Gecenin zifiri karanlığında…

Rüzgar savuruyor, sağanak yağmuru…

Camlara sert vuruyor damlalar…

Arada bir çakan şimşek…

Ardından gürleyen gök…

Bulutlar mı ağlıyor?

Yoksa gökyüzü mü?

Çok derinlerden gelen bu fırtına…

Bu rüzgar…

Bu yağmuru neden savuruyor?

Bilmiyorum…

İstesem, yüklenecek çok anlam var.

Yüklemiyorum.

Olay bu…

Olduğu gibi yazıyorum.

Kendimden bir şey katmıyorum.

Yön değiştirmesin yağmur damlaları…

Sağanak sağanak vursun yeryüzüne…

Aksın bayırlardan aşağı…

Dolsun dereler…

Taşsın… Taşsın… Sığmasın kabına…

Çağlayanlar büyük bir hışımla bağırsın.

Sonra uçsuz-bucaksız deryalara kavuşsun.

Olan-biten bundan ibaret…

Kendimden bir şey katmıyorum.

Bulanmasın yağmurun duyguları…

Varsın ağlasın gök.

İçi rahatlasın.

Bulutlar çarpışsın.

Şimşekler çaksın.

Yüreklerde fırtınalar kopsun.

Ve yorulduğu yerde dursun.

Kendimden bir şey katmıyorum.

Bulutlar istediğini söylesin, durmasın.

Yüksek sesle haykırsın.

Susmasın…

Yürekler bulanmasın.

Fırtınalar kopsun içimizde…

Her şey oldu-bitti…

Bu son olsun.

Tek temennimiz bu.

Sadece benim mi?

Hayır…

Tüm insanlar huzuru ister.

Güzel insanlar hak eder.

Ve ancak ebediyette bulurlar.

İşte böyle bir zaman diliminin tam ortasında geldi haber…

Lütfen sessizlik… Şehidimiz geldi…

Biz susalım.

Analar ağlasın.

Meydandan geniş bir yer açın…

Orası analara kalsın.

Biz susalım.

Hep biz konuştuk.

Bağırdık-çağırdık, estik-gürledik…

Biz bunları yaparken, onlar düşündü.

Her telefon sesine irkildiler.

Yüreklerinin başı “cız”ladı.

Biz susalım.

Kirletmeyelim ortalığı…

Bulandırmayalım yürekleri…

Gözyaşları dinmez.

Kuruyuncaya kadar akar.

Gözde yaş biter.

Yürekler ağlar.

Onun için biz susalım.

Karıştırmayalım dünyayı…

Şehidimizi uğurlayalım.

Lütfen sessizlik…

Kaçıncı şehidimiz geldi?

Var mı bilen?

Yok…

O zaman konuşmayalım.

Susalım… Susalım… Susalım…

Şehidi Uğurlarken…

Yine bugün…

Alabildiğine sevdalı esiyor rüzgar,

Esebildiğince deli.

Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyor;

Dolu, dolu…

Buram, buram kokuyor toprak.

Hüzünler yaprak yaprak açıyor.

Bugün;

Bütün çiçekler mahzun,

Yapraklar yeşilliğince ürkek şimdi.

Artık bulutlar özlem yüklü,

Yürek yeni hasretlere gebe…

Eritmedi Mehmed’im,

Eritemedi hasreti, üşüyen yüreğinde.

Belki bu son çıkışıydı evden,

Anacığını son öpüşüydü;

Son sarılışıydı babasına belki de.

Bir damla düştü toprağa

Bir kan aktı, inceden ince…

Bir kan aktı, sıcak mı sıcak…

Bir el sarıldı bayrağa…

Şehit, şehit koktu topraklar,

Çiçekler şehit, şehit açtı

Şehit, şehit yeşillendi yapraklar.

O… Ölümün en kutsalını seçmişti.

En delikanlısını sevdanın…

En güzeli için dövüşmüştü bayrağın.

En şereflisi için davanın.

Dedim ya…

Düğünü var Mehmed’imin birazdan…

Görür gibiyim, saf saf olduklarını meleklerin…

Görür gibiyim…

Salih Çelik