Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin "yeni bir gelecek tasarımı" olarak nitelediği "Türkiye Yüzyılı" vizyonunu, geçtiğimiz günlerde Ankara Spor Salonu'nda açıkladı.
Bu programa, Zonguldak teşkilatları büyük bir özen ve düzenle katıldı.
Zonguldak'tan büyük katılım oldu.
Kozlu Belediye Başkanı Ali Bektaş, AK Parti Kozlu İlçe Teşkilatı'nı, Ankara yolundaki İkbal Tesisleri'nde ağırladı.
Aynı tesise, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Muammer Avcı da girdi!
Zonguldak'tan gelen AK Partilileri görmedi!
Kozlu İlçe Başkanı Ünver Taşkın, Muammer Avcı'nın masasına giderek, selam verdi.
Avcı, buna rağmen masasından kalkıp partililere selam vermedi.
İşini-gücünü bırakıp sadece "Recep Tayyip Erdoğan" sevgisiyle yollara dökülen insanların kalbi kırıldı!
Ey Muammer Avcı...
Hani Cumhurbaşkanı seni bakanlarla aynı masaya oturttu ya...
Sen de bu olayı büyük bir gururla paylaştın ya...
Keşke, AK Parti'ye çıkarsız gönül vermiş insanlarla da aynı masaya otursaydın!
Kibrinden-gururundan kurtulsaydın, hal-hatır sorsaydın!
Sen, "insansız siyaset"i tercih ediyorsun!
Sana bir şey sormayacak ilkokul çocuklarını ziyaret ediyorsun!
Yol sana "Ben ne zaman biteceğim?" diyemeyecek ya...
Yola gidiyorsun!
Tünel sana, "Beni bir rahat bırak" diyemeyecek ya...
Tünele gidiyorsun!
Sana oyu, yol vermeyecek!
Sana oyu, tünel vermeyecek!
Selam vermediğin, hal-hatır sormadığın insanlar verecek!

Enaniyet ve Muammer Avcı...
AK Parti Ereğli İlçe Gençlik Kolları kurucusu Mücahit Çakır'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım, büyük ilgi gördü.
Mücahit Çakır, öyle bir yazı yazdı ki, herkes bu yazının AK Parti Zonguldak İl Başkanı Muammer Avcı'yı tarif ettiğini anladı! Ve şimdiye kadar hiç kimse Muammer Avcı'yı bu kadar güzel tarif edememişti.
İşte o paylaşım:
"Zonguldak, siyasi yapısı gereği kömür ve is kokusundan başka bir kokuyu kaldırmaz!
Enaniyet (Benlik, her şeyi kendi benliğine dayandırma, kibir, gurur) ve kibrin hakim olduğu siyaset anlayışı, tüm güzellikleri gölgede bırakacağı gibi kusurlarıyla ön plana çıkar. Cumhurbaşkanımızın beni tanıyor olması veya benim onunla olan gönül bağım, oturduğum mahallemde yürüyüşümü değiştiriyorsa, beni kibre veya enaniyete sürüklüyorsa, insanları farklı değerlendirmeme neden oluyorsa, bu ancak şeytanı sevindirir. Bilakis, heva ve heves, şeytandan; sabır ve mütevazılık ise, Allah'tandır. Ben kabre girdiğimde Cumhurbaşkanımız yanımda olmayacak, huzuru mahşerde sıraya girdiğimde elimden tutmayacak. Onun varlığı beni adaletten uzaklaştırıyor, koltuğu kuvvetlendirmem gerektiği yerde koltuk beni kuvvetlendiriyor, makamın esiri haline getiriyor, beni doğru yoldan ayırıyorsa, sandığım o gönül bağı rahmani değil, şeytanidir."
Bize, Bakara Suresi'nden, Maide Suresi'nden ayetler okuyan Muammer Avcı, bu yazıyı okumalı!
İçine sindirmeli!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı baloncuklarla konuşturmaktan vazgeçmeli!
Bu baloncuk işi yakında çok kötü patlayacak!
Haberiniz olsun...
Demedi demeyin...

5 küçük hikaye...
1- Günün birinde köy halkı, yağmur duasına çıkmayı kararlaştırdılar. O gün geldiğinde sadece küçük bir çocuk elinde şemsiyesi ile gelmişti. İşte bu "inanç"tır...
2- Ne zaman ki bir bebeği sevmek için havaya fırlatsan, bebek kahkahalar atar. Çünkü o bilir ki siz onu tutacaksınız. İşte bu "güven"dir...
3- Her gece rahat bir şekilde yatağa gideriz. Sabaha uyanacağımıza bir garantimiz yoktur. Ama yine de alarmı kurarız. İşte bu "ümit"tir...
4- Biz, yarınlar için büyük planlar yaparız. Fakat geleceğimiz sadece tahminlerden ibarettir ve sıfır bilgiye sahibizdir. İşte bu "güven" ve "rahatlık"tır...
5- Biz, ayrılıkları ve evliliklerdeki problemleri görürüz fakat yine de evleniriz. İşte bu "aşk"tır...