Koyunlar ömrünü kurttan korkarak geçirir, hâlbuki sonunda onu yiyen çobandır.
Bu söz Zonguldak için adeta yazılmış gibidir.
Zonguldak insanı yıllardır dışarıdan gelen “kurt”tan korkar.
Sanki bütün dertlerimizi kapımıza dayanan yabancı kurtlar getiriyormuş gibi…
Oysa gerçek kurt değil, çobandır.
Asıl yiyen içeridekilerdir. Madende, limanda, fabrikada alın teri döken Zonguldak insanı, yerel rantı paylaşanların, ihaleleri kendi aralarında dönenlerin, kadroları akraba-akran ilişkisiyle dağıtanların elinde erir gider.
Dışarıdan bir şirket gelse “vay efendim memleket elden gidiyor” diye ortalık ayağa kalkar; ama içerideki çobanların yıllardır sürüyü nasıl güttüğünü, nasıl kırktığını, nasıl paylaştığını pek sorgulayamayız.
Çünkü korku dışarıya yöneltilmiştir.
Halk korksun ki sesini çıkarmasın.
“Ya dışarıdakiler gelirse” dense, içerideki çobanların sofrası daha rahat kurulur.
Maden ocaklarındaki ihmaller, yerel yönetimlerdeki israf, torpil ve kayırmacılık…
Bunların hepsi “dış güçler” perdesi arkasında rahatça devam eder.
Koyun kurttan korktuğu için başını çobana doğru eğer, sopayı yese de “kurt gelecek diye” sesini çıkarmaz.
Zonguldak halkı, artık gözünü açmalı!
Dışarıdan gelen kurt belki bir iki koyunu kapar, ama asıl sürüyü güden, yünü kırkan, etini pazarlayan çobandır.
Korkunu yanlış yere yöneltme.
Asıl mesele, içerideki çobanların elindeki makası, sopayı ve çuvalı görmektir.
Koyunluktan kurtulmanın vakti çoktan geldi.
Artık korkuyla değil, akılla ve cesaretle hareket etmenin zamanıdır.
Çünkü tarih tekerrür eder: En büyük ziyanı koyuna, en güvendiği çoban verir.

Nankör

Nankör, Farsça kökenli bir kelimedir. "Nan" = ekmek, "kör" = kör (görmeyen).
Yani "ekmeğin kadrini bilmeyen" anlamından gelir.
Eskiden ekmeğe çok büyük değer verildiğinden, ekmeği (yani nimeti) inkâr etmek en büyük nankörlük olarak görülürdü.
Nankör; İyiliği, nimeti ve emeği görmezden gelen veya karşılığını kötülükle ödeyen kişidir.
Nankör, Türkçe'de iyilik bilmez, vefasız, minnettar olmayan kişi için kullanılan bir sıfattır.
Anlamı: Kendisine yapılan iyiliği, yardımı, emeği değersiz gören veya inkâr eden kimse.
İyiliği gördüğü kişiye karşı kötülük yapan, ihanet eden veya hiçbir şey olmamış gibi davranan kişi.
En basit tanımı: Nimetin kadrini bilmeyen.
İnsanlar neden nankör olur?
Nankörlük oldukça yaygın bir insan davranışıdır ve tek bir nedeni yoktur. Birkaç derin psikolojik, sosyal ve kültürel sebep bir araya gelir. İşte en önemli nedenler:
1. Hak Etme (Entitlement) Duygusu
Birçok insan iyiliği “normal” veya “hak ettiği” bir şey olarak görür.
“Bana bunu yapmak zorundaydın”, “Ben bunu hak ediyorum” düşüncesi nankörlüğü besler.
Özellikle aile içinde aşırı şımartılan çocuklarda bu duygu çok güçlü gelişir.
2. Minnettar Olmanın Psikolojik Maliyeti
İyiliği kabul etmek, borçlu hissetmek demektir. Bazı insanlar bundan rahatsız olur.
Minnettar olmak, “Ben güçsüzüm, bana yardım edildi” duygusunu tetikler. Ego bunu reddeder.
Bu yüzden iyiliği küçümser, yok sayar veya “Aslında o kadar da büyük bir şey değildi” der.
3. Kendine Odaklılık (Narsisizm ve Bencillik
Narsistik eğilimi yüksek insanlar başkalarının emeğini göremez.
Onlar için önemli olan sadece kendi ihtiyaçları, başarıları ve duygularıdır.
İyiliği “kendi hakkımda” değil, “bana yapılan” bir şey olarak bile değerlendiremezler.
4. Alışkanlık ve Doymazlık
Sürekli iyilik gören kişi bunu normalleştirmeye başlar.
İlk başlarda “Çok teşekkür ederim” derken, zamanla “Zaten yapman gerekiyordu” moduna geçer.
Modern tüketim kültürü de bunu körükler: Her şeyin daha fazlasını istemek.
5. Çocukluk ve Yetişme Tarzı
Anne-baba her istediğini veren, sınır koymayan, teşekkür etmeyi öğretmeyen ailelerde nankörlük çok yaygındır.
Tam tersi, aşırı sert ve sevgisiz yetiştirilenlerde de “Kimse bana bir şey yapmadı ki” savunması gelişebilir.
6. Kıskançlık ve Aşağılık Kompleksi
Bazen kişi iyilik yapanı kendinden üstün gördüğü için onu küçültmek ister.
“Bana yardım etti diye büyüklük taslıyor” diye düşünerek nankörlük yapar.
7. Kısa Vadeli Çıkar Hesabı
Bazı insanlar “Bu adamdan artık alacağım bir şey kalmadı” diye düşününce maskeyi düşürür.
İş, para, statü bitince ilişki de biter.
Gerçekçi Özet: Nankörlük genellikle karakter zayıflığı değil, ego savunması ve duygusal olgunlaşmamışlık işaretidir. Çoğu nankör insan aslında derin bir güvensizlik veya değersizlik hissi taşır; bunu kabul etmek yerine başkalarını suçlar veya iyiliği yok sayar.
Gerçek minnettarlık ise olgunluk, özgüven ve empati gerektirir. Bu yüzden hayatında nankörlükle karşılaştığında şunu bil:
Bu genellikle o kişinin sorunudur, senin verdiğin değerin küçüklüğü değil.