Zonguldak Merkez Gazi Ortaokulu’ndan veliler arıyor...
Okul Müdürü Tuncay Korku, her öğrenciden ayda 500 lira istiyor!
500 liralık aidatı veremeyen velileri odasına çağıran Tuncay Korku, parayı bizzat istiyor!
Öğrenci velisi bir kadın, aylık 500 lirayı veremeyeceğini söylüyor!
Müdür Tuncay Korku, kadını baştan aşağıya bir süzüyor, “Ayarlarsın, 500 lira ne ki?” diyor!
Kadın, önceki müdür döneminde böyle bir zorlama olmadığını, maddi durumları iyi olmadığı için eski müdürün kendilerine yardımcı olduğunu anlatıyor.
Tuncay Korku, “Ben, bu okula çok masraf yaptım. Bu parayı almam lazım” diyor!
Okullarda öğrencilerden para alma işi 40 sene önce de vardı!
Ama son dönemde okul müdürleri, okulu bir "işletme", öğrencileri ve velileri de "müşteri" gibi görüyor!
Aylık 500 lira çok büyük bir para!
50 lira, 100 lira, 200 lira olsa neyse!
500 lira!
Okul müdürlerinin biraz daha insancıl olmalarını tavsiye ediyoruz.
Karşılarındakilerin insan olmalarının yanı sıra, anne-baba olduklarını unutmayalım.
Çocukları hasta olabilir, eşleriyle sorunları olabilir, geçimleri çok zor olabilir...
Zaten hayat şartları zor!
Durumu iyi olandan fazla alınsın.
Olmayandan alınmasın.
İnsanlar, 500 lira için yerin dibine sokulmasın.
“Arkamda sendika var” diye veliye tepeden bakılmasın!
Velilere "korku" salınmasın!
Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürü Osman Bozkan, ne dediğimizi anlamayabilir!
Ama ben inanıyorum ki, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, Gazi Ortaokulu ve diğer okullarda velilerin bu şekilde yüksek rakamlarla bağış yapmaya zorlanamayacağını bilir...
Ve gereğini yapar.

Kibirli Belediyecilik...

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, CHP İl Başkanı Devrim Dural ile birlikte AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ı ziyaret ettiler.
Kentin sorunlarını görüştüler.
Birbirlerine destek sözü verdiler.
Tahsin Erdem’in bir takım talepleri oldu...
Mustafa Çağlayan, bu taleplere olumlu yanıt verdi.
Devrim Dural, öğle vakti gerçekleşen ziyareti akşam saatlerinde sosyal medyasından paylaştı!
Tahsin Erdem’de "tık" yok!
Meğer Mustafa Çağlayan, Zonguldak Belediyesi’ni ziyaret ettiğinde de paylaşım yapmamış Tahsin Erdem!
Bu bir nezaketsizliktir!
Neyse...
Biz, bu ziyaretle ilgili paylaşım yapılmadığına dair bir haber yaptık.
Ziyaretin üzerinden 24 saat geçti, Tahsin Erdem’in kişisel sosyal medya hesabından bir paylaşım yapıldı!
Hem de AK Parti İl Başkanlığı’nın kullandığı fotoğrafların aynısıyla!
Demek ki, fotoğraflar AK Parti’nin sosyal medya hesabından alındı!
"Sosyal medyada paylaşım yapsın" diye çocuklarının arkadaşı karı-kocayı işe almıştı, Tahsin Erdem!
Bu karı-koca, o kadar parayı alıp belediyede yatıyorlar mı?
Sosyal medya ekibinde 2, basın bürosunda 3 kişi çalışıyor!
Ama AK Parti ziyaretinden fotoğraf çekilmiyor!
Bunun adına "Erdemli Belediyecilik" deniyor!
Bence Vakfıkebirli Tahsin Erdem’in yaptığı "Kibirli Belediyecilik"...

Yıldızlar da kayar!

Söz ve müziği Ferdi Tayfur’a ait “Yıldızlar da kayar” adlı şarkının sözlerini paylaşmak istiyorum bugün sizlerle...
Çünkü bir yıldız kaydı!
Bu kötü havada yıldızlar görünmez!
Ama ben, size bu şarkıyla yıldızların kaydığını hissettirebilirim!
Aman dikkat edin!
Kar var, buz var!
Yıldız kaysın, siz kaymayın!
                             * * * *
Karanlık gecelerimin yıldızı sensin
Hep beni bekletip hep söyletirsin
Hep yalan yeminler hep yalan sözler
Bir gün gerçek olup gelemez misin

Yıldızlar da kayar durmaz yerinde
Solar güzelliğin kalmaz yüzünde
Sensiz can verirken son nefesimde
Bir yudum su vermeye gelemez misin

Aydınlık dünyamı karartmadan gel
Simsiyah saçımı ağartmadan gel
Şimdilik güzelsin her şey seninle
Seni son bir defa görmem belki de

Kıssadan Hisse: Altın...

Konuşmacı, sözlerine elinde tuttuğu altın lirayı göstererek başladı. Odayı dolduran yüzlerce kişiye şu soruyu sordu:
“Bu altını kim ister?”
Hemen hemen bütün eller havaya kalktı. Konuşmacı devam etti:
“Altını içinizden birine vereceğim ama önce bazı şeyler yapacağım.”
Altını yere attı, ayakkabısıyla üzerinde tepindi. Sonra yerden kaldırdığı tozlara bulanmış altını salona doğru uzatıp yine sordu:
“Bu altını hala isteyen var mı?”
Eller yine havadaydı. Bu defa altını yardımcısının getirdiğini çamur dolu bir kavanoza attı. Çıkardığında, üzerindeki çamurdan altın görünmüyordu bile. Aynı soruyu sordu bir kez daha. Ama eller yine havadaydı ve herkes altını istiyordu. Konuşmacı gülümseyerek şöyle dedi:
“Arkadaşlar, burada çok önemli bir şey görüyoruz. Ben bu altına ne yaparsam yapayım, önemi yok; onu ne olursa olsun istiyorsunuz. Çünkü başına gelenler onun değerini düşürmüyor. O hala değerli bir altın.”
Kürsüdeki konuşmacı, daha sonra hayata ilişkin sonucunu şöyle dile getirdi:
"Birçoğumuz, bu altının başına gelenleri yaşarız. Yere düşeriz, hırpalanırız, canımız acır. Bazen üzerimize çamur atılır. Bazen de biz çamura düşeriz. Ama hiçbirisi önemli değildir; yeter ki, özümüzdeki güzelliği hiç unutmayalım ve mutluluğun bunlara bağlı olmadığını bilelim. Değerimizi bizi başkalarının nasıl gördüğü veya başımıza gelenler değil, bizim kim olduğumuz belirler." (Alıntı)