Zonguldak Havalimanı, Filyos Vadi Projesi'nin en önemli ulaşım ağlarından bir tanesi...
Yani havalimanı, Filyos Vadi Projesi'nin bir parçası...
Filyos Vadi Projesi hayata geçtiğinde, en az 10 bin kişilik yeni istihdam sağlanacak.
Burada "beyaz yakalılar" dediğimiz üst düzey yöneticiler ve mühendisler olacak.
Zonguldak Havalimanı, Zonguldak insanının da "uçma isteği"yle tam kapasite çalışacak.
"Vaktinden önce çiçek açmaz" sözünü hatırlatmak istiyorum size...
Biz havalimanı işini gerçekten zorluyoruz.
Bu iş eninde-sonunda olacak.
Biz istesek de, istemesek de olacak.
Burada havalimanı varsa, yolcu da varsa uçak gelir.
Filyos Vadi Projesi'nde arsa tahsisleri yapılsın.
Fabrikalar kurulmaya başlasın.
Sefer sayısı da artacaktır.
Erdoğan 'THY uç' dedi, THY uçtu!
Zonguldak olarak takıldık uçağın kuyruğuna gidiyoruz.
Keşke Filyos Limanı'nın bir an önce bitirilmesi, arsa tahsislerinin başlaması ve bölgedeki alt yapı çalışmalarının hızlandırılması için çaba göstersek, daha iyi olmaz mı?
Şimdi liman bitmeden, fabrikalar bitmez.
Arsa tahsis edilmezse, fabrikalar başlamaz.
Fabrikalar bitmezse, üretim yapılamaz, istihdam olmaz.
Bunlar oluncaya kadar havaalanı zaten olur.
Bakın, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan "THY uç" dedi, THY uçtu!
Bir lafa bakar yani...
Ama liman, ama alt yapı, ama arsa tahsisi, ama yatırım, ama üretim, zaman ister.
Keşke bu konularda daha ısrarcı olsak...
Ankara'ya baskı kursak...
Olmaz mı?
Kıssadan Hisse: Adalet öldü!
Çok eski yıllarda İngiltere'de bir gelenek varmış.
Sıradan bir vatandaş öldüğünde kilisenin çanı bir kez çalınıp herkese duyurulurmuş.
Bir asil öldüğünde iki kez, kralın bir yakını öldüğünde üç kez, kral öldüğü takdirde ise dört kez çalınırmış.
Günün birinde, herkesin hak aramak için sığındığı mahkeme, bir vatandaşı haksız yere mahkum etmiş...
Ve kilisenin çanı tam beş kez çalmış.
Ahali, merak içinde kalıp papaza koşmuş:
"Ey papaz efendi, kraldan daha önemli biri var mı ki, o ölünce çan beş kez çalınsın?"
Papaz, yanıt vermiş:
"Kraldan daha önemli bir şey var!.. Adalet öldü."
Günün Fıkrası: Sadrazam hamamda
Günlerden bir gün Sadrazam hazretlerinin hamama gideceği tuttu. Yanında vezirleri, peşkircibaşısı, nalıncıbaşısı, sabuncubaşısı velhasıl tam 50 kişilik kafile peştamal takıp hamama girerler. Kurnaların başına geçerler, Sadrazam ise göbek taşına yatar. Memleketin en ünlü tellakları dört bir yanını sararlar. Kimi elini, kimi bacağını kapar ve başlarlar keselemeye... Tam 5 saat, 5 ünlü tellak İncitmeden keselerler. Sadrazamın öyle bir kir çıkar ki, her biri parmak kadar. Kiri gören tellaklar şaşırır ve keselemeye devam eder. Bir süre sonra Sadrazam kendinden geçer ve hareketsiz kalır. Tellaklar endişe içinde kontrol ederler, fakat Sadrazam ölmüştür. Bunu gören bütün maiyet erkanı yerinden fırlar ve bağırmaya başlarlar:
- Bre melunlar, ne ettünüz devletlüyü!
Tellaklar korkarlar. İçlerinden cesaretli bir tellak cevabı yapıştırır:
- Biz yıkadık, keseledik, devletlinin kirden ibaret olduğunu bilemedik. Suç bizde değil. Neyleyelim! Kir bitti, Sadrazam elden gitti.
Günün Sözü:
"Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa, bil ki, sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa, bil ki, zafer yakındır."
Hz. Ali