Bir süredir yine kent dışındayım.

Bu sürede, İstanbul&[#]8217;da bir oyun izledim.

Talimhane Tiyatrosu&[#]8217;nun sahnelediği, &[#]8220;Bir Halk Düşmanı&[#]8221; oyununu&[#]8230;

Oyun, daha önce Ankara Sanat Tiyatrosu (AST), daha sonra da Devlet Tiyatrolarınca sahnelenmiş&[#]8230;

Oyunun yazarı, Norveçli Henrik Ibsen&[#]8230;

Ibsen, bu eserini 1882 yılında kaleme almış, tam 132 yıl önce&[#]8230;

Neredeyse bir buçuk asır önce yani&[#]8230;

Toplumların yaşamında 132 yıl uzunca bir süre. Uygarlık, bilim ve teknolojideki gelişmeler, felsefe ve sosyoloji alanındaki yeni akımlar, birey ve toplum anlamında insanlığı da değiştirmiştir.

Öyle mi dersiniz?

Cevabınızı vermeden önce oyuna dönelim isterseniz.

[*] [*] [*]

Olay, Norveç&[#]8217;in bir kasabasında geçer. Dr. Tomas Stocman, uzun yıllar başka yerlerde, olumsuz koşullarda görev yaptıktan sonra çok sevdiği kasabasına döner. Kasabadaki sıcak su kaynağının kaplıcaya dönüştürülmesi fikrine öncülük yapar. Ağabeyi de belediye başkanıdır.

Sonuçta tesisler hayata geçer. Kaplıcalar sayesinde kasaba ekonomisi canlanır. Ülkenin dört bir yanından şifa bulmak için gelen hastalar, kasabalıyı zengin eder. Thomas da, belediyede işe girer.

Kısacası, Tomas da dahil herkes hayatından memnundur.

Bu arada Tomas, bir şeylerden şüphelenir. Ona göre kasaba yakınındaki deri işleme fabrikalarının atıkları kaplıca suyuna karışmaktadır. Bu nedenle, kaplıca müşterilerinin yaşamları tehlikeye girmektedir. Bu deri fabrikalarının en büyüğü de kayınpederine aittir.

Tomas, doktor ve bilim adamı kimliğiyle rahatsız olur. Tahlil için büyük bir laboratuvara gönderdiği numunelerin tahlil sonucu şüpheleri doğrulanır. Yani kaplıcalar, insan yaşamını tehlikeye atacak kadar bakteri ve mikropludur.

Kaplıcaların kısa vadede kapatılması, tesisatlarda da acilen değişiklik yapılmasını içeren bir rapor yazar, belediye başkanı olan kardeşine ve kasabanın liberal-özgürlükçü-ilerici tek gazetesine verir.

Ve kıyamet kopar.

Karşısına dikilen en büyük engel, ağabeyi ve aynı zamanda belediye başkanı olan Peter´dir. Tomas´ın mücadelesinde belirginleşen iki kardeşin savaşımı giderek genişler ve önce doktorun çevresini, sonra bütün kenti kapsar. Tomas´ın &[#]8220;halk düşmanı&[#]8221; ilan edilip taşlanmasına, öğretmen olan kızının işten atılmasına, iki oğlunun okuldan atılıp, kendisini destekleyen gemi kaptanı arkadaşının işsiz kalmasına neden olur.

Bu süreçte yerel otoriteyi temsil eden kardeşi ile bağı kopar. Kardeşi, onun belediyedeki görevine son verir.

Her gün evinde, sofrasında ağırladığı özgürlükçü, ilerici gazete sahibi ve yardımcıları, raporu yayımlamadıkları gibi para ile bildiri basmayı bile reddederler. Tomas´ı "vatan haini" ilan ederler.

Gerekçeleri:

&[#]8220;Tamam, ilericiyiz, özgürlükçüyüz. Ama bir noktaya kadar... Çünkü bu gazetenin çıkması için nakde ihtiyaç var. Bu raporu yayımlarsak, senden yana olursak, bu paranın kaynağı kurur. Gazete batar.&[#]8221;

Kasabanın Esnaf Derneği Başkanı:

&[#]8220;Tamam, ben iyimser biriyim. Sen de iyi birisin. Ama kaplıca bu kasabanın her şeyi&[#]8230; Kusura bakma, sen bu tavrını sürdürürsen, halk düşmanı olursun.&[#]8221;

Kayınpederi, tek çocuğu olan karısına bırakacağı mirasın tümüyle kaplıca hissesi alır ve Tomas&[#]8217;a, &[#]8220;Bu hisseler senin. Tercihini yap; sözlerini geri almazsan kaplıca batar, tabi size kalacak miras da yok olur&[#]8221; tehdidini yapar.

Toplumun &[#]8220;çoğunluğu&[#]8221; yerel otoritenin güdüsü ile Tomas´a karşı çıkar, sokakta saldırıya uğrar. Evini taşlarlar, camları kırılır.

Ev sahibi &[#]8220;üzülerek&[#]8221; evini boşaltmasını ister.

Öğretmen kızı işten atılır. &[#]8220;Çoğunluğun&[#]8221; çocukları, onun çocuklarını döverler, okul yönetimi de çocuklarını okuldan atar.

Sonuçta Tomas, bir açık hava toplantısı düzenler, ama otoriteye boyun eğen &[#]8220;çoğunluk&[#]8221; kaplıca konusunda konuşmaması yönünde tavır alır.

O da kaplıcaya değinmeyen bir konuşma yapar. Konuşmasında şunları der:

"Otoritenin sesini yükseltmesi, onu haklı yapmaz. Adaletin öncüleri her zaman azınlıkta kalanlar olacaktır! Çoğunluk, adı üstünde, çoğunluk sağlar ve gücü elinde tutar. Peki, bu onu haklı mı yapar? Yani çoğunluk hep haklı mıdır? Çoğunluk tıkanıklığı davet eder; durgunluğu, cehaleti; öteki olan her şeye saldırır... Hiçbir toplum, kendisini yüzyıllar öncesinin inançlarıyla besleyerek gelişemez.

Yerel otorite, elinde olanı kaybetmek istemeyen bir çetedir.

Tek suçlu, yerel otorite de değildir. Asıl suçlu, siyasi parti liderleridir. Varlıklarını sürdürmek için sürekli kurban isterler. Siyasi parti başkanları; değişimden yana, iyi niyetle ortaya çıkan genç siyasetçileri farklı biçimlerde kurban eder, içlerini boşaltıp bir kenara atarlar.

&[#]8230; İşte bu nedenle ben halk düşmanıyım, vatan hainiyim!&[#]8221;

Ve final&[#]8230;

Oyunun sonunda yakınlarının zarar görmesi, hatta miras tehlikeye girince baştan beri hep yanında olan kızı ve eşinin kararsızlığını görmesi sonucunda şunu der:

&[#]8220;Bu gün yeni bir şey öğrendim; en güçlü insan, en yalnız insandır.&[#]8221;

[*] [*] [*]

Tüm bu olanlar ve söylenenler, size de yabancı gelmiyor değil mi?

132 yıl sonra bile!

[*] [*] [*]

Bu tavanın balıkları; birliğiniz, dirliğiniz daim olsun!