İçinden çay geçen ilçede, alkol satışına çok sıkı denetim getirildiği haberleri geldiğinde; bu durum, halkın bir bölümünü memnun etmiş, bir bölümünü ise rahatsız etmişti!
Ama gelen haberlere bakılırsa, ilçede alkol satışına gelen sınırlama çok sıkı bir şekilde sürerken, uyuşturucu satışındaki serbestlik büyük rahatsızlık yarattı!
Uyuşturucuyla mücadele eden ekipler, alkol satışına engel olanların hışmına uğradı!
Olacak iş değil!
Ama olmuş işte!
Güneş gibi ısıtanlar yerine yıldız gibi kayanlar tercih edilmiş!
Demek ki, yıldız gibi kayanların arkası sağlammış!
Kaymakam da geceleri kayan yıldızları seyrediyormuş!
Mehtaba bakıp, yıldızları seyretmek güzel!
Ama bir de uyuşturucu nedeniyle kayan hayatlara baksanız...
Eskiden ilçeye "ümit" hakimdi!
Şimdi "umut" hakim!
Şimdi yıldız kaysın!
Sonra kaymakam kayar!
Biraz kar yağsa...
Biz de kayarız!
Demek ki, haber oluyormuş!
Haberi duydunuz...
Duymadıysanız, işte burada okudunuz...
“Ankara Adliyesi'nde görevli Cumhuriyet Savcısı ile yasak aşk yaşadığı öne sürülen Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, savcının eşi tarafından yakalanınca ölümden döndü. Yakalanınca panik olan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, balkondan aşağı atlayarak kaçmaya çalışırken ağır yaralandı.”
Bu tür haberler, dünyanın her yerinde haberdir.
Biz de Zonguldak’ta buna benzer haberler yapıyoruz.
Mesela, Çaycuma Cumhuriyet Başsavcısı hakkında bir iddia vardı!
Olay nereden nereye geldi!
Sonunda "Başsavcı"nın "baş"ı gitti, düz bir "savcı" olarak atandı!
Biz, bu haberi yaptığımızda, “Bir savcı kolay mı yetişiyor?” filan diye yazan biri vardı!
O kişi, Ankara’da olsa, yukarıdaki olayla ilgili sanırım şöyle yazardı...
“Hakim bey, bir savcı kolay mı yetişiyor? Sen bir savcıyı nasıl kişisel zevklerine alet edersin? Hukuku, bu şekilde nasıl altına alırsın?”
Şaka bir yana...
Çaycuma’da yaşanan olayın başka versiyonu Devrek’te olmuştu!
Onu da yazmıştık.
Savcılar, ilçeden ayrılmak zorunda kalmıştı!
Zonguldak’ta bir savcı, alkollü şekilde kaza yaptı, onu da haber yapmıştık.
Haber yapılmayan kişi ve kurum olmaz.
Kanunun bize tanıdığı sınırlar içinde, dilimiz döndüğünce, yüreğimiz yettiğince yazmaya devam edeceğiz.
Bizi eleştirenler, yazdıklarımızı okumaya, eleştirmeye devam etsinler!
Belediye önüne hendek kazılsın!
Zonguldak Belediyesi önüne önce beton saksılar konuldu!
Sonra elektronik bariyerler takıldı!
Yakında hendek kazıp, içine su doldururlar!
Belediye çatısına da kızgın yağ kazanları koyarlar!
Belediyenin önünde eylem yapanlara kızgın yağ dökerler!
Ama iki kazan yeter!
Kazanların başına, Tahsin Erdem’in işe aldığı karı-kocayı koysunlar!
Bir kazanın başına kadını, diğer kazanın başına eşini koysunlar!
Böylece belediyeye gelen "düşman"lara karşı savunma tahkimatı tamamlanmış olur!
Dört ay zamanları var!
Yavaş yavaş hazırlansınlar!
Eşek bizim, dövemiyoruz!
Zonguldak basınında ilginç bir yapı hakim!
Bunların bir kısmı Pusula’yı, habercilik anlayışını eleştirir!
Ama her gün Pusula’nın haberlerini yorumlar!
Yani bunlar "gazeteci" değil "yorumcu" olmuşlar!
Bir kısmı ise, Pusula’nın internet sitesini açmışlar!
Çıkan her haberi ama her haberi çalmışlar!
Doğruluğu, dürüstlüğü, samimiyeti ve ilkeli gazeteciliği esas almışlar!
Yahu, sizin yaptığınız ilkeli gazetecilik değil!
İlkeli hırsızlık!
Emek hırsızlığı!
Size söylüyorum kızlar!
Kız gibi oğlanlar!
Yapmayın artık!
Patronunuza söylüyoruz!
“Çocuklar almıştır” diyor!
Eşek, bizim eşek!
Dövemiyoruz!
Semer sizsiniz!
Size söylüyoruz!
Yasin Hamzaçebi af bekliyor!
Zonguldak’ta, İş Bankası Müdürü ile birlikte zimmetine para geçirdiği iddiasıyla 20 yıl, Ereğli’de yargılandığı nitelikli dolandırıcılık davasından 13,5 yıl hapis cezası alan Yasin Hamzaçebi, hala firarda!
Polisimiz, bir sürü niteliksiz dolandırıcıyla uğraştığı için bu nitelikli dolandırıcıyı bir türlü yakalama fırsatını bulamadı!
Oysa bir zamanlar, Zonguldak’ta kraldı!
Arkasında bir "AK Parti Milletvekili" vardı!
TBMM’de "işadamı" sıfatıyla karşılanıyordu!
Hayat böyle işte...
Kalbin güzelse, hikayen mutlu biter.
Biz, Yasin Hamzaçebi’nin kötü kalpli olduğunu gördük, yazdık.
Tetikçi tutup bize saldırttı!
Biz, hala buradayız.
Ve yazmaya devam ediyoruz.
Yasin, yeni yargı paketinde kendisi için bir af bekliyor!
Bakalım, beklediği af çıkacak mı?
Biraz magazin var ama...
Onlar sonraya kalsın!
Kıssadan Hisse: Thales'ten Bir öğüt...
Biri Thales’e sorar:
"Sana göre dünyada biricik devamlı olan şey nedir?"
"Ümit" diye cevap verir düşünür ve ekler:
"Zira bizi en son bırakan budur."
"Peki, öyleyse en kolay olan şey nedir?" diye sorulunca, "Başkasına nasihat vermek" diye karşılık verir.
Günün Fıkrası: Sulandırma...
Oflu Hoca'ya sormuşlar:
"Hocam, Fransızların milli içkisi şarap, adamlar devrim yaptılar... Küba’nın milli içkisi rom, adamlar devrim yaptı. Rusların milli içkisi votka, adamlar devrim yaptı... Bizim de milli içkimiz rakı... Biz niye devrim yapamıyoruz?"
Hoca:
"Siz, sulandırıyorsunuz!"