Ankara-Zonguldak girişinde &[#]8220;İkinci Makas&[#]8221; diye bildiğimiz bölgede istimlak (kamulaştırma) çalışması başlıyor.
Esmer vatandaşlarımızın yaşadığı bu bölge istimlak edilecek.
Aslında Mithatpaşa Tüneli&[#]8217;nin önündeki en büyük engel de ortadan kalkmış olacak.
İnşallah orada oturan vatandaşlarımızı da daha uygun bir bölgeye kaydırırlarsa, kentin görünümü de değişir.
Nasıl olsa Asma&[#]8217;da da bir kentsel dönüşüm oluşur.
Çünkü Ankara istikametinden kente gelen misafirlerimizden utanıyoruz.
&[#]8220;Böyle bir kent girişi mi olur?&[#]8221; diye&[#]8230;
İstanbul yönünden gelenler için Kozlu güzel oldu.
Darısı Asma&[#]8217;nın başına&[#]8230;
Kıssadan Hisse: Hayat satrancı&[#]8230;
Genç bir adam, kendi yöresinde çok tanınan bir bilgenin yanına gitti. Derdi biraz farklıydı. Genç yaşında hep başarı kazanmıştı. Babasından devraldığı küçük işi hızla büyütmüş, zengin olmuştu. Çevresindeki herkes ona saygı gösteriyordu.
Düşmanı yoktu. Evlilikleri başarılı olmuş, çok genç yaşlarda başlayarak birkaç kez baba olmuştu. Ve genç adamın derdi de buradan sonra başlıyordu. Bu kadar erken başarı, çok başarı, çok sayılmak yüzünden bütün çevresindeki insanları &[#]8220;küçük&[#]8221; görmeye başlamıştı.
Genç adam için &[#]8220;önemli&[#]8221; hiçbir iş, hiçbir insan, hiçbir durum kalmamıştı. Hiçbir konuşmayı birkaç dakikadan fazla dinleyemiyor, okumaya başladığı her şeyi birkaç dakika içinde elinden bırakıyordu.
Bilge kişi, genç adamı uzun uzun dinledi. Genç adam anlattıkça anlattı. Sonra da bilge kişi sordu:
&[#]8220;Yaparken zevk aldığın, her şeyden daha fazla ilgini çeken hiçbir şey yok mu?&[#]8221;
Genç adam, bir süre düşündü ve cevap verdi:
&[#]8220;Satranç&[#]8230; Ama satrancı da çok iyi oynadığım için rakip bulamıyorum.&[#]8221;
Bilge kişi, &[#]8220;Güzel&[#]8230; Burada bir öğrencim var, o da iyi satranç oynuyor&[#]8221; dedi. Öğrencisini çağırdı, satranç masası kuruldu. Genç adam ve öğrenci karşılıklı oturdular. Bilge kişi, aniden, &[#]8220;Bir dakika... Bu satranç karşılaşması biraz farklı olacak. Kaybeden, kafasını da kaybedecek. Kaybedenin kafasını ben kendi elimle, kendi hançerimle keseceğim. Tamam mı?&[#]8221; dedi. Öğrencisi, &[#]8220;Tabii efendim&[#]8221; deyince, genç adam da daha zayıf bir sesle &[#]8220;Tamam&[#]8221; dedi.
Oyun başladı. &[#]8220;Her şeyi en iyi yapan&[#]8221;, &[#]8220;her şeyde en başarılı&[#]8221; genç adam, boncuk boncuk terliyordu. Yaptığı her atak, bilgenin öğrencisi tarafından ustaca savuşturuluyordu. Genç adam terlemeye devam ediyordu. Bir süre sonra savunmaları düşmeye başladı. Öğrenci, usta hamlelerle genç adamı sıkıştırmıştı.
Genç adam, bir an bilge kişiye baktı. Gözleri korku doluydu. Bilge kişi, o an, bir el darbesiyle satranç masasını devirdi:
&[#]8220;Tamam bitti! Hiç kimsenin kafası kesilmeyecek!&[#]8221;
Genç adam önüne bakıyordu.
Bilge kişi konuştu:
&[#]8220;İşte tekrar tutkuyu yaşadın&[#]8230; Dikkatini toplamayı öğrendin&[#]8230; Hiç kimseyi küçümsememen gerektiğini gördün&[#]8230; Her an ölümün yanında yaşadığın için her şeye değer vermen gerektiğini anladın&[#]8230;&[#]8221;
Sonra bilge ve öğrencisi, yere saçılmış satranç taşlarını birlikte toplayıp kutusuna koydular.
Günün Fıkrası: Koyun&[#]8230;
Üfürükçü, bir kadını, onu rahatsız eden cinlerden kurtarmak için evine gitmiş. Tas içindeki su, onlara cin sorununu halletmek uğruna ne yapmaları gerektiğini söylüyormuş&[#]8230; İkisi de çırılçıplak kalmışlar. Sarılmaları gerekmiş, sarılmışlar. Tam o sırada kapı çalmış. Gelen, kadının avcı sevgilisiymiş. Üfürükçü, büyükçe bir koyun postunun içine saklanmış. Kadın kapıyı açmış. Avcı, sevgilisini çırılçıplak görünce onunla hemen yatmak istemiş. Kadın, kabul etmemiş. Adam kızmış. &[#]8220;Ben de gider şu koyunla yaparım&[#]8221; demiş&[#]8230; Üfürükçü, üzerindeki ağırlığın ve bir tarafındaki rahatsız edici baskının tahammül derecesini aşması üzerine bağırmaya başlamış:
&[#]8220;Yap-me, yap-mee, yap-me-e-e-e!&[#]8221;