Zonguldak ne kadar tuhaf bir şehir oldu!
Bindiği araç bile kendi üzerine değil!
Adına açılmış aktif bir banka hesabı yok!
Kendi adına işyeri kuramıyor!
Anasının, babasının üzerine iş yapıyor!
Yaptığı hareketi bile inkar ediyor!
Yalan söylüyor!
Ama sorsan delikanlı!
Onun kendini delikanlı sanması normal!
Karşısındakilerin delikanlı sanması anormal!
‘Kurtlu baklanın kör alıcısı olur” atasözü bir kez daha gerçek oldu!
Demek ki bu kadın gerçekten kör!
Hep kurtlu bakla alıyor!
Neyse bizim işimiz ne kurtla, ne bakla ile!
Bizim işimiz kör alıcı ile!
El mi sağlam, bey mi sağlam göreceğiz!
Mal da yalan, mülk de yalan
Yunus Emre, “Mal da yalan mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan” demiş!
Yani, ‘Bu dünya gelip geçici, mala mülke fazla değer vermeyin’ demiş!
Ama neler duyuyoruz!
Mal, mülk için insanlar birbirini yiyor!
Malın var ama mutlu değilsin!
Hırsından ölüyorsun!
Kanser oluyorsun!
Kentin büyük zenginlerinden birine, “Zonguldak’ın en güzel evinde oturuyorsun. Senden mutlusu yoktur” demiştim!
Nereden dedim!
Bir dokundum bin ah işittim!
Dünya malına çok kıymet verip hırsınızın kurbanı olmayın!
Sonra paranız sizi kurtarmaz!
Biri gelir, malınızla oynar!
Üzülürsünüz!
Taştan kuş, kuştan da taş olmaz
Biz insanlar okusun diye yazıyoruz!
Ama bu kez köpeğe anlatır gibi anlatalım!
“Köpek sana havlıyor diye sen de köpeğe havlar mısın?”
Yani, birinin seviyesiz veya gereksiz davranışlarına aynı şekilde karşılık vermek anlamsızdır!
Bir köpeğin havlamasına insan olarak havlayarak cevap vermeyeceğin gibi, birinin düşük seviyeli davranışlarına da aynı şekilde tepki göstermezsin!
“Eğer köpeğin sana havlamaya başlamışsa başkası besliyor demektir” sözü de güzeldir!
Hatta “At 7 günde, it yediği günde unuturmuş” sözü daha güzeldir!
Aristo’nun “Bir taşı on bin defa da havaya atsan uçmayı öğretemezsin demiş" sözüne ise bayılırım!
Taştan kuş, kuştan da taş olmaz!
Sizden bir halt olmaz!
Bu arada “Arsız güçlü olunca haklı suçlu olurmuş” atasözü neredeyse gerçek olacaktı!
Bundan sonra neler olacağını hep birlikte göreceğiz!
İyi ki varsınız
Zonguldak Amelebirliği Hastanesi’nde 19 Haziran 1971 tarihinde madenci bir babanın altıncı çocuğu olarak dünyaya geldim!
Babamın yeraltında yaşadığı olayları dinleyerek büyüdüm!
Bizim için Zonguldak, TTK ve taşkömürü kutsaldır!
Babam, tüm madenciler gibi kömür için ömrünü verdi!
Ciğerlerini verdi!
Benim gözlerimi açtığım hastanede, kan kusa kusa gözlerini yumdu!
Biz bu memleketin cefasını çekenlerdeniz!
Biz bu topraklarda doğduk, bu topraklarda doyduk, bu topraklarda öleceğiz!
Bizim için Zonguldak, yaşadığımız yer değil!
Zonguldak bizim için memlekettir!
Başka memleketimiz de yoktur!
54 yıldır bu topraklarda yaşıyorum!
Allah ömür verdiği sürece de bu topraklarda yaşayacağım!
Erkeklerin cinsel zevklerine para karşılığı hizmet eden ve bu işi meslek edinen kadınların çocukları ile mücadele etmeye devam edeceğiz!
Doğum günümü kutlayan tüm dostlarıma teşekkür ederim!
İyi ki varsınız!