Zonguldak Belediyesi kentin tüm altyapı sorunlarını çözmüş gibi, sosyal belediyeciliğe soyundu!
Ufakçı başkan, ufak ufak ticaret yapmayı seviyor!
Aslında ticareti değil, akrabalarını, eşinin arkadaşlarının çocuklarını, çocuklarının arkadaşlarını, delege ağalarının çocuklarını, iki gazetecinin tazminat ödeyemediği eşli elemanlarını, partinin il/ilçe gençlik kolları başkanlarını işe almayı seviyor!
O nedenle yeni yerler açıyor!
Bu yıl ödemesi gereken ilk ikramiye ödenmedi! İkinci ikramiyenin günü geldi!
Ama Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem hala Halk Ekmek, Halk Et, Vitamin Kafe, Fener Kafe Plaj peşinde!
Çünkü daha işe alması gereken torpilliler var!
Belediye ana binasında oturacak yer kalmadığı için dışarıda yeni işletmeler açılıyor!
Oysa Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, yolları yapmalı, çöpleri toplatmalı!
Temizlikte, Fen İşlerinde adam yok!
Beyaz Masa kadın kaynıyor!
İmar sorunu iki yıldır çözülmedi!
Senin ne işin var, etle, ekmekle, cafeyle, barla?
Sen yolları yapsana!
Sen çöpleri toplasana!
Ömer Selim Alan zamanında sondaj dahil her şeyi hazır olan imarda sadece şikayete konu olan yerlere ilişkin düzenlemeler yapılacaktı.
2 sene oldu hâlâ bir plan yok.
300 torpilli kişiye ekmek kapısı açan Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem bir imarı açamadı.
Ve bu çalışmanın adına Erdemli Belediyecilik adı verildi!
Biz ise hizmet istiyoruz!
Erdemsiz bir Zonguldak istiyoruz!
Fabrika ayarlarına dönme zamanı!
Hayat insanı öyle bir eğiyor, büküyor ki sonunda aynaya baktığında “Ulan bu ben miyim kardeşim?” diye sormadan edemiyorsun.
Bir telefonu fabrika ayarlarına sıfırlamak ne demek? Bütün sonradan yüklenen programları, virüsleri, şişirilmiş uygulamaları temizleyip o ilk günkü temiz hâline geri getirmek. İşte insanın “fabrika ayarlarına dönmesi” de tam olarak budur.
Telefonu kapatıp açtığınız gibi zaman zaman kendinizi de kapatıp açmalısınız!
Hayatta giydiğiniz tüm maskeleri, “idare edelim” diye öğrendiğiniz numaraları, toplumsal baskıyla ezdiğin karakterini, ilişkiler uğruna feda ettiğin isteklerini, çevrenin yükünü taşıdığın için kamburlaştırdığın sırtını…
Hepsini bir kenara atıp, çekirdek hâline, özüne, o ilk günkü “kendine” dönmek.
Modern insan en büyük tuzağa düşmüş durumda: Kendinden kaçıyor.
Gençliğinde dağ gibi dik duran adam, evlenince, çocuk yapınca, iş kurunca, iş bulunca, rüzgâra göre hareket etmeyi öğreniyor. Sonra bir gün ya kriz vuruyor ya da içinden bir ses patlıyor: “Yeter lan!” diyor!
İşte o an fabrika ayarlarına dönüş başlıyor.
Artık yaranmak için eğri büğrü gülümsemiyor. “Nasıl olsa idare eder” diye sineye çekmiyor. Kendi sesine, kendi zevkine, kendi sınırlarına geri dönüyor. Bazıları bunu bencillik sanıyor!
Yanlış. Bu, nihayet dürüst olmaktır. Bu, kendine saygıdır.
Sokakta, kahvede, fabrikada, ofiste her gün tanık oluyoruz. “Çok değişmişti, şimdi yine eski hâline döndü” dediklerimiz aslında değişmemiş. Sadece üzerlerine giydirilen dar elbiseleri yırtıp atmışlar.
Fabrika ayarlarına dönmek;
travmaları temizlemektir,
sahte rolleri yakmaktır,
“Ben buyum” diyebilmektir.
Bazen olumsuz gibi görünür. “Kırkında yine eski huylarına döndü” derler. Belki birkaçında öyledir. Ama çoğunlukla tam tersi: İnsan en sonunda kendine kavuşuyor.
Hayat zaten kısa.
Başkalarının yazdığı senaryoda figüranlık yapmaya ömrümüz yetmez.
Bir gün aynanın karşısına geçip, “Hoş geldin kardeş, özlemişim seni” diyebilmeliyiz!
Telefon da bozulur, insan da.
Zaman zaman sıfırlanmazsa hepten gitmiştir.
Önemli olan sıfırladıktan sonra neyi yeniden yükleyeceğin.
Fabrika ayarlarına döndük!
Programların tümünü sildik!
Şimdi yeniden bazı uygulamaları yükleyeceğiz!
Bize en iyi gelenleri, hayatımızda yer edinenleri, gülüşümüze katlı verenleri yükleyeceğiz!
Yük olanları sileceğiz!
Mervelerdeyiz!
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, CHP Kozlu İlçe Başkanı Merve Arslan’ın, Pusula Gazetesi’nde yayımlanan haberler ve köşe yazısı nedeniyle yaptığı hakaret ve iftira şikâyeti sonuçlandı. Savcılık, dosyada suç unsuru oluşmadığı gerekçesiyle şüpheliler hakkında “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” verdi.
Soruşturma kapsamında Merve Arslan, Pusula Gazetesi’nde yayımlanan “CHP’de sigortasız çalıştırıldığını iddia etti: Haklarım ihlal edildi dedi” ve “Sen Belediye Başkanına nasıl benden habersiz gidersin?” başlıklı haberlerde kendisi hakkında asılsız iddialar ortaya atıldığını öne sürerek Günay Yılmaz, İlknur Gökçen ve gazetenin imtiyaz sahibi Ali Rıza Tığ’dan şikâyetçi olmuştu. Ayrıca Ali Rıza Tığ’ın kaleme aldığı “Baseni yere yakın” başlıklı köşe yazısının da hakaret içerdiğini iddia etmişti.
Savcılık tarafından alınan ifadelerde Ali Rıza Tığ, haberlerde yer alan iddiaların röportaj veren kişilere ait olduğunu, gazetecilik görevi kapsamında kamuoyunu ilgilendiren bir konunun haberleştirildiğini belirtti. Günay Yılmaz ve İlknur Gökçen ise beyanlarının gerçek olduğunu savunarak suçlamaları kabul etmedi.
Dosyayı değerlendiren Cumhuriyet Savcılığı, basının kamuoyunu ilgilendiren konularda haber yapma ve eleştiri hakkına sahip olduğunu, haberlerde röportaj veren kişilerin iddialarına yer verildiğini ve yayınların haber verme sınırları içinde kaldığını vurguladı. Kararda, haber içeriklerinde ve röportajlarda hakaret suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı belirtildi.
Savcılık ayrıca Ali Rıza Tığ’ın köşe yazısında kullandığı ifadelerin “kaba söz ve ağır eleştiri” niteliğinde olduğunu, ancak Türk Ceza Kanunu kapsamında hakaret suçunu oluşturmadığını değerlendirdi.
Merve Arslan, “baseni yere yakın” ifadesinden rahatsız olmuş!
Ama öyle!