Zonguldak’ta yaşanan acı olay; çarpık kentleşmeyi, kentsel dönüşüm eksikliğini ve yapı güvenliği konusundaki ihmalleri bir kez daha gündeme getirdi.
Bir insanın hayatını kaybetmesi, bir başkasının yaralanması ve onlarca kişinin evinden tahliye edilmesi, sorunun ne kadar ciddi olduğunu ortaya koyuyor.
Zonguldak’ta yaşanan göçük, aslında göz göre göre gelen bir felaketti.
Kadırga bölgesini bilenler bilir.
Yıllar içinde plansız ve çarpık yapılaşmanın ortaya çıkardığı sorunlar, bugün kentin önündeki en önemli risklerden biri haline geldi.
Dar sokaklar, birbirine yakın yapılar, eğimli arazi ve zemin koşulları...
Bu bölgelerde yapı güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Peki, bu riskler yıllardır neden yeterince ele alınmadı?
Elbette her yapı sorununu yalnızca çarpık kentleşmeyle açıklamak doğru değil.
Bir binanın güvenliği; zemin özelliklerinden temel sistemine, taşıyıcı elemanlarından yapı malzemelerine, mühendislik hesaplarından inşaat uygulamalarına kadar pek çok etkene bağlı. Ancak bütün bu teknik konuların yanında, denetim ve kamu sorumluluğu da göz ardı edilemez.
Malzemeden çalan, mühendislik kurallarını hiçe sayan müteahhitler varsa bunun hesabı sorulmalı.
Ruhsat, yapı denetimi ve imar süreçlerinde görevini eksik yapanlar varsa onlar da ortaya çıkarılmalı.
Kadırga’da yaşananların en dikkat çekici tarafı, tehlikenin ortaya çıktıktan sonra nasıl yönetildiğiydi.
17 Ekim 2026 Cumartesi akşamı Kadırga bölgesinde meydana gelen göçüğün ardından olay yerine giderek haber takibi yaptık.
Kullanılmayan bir bina yıkılmış, çevresindeki binaların durumu ise endişe yaratmıştı.
Olayın ardından yaptığım araştırmada, söz konusu binalarla ilgili Zonguldak Belediyesi tarafından tahliye kararı alındığı yönünde bilgilere ulaştım.
AFAD’dan aldığımız bilgiye göre ise, bölgedeki binalarla ilgili sorumluluğun Zonguldak Belediyesi'nde olduğuydu.
Bir binanın tahliye edilmesi, çevresindeki tehlikenin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Zemin hareketlerinin incelenmesi, gerekli güvenlik önlemlerinin alınması ve bölgenin kontrol altında tutulması gerekir.
Peki, cumartesi akşamından sonra ne oldu?
Olayın ardından belediye tarafından bölgeye iki beton blok bırakıldı!
Vatandaşlar, yaptıkları başvurulara rağmen yeterli ilginin gösterilmediğini söylediler.
Cumartesi, pazar, pazartesi, salı, çarşamba…
Günler geçti.
Ve…
Kadırga Caddesi’nde meydana gelen göçükte 74 yaşındaki Türkan Özhan hayatını kaybetti.
Kenan Akçaharman ise yaralı olarak kurtarıldı.
Türkan Özhan’ın hayatını kaybetmesi mi gerekiyordu?
Bir tehlike önceden fark edildiğinde yapılması gereken, felaketin gerçekleşmesini beklemek değil, gerekli önlemleri zamanında almaktır.
Küçükken müdahale edilmeyen bir sorun, zamanla çok daha büyük bir krize dönüşebilir.
İnsanlar neden kendi evlerinde güvenle yaşayamıyor?
Bir vatandaşın evinde uyurken binasının güvenli olup olmadığını düşünmek zorunda kalması, başlı başına ciddi bir sorun!
Göçük yaşanan evlerin altında bir inşaat başladı.
Bu binaya kim, hangi şartlarda izin verdi?
İnşaat firmasından 3 kişi gözaltına alındı.
Peki, burada sorumlu sadece inşaat firması mı?
Bu inşaata izin veren belediyede suç yok mu?