CHP Zonguldak İl Başkanı Devrim Dural, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’i yanına aldı ve AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ı ziyaret etti.
“Züccaciye dükkanına giren fil” gibi siyaset yapan CHP Zonguldak Merkez İlçe Başkanı Osman Zaimoğlu, ziyaret programına dahil edilmedi!
CHP’nin 9 ay sonra AK Parti’yi ziyaret etmesi manidar bulundu!
10 gün daha bekleseler, bir şey olurdu!
Ne olursa olsun, bu ziyaret önemliydi.
AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, konuklarını çok güzel ağırladı.
Bir kere, makam koltuğu yerine, konuklarıyla birlikte oturmayı tercih etti.
Büyük nezaket gösterdi.
Başkan Mustafa Çağlayan, “Zonguldak'la ilgili bir takım iş birliklerimiz olacak. Neticede, bizim de düşüncemiz ve değerlendirmemiz, Zonguldak'ta yapılacak olan her şeyin hemşehrilerimize yapıldığı yönünde. Bu hususta bizim de katkı sağlayabileceğimiz, yardımcı olabileceğimiz, adım atabileceğimiz noktalar varsa, bunları da seve seve yapacağımızı daha önce de söylemiştik ve bunu tekrarlıyoruz” dedi.
Keşke bu ziyaret, 9 ay önce gerçekleşseydi!
9 ayda 9 sorun çözülürdü.
Ama insanın aklına şu soru geliyor...
Hangi dağda kurt öldü?
CHP, AK Parti’yi neden öptü?
Aman ormancı...
Ormancılar ile orman köylüsü arasında bir süredir sorunlar yaşanıyor.
Şiddeti savunacak halimiz yok.
Ama olaya tek taraftan bakmamak gerekiyor.
Hem memur olunca hem de sendikalı, yani örgütlü olunca; ormancılar, köylünün başına kral kesiliyor!
Benim bildiğim bir olay var.
Ormancı, orman işi yapan kişiden sürekli para alıyor!
Orman işi yapan kişi, parayı bir işyerine bırakıyor!
Ormancı, gelip oradan alıyor!
Ormancı, bir mağazadan mobilya alıyor!
Parayı, orman işi yapan kişiye ödetiyor!
Ama mobilyacıya diyor ki:
“Sen 'şu kadar' diyeceksin. Bu kadarını kendin alacaksın. Üstünü bana vereceksin.”
Şimdi orman işi yapan kişi, orman memurunu şikayet edemiyor!
Çünkü ormancılar örgütlü!
Alimallah bir daha o yörede iş yaptırmazlar!
Bu olaylar olurken, amacımız ormancıyı suçlamak değil.
Ama onlar da kendilerine bir çekidüzen versinler.
Biz, bir uyarı yapalım...
Dikkate almazlarsa, para aldıkları dükkanlardan temin edilen görüntüleri bulur, yayınlarız.
Yazıyı, o ünlü türkünün sözleriyle bitirelim...
“Çıktım Belen Kahvesi'ne baktım ovaya
Bay Mustafa çağırdı dama oynamaya
Ormancı da gelir gelmez yıkar masayı
Söz anlamaz ormancı çekmiş kafayı
Aman ormancı, canım ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı
Köyümüzün suları hoştur içmeye,
İçinde köprüsü var gelip geçmeye
Sevdiğimi vurdular hiç mi hiçine,
Yazık ettin ormancı, köyün iki gencine
Ah, aman ormancı, canım ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı”
Otopark neden kapatıldı?
Zonguldak Merkez Mithatpaşa Mahallesi İsmet Paşa Sokak’ta yapılan binanın altında büyükçe bir katlı otopark vardı.
Atatürk Kültür Merkezi’nin hemen yukarısında, Gazi İlkokulu’nun üst kısmında...
Bölgenin otopark ihtiyacını burası karşılıyordu.
Zonguldak Belediyesi, bir süre önce bu otoparkı kapatmış!
Zonguldak trafiğinin bu kadar karıştığı, otopark ihtiyacının hadsafhaya çıktığı bir dönemde, bu otopark neden kapatıldı?
Bu otopark, bugüne kadar usulsüz mü çalıştı?
Otoparkta bir olay oldu da onun için mi kapatıldı?
Kafalar karışık!
Dün, konuya ilişkin bir telefon aldık.
Otoparkla ilgili bir belgenin tarafımıza ulaştırılacağı söylendi.
İnşallah, fikir değiştirmez, gönderirler.
Gerçekten merak ediyorum...
Telefondaki ses, “Tam size göre bir iş” dedi.
Tahsin Erdem, BKM’de!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, makamında uğradığı saldırının ardından belediye çevresine beton saksılar koydurmuş, saksıların arasına da elektronik bariyer çektirmişti!
Saldırgan tutuklu olmasına rağmen panik hala sürüyor!
Tahsin Erdem, günün önemli bir bölümünü Gazipaşa Caddesi’ndeki eski belediye binasında, şimdiki Belediye Kültür Merkezi'nde (BKM) geçiriyor!
BKM'de konuklarını ağırlıyor!
Eski başkanlar da bunu yapardı!
Ama Tahsin Erdem’in durumu biraz farklı!
Makamında saldırıya uğrayan Tahsin Erdem, bu olayı unutmak için BKM’ye kaçıyor olabilir!
CHP içinden Pusula’yı arayıp bilgi verenler, “Tahsin Erdem, bir tiyatro hazırlığı içinde. Bakalım önümüzdeki dönem sahneye kimlerle çıkacak? Birçok meclis üyesini kendisinden ve belediyeden uzaklaştırıyor” diyorlar!
Yakında "perde"yi çekeriz!
Sahnede kim var, hep birlikte görürüz!
İmarı mercimeğe sürmüş!
Zonguldak’ta bir belediye başkanı, mercimeği fırına sürmüş!
Pardon; imarı mercimeğe sürmüş, 5 kat, bir anda 7 kat olmuş!
Sonra fırından bir dubleks daire çıkmış!
Başkan, hemen o daireye taşınmış!
Hatta o dönem, tüm müteahhitlerden 50’şer, 100’er bin lira toplanmış!
Karşılığında hiçbir evrak verilmemiş!
Ama bazılarına imtiyaz da verilmemiş!
Kimse de itiraz edememiş!
Muhtemel ki, bu paralar yatırıma dönüşmüş!
Müftülük’te bir inşaatın müteahhidinden piyasa değerinin yüzde 20’sini vererek daire almış sevgili başkan!
Aynı başkanın, Çankaya’da dairesi var, ona da geleceğiz.
Hatta Zonguldak’ta yapılan bir işten, İstanbul’da iki daire koparan Zonguldak Belediye Başkanını yazacağız.
Dam suyuyla gelen, sel suyuyla gider!
Zonguldak’ta bir müteahhit, Zonguldak Belediye Başkanlarından birine, Amerika’da daire almış!
Aslında müteahhit, Amerika’da iki daire almış!
Birinde kendi kızı oturuyor!
Diğerinde başkanın kızı oturuyor!
Hatta başkanın kızının oturduğu evi, su basmış!
Ama başkan kurnaz!
Amerika’daki evi, kızının üzerine yapmış!
Konuyla ilgisi yok ama bir fıkrayla bitirelim bu yazıyı...
Kadının birisi, fuhuştan kazandığı parayla dere kenarında cami yaptırmış ve tövbe etmiş. Bir kaç sene sonra yaptırdığı cami, sel nedeniyle yıkılmış. Hoca da camiyi yaptıran kadını durumdan haberdar etmek istemiş. Arayıp, tarayıp kadını bulmuş ve kendisine caminin sel yüzünden yıkıldığını söylemiş. “Allah'ın evi nasıl yıkıldı, bizde anlamadık” diye eklemiş.
Bu durum üzerine kadın, hocaya, geçmişte fuhuş yaparak para kazandığını itiraf etmiş. Bir süre düşünen hoca, “Eeee, dam suyuyla gelen, sel suyuyla gider" demiş!
Kıssadan Hisse: Gelin-kaynana hikayesi...
Günün birinde güzel bir genç kız, sevmiş olduğu erkekle evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanasıyla beraber yaşamaya başlar. Eşiyle oldukça mutludur fakat kaynanasıyla bir türlü geçinemez. Dönem farkı sebebiyle kişilikleri tamamen farklıdır. Bu yüzden ve daha birçok ufak sebeple her gün kavga edip, tartışırlar. Kocası da, anası ve karısı arasında kalmaktan sıkılmış, mutsuz olmuştur. Genç kız, "Bu şekilde gitmez, bir şeyler yapmak gerek" diye düşünür, eski bir tanıdıkları olan baharatçıya gider ve derdini ona anlatır. Yaşlı adam, baharatlardan bir karışım hazırlar, "kaynanasını zehirlediği belli olmasın" diye der ki:
"Bu karışımı,3 ay süresince her gün kaynanan için yaptığın yemeklerin içine az bir miktar koyacaksın. Kimsenin şüphelenmemesi için ona fazlaca iyi davranmalı, onun en sevmiş olduğu, güzel yiyecekleri yapmalısın."
Eve dönen genç kız, yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Her gün kaynanasının sevmiş olduğu en güzel yiyecekleri yapar. Kaynanasının yemeğine az oranda zehri damlatır. "Kimse şüphelenmesin" diye de ona fazlaca iyi davranır. Bir süre sonra kaynanası da fazlaca değişmiş olur ve ona kendi kızı gibi davranır. Evde artık herkes mutludur. Genç kız, suçluluk duymaya başlar. Pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tutar ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehrin tesirini yok edecek panzehir için yalvarır. Kaynanasının ölmesini artık istememektedir. Yaşlı adam, ağlayan gözlerle karşısında konuşup duran genç kıza bakar, gülmeye başlar ve der ki:
"Merak etme, sana verdiğim karışım çeşitli vitaminler içeriyordu. Olsa olsa kaynananı bir tık daha güçlendirdin. Gerçek zehirse, senin ile kaynanan arasındaydı. Sen, ona iyi davrandıkça, o da değişti ve aranızdaki zehir yerini sevgiye bıraktı. Böylece siz gelin-kaynana değil, gerçek bir ana-kız oldunuz."
Hisse: Kendi içimizdeki zehirlerin panzehri, birbirimize daha fazlaca sevgiyle yaklaşmaktır. (Alıntı)