Gecenin zifiri karanlığında
Rüzgar savuruyor, sağanak yağmuru
Camlara sert vuruyor damlalar
Arada bir çakan şimşek
Ardından gürleyen gök
Bulutlar mı ağlıyor?
Yoksa gökyüzü mü?
Çok derinlerden gelen bu fırtına
Bu rüzgar
Bu yağmuru neden savuruyor?
Bilmiyorum
İstesem, yüklenecek çok anlam var.
Yüklemiyorum.
Olay bu
Olduğu gibi yazıyorum.
Kendimden bir şey katmıyorum.
Yön değiştirmesin yağmur damlaları
Sağanak sağanak vursun yeryüzüne
Aksın bayırlardan aşağı
Dolsun dereler
Taşsın
Taşsın
Sığmasın kabına
Çağlayanlar büyük bir hışımla bağırsın.
Sonra uçsuz-bucaksız deryalara kavuşsun.
Olan-biten bundan ibaret
Kendimden bir şey katmıyorum.
Bulanmasın yağmurun duyguları
Varsın ağlasın gök.
İçi rahatlasın.
Bulutlar çarpışsın.
Şimşekler çaksın.
Yüreklerde fırtınalar kopsun.
Ve yorulduğu yerde dursun.
Kendimden bir şey katmıyorum.
Bulutlar istediğini söylesin, durmasın.
Yüksek sesle haykırsın.
Susmasın
Yürekler bulanmasın.
Fırtınalar kopsun içimizde
Her şey oldu-bitti
Bu son olsun.
Tek temennimiz bu.
Sadece benim mi?
Hayır
Tüm insanlar huzuru ister.
Güzel insanlar hak eder.
Ve ancak ebediyette bulurlar.
İşte böyle bir zaman diliminin tam ortasında geldi haber
Lütfen sessizlik
Şehidimiz geldi
Biz susalım.
Analar ağlasın.
Meydandan geniş bir yer açın
Orası analara kalsın.
Biz susalım.
Hep biz konuştuk.
Bağırdık-çağırdık, estik-gürledik
Biz bunları yaparken, onlar düşündü.
Her telefon sesine irkildiler.
Yüreklerinin başı cızladı.
Biz susalım.
Kirletmeyelim ortalığı
Bulandırmayalım yürekleri
Gözyaşları dinmez.
Kuruyuncaya kadar akar.
Gözde yaş biter.
Yürekler ağlar.
Onun için biz susalım.
Karıştırmayalım dünyayı
Şehidimizi uğurlayalım.
Lütfen sessizlik
Kaçıncı şehidimiz geldi?
Var mı bilen?
Yok
O zaman konuşmayalım.
Susalım
Susalım
Susalım
Şehidi Uğurlarken
Yine bugün
Alabildiğine sevdalı esiyor rüzgar,
Esebildiğince deli.
Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyor;
Dolu, dolu
Buram, buram kokuyor toprak.
Hüzünler yaprak yaprak açıyor.
Bugün;
Bütün çiçekler mahzun,
Yapraklar yeşilliğince ürkek şimdi.
Artık bulutlar özlem yüklü,
Yürek yeni hasretlere gebe
Eritmedi Mehmedim,
Eritemedi hasreti, üşüyen yüreğinde.
Belki bu son çıkışıydı evden,
Anacığını son öpüşüydü;
Son sarılışıydı babasına belki de.
Bir damla düştü toprağa
Bir kan aktı, inceden ince
Bir kan aktı, sıcak mı sıcak
Bir el sarıldı bayrağa
Şehit, şehit koktu topraklar,
Çiçekler şehit, şehit açtı
Şehit, şehit yeşillendi yapraklar.
O
Ölümün en kutsalını seçmişti.
En delikanlısını sevdanın
En güzeli için dövüşmüştü bayrağın.
En şereflisi için davanın.
Dedim ya
Düğünü var Mehmedimin birazdan
Görür gibiyim, saf saf olduklarını meleklerin
Görür gibiyim
Salih Çelik