" adı altında bir açıklama yapıldı.
Bu açıklamaya, kentteki gazeteciler de davet edildi.
Haber yapmaları için değil, bizzat açıklamanın içinde olmaları için davet edildiler.
Bu basın açıklamasını düzenleyen Demokrasi Platformu'nun başındaki isimlere bir sözümüz yok.
Bu hassasiyet için kendilerine teşekkür ediyoruz.
Ben, bu açıklamanın içinde yer almak istemedim.
Çünkü Demokrasi Platformu'nun içinde boy gösteren çoğunluk ismin, gerçekten basın özgürlüğüne uygun davrandığını düşünmediğim için katılmadım.
Zonguldak basınına; dışarıdan bir tv kanalı geldiğinde nasıl davranıldığını çok gördük!
Partilerden mi kovulmadık!
Caddelerde sağa-sola mı savrulmadık!
Çalıştığımız kurumlar yüzünden o mobbing uygulayan bakışlarınıza mı maruz kalmadık!
Onun için biraz gerçekçi olmak lazım.
Sırf açıklama yapmış olmak için açıklama yapmamak lazım!
O basın özgürlüğü açıklamasının üzerinden 3 gün geçti.
Madenci Anıtı'nda boy gösteren ağabeyler ve ablalar, bugün yaptığım bir haber için sağdan-soldan yorumlar yaptılar!
Eee ne oldu hani?
Nerede benim basın özgürlüğüm?
Basın özgürlüğü, ancak sizin kuyruğunuza basana kadar!