Rahmetli orman ile çok haşır neşirmiş.
´Makda´ alırmış.
Tomruk yapar, odun satarmış.
Odunları tepelerin zirvesinden aşağı inen ´öz´lerden (minik derecikler. Suyu az, öz sularının aktığı kanallar.) atarmış.
Dere kenarına indirince ster ster dizermiş traktör yoluna.
Sonra ver elini orman işletme.
Odun işi kolay olurdu.
İlk defa teşekkür aldığım sene beni de götürmüşlerdi.
Takdir de alayım diye.
Yaz boyunca Bölüklü Yayla´nın tepelerinden aşağı odun attım.
Akşamları ise şırıl şırıl akan derenin kenarında kurula ´sayfan´da yan gelip yattım.
Tomruk yapmadım.
Dedem´im anlattığına göre zor olurmuş.
Eskiden şimdiki gibi benzinle çalışan motorlar yokmuş.
Kocaman kocaman ağaçlar kol gücüyle yıkılırmış.
En lüksü tomruk hızarı.
Kalın dişli.
İki kişi karşılıklı çekerek kocaman ağaçları kemirirmiş.
Balta ilede yıkılan ağaçlar varmış.
Ama onlar çok yorarmış.
Yıkmak bir zahmet.
Ya taşımak?
En az bir metre çapında iki-üç metre uzunluğunda tomruklar.
Dağların tepesinden nasıl inecek?
İşte tam burada devreye traktörler.
Onlarda yokken öküzler girermiş.
Zor zahmet.
Dedem iş biraz daha kolaylasın diye manda almış.
Üç tane.
Onlarla tomruk çekmiş.
Çalışmış.
Ekmek parası kazanmış.
Vefa borcunu ödeyecek.
Köye getirmiş.
Bakmış.
Beslemiş.
Hayvanlar yatarken günden güne erimiş.
Ormanda tomruk çekerken daha mutlularmış.
Ve rahatlarından bayılıp ölmüşler.
Hava değişimi yaramamış.
Hani insanı bulunduğu yere bağlayan kökleridir ya.
Mandalar için de öyle.
Alışamamışlar köye.
Malak gibi yatacak çamur bulamamışlar.
Açılım da böyle.
Bunlar dağdan indiler ya.
Rahatlık batar onlara.
Canları sıkılır.
Arayışa girerler.
Çorak bulamazlarsa yatacak.
Ya çamur yapar fikirlerinden dönerler.
Ya da kahırlarından ölürler.
Bu kuşak böyle gider.
Önemli olan gelecek kuşaklara bakmak.