Değerli okurlarım; Karadeniz Sahil Yolu İnşaatı başladığından bu yana, siyasetçilerimizin ve yöneticilerimizin devamlı, "Sahil yolu tamamlandığında, Sarp Sınır Kapısı'ndan, Hopa'dan çıkan bir vatandaşımız, üzerinde uzun tünellerin, viyadüklerin ve köprülerin olduğu bölünmüş yoldan giderek, Üçüncü Boğaz Köprüsü'ne ulaşabileceklerdir!" mealinde demeçler verdiklerini, konuşmalar yaptıklarını biliyoruz.
Ancak, amacı biran önce İstanbul istikametine ya da Samsun'dan ileriye gidip-gelmek ve daha fazla yolcu ve yük taşımak olan vatandaşlarımızın, sahil yolunun Kastamonu-Sinop ayrımı ile Zonguldak arasındaki 400 kilometre dolayındaki bölümü;
[*] Kastamonu-Karabük üzerinden Zonguldak'a ulaşan mevcut ve daha da standart hale getirilmiş bölünmüş yola göre 50-60 kilometre kadar daha uzun olabileceği,
[*] Sahil yolunun bu bölümü üzerinde, Doğu Karadeniz tarafında olduğu gibi, yoğun yerleşik ve gurbetçi nüfusun olduğu il ve ilçelerin; tarımsal ve endüstriyel faaliyetlerin olmaması, yakın ve orta vadede de olmasının beklenmemesi,
[*] Arazi ve iklim koşullarının yolların yapılması gibi yaşatılmasını da zorlaştırması; heyelan, göçük, su patlaması, sel gibi afetler nedeniyle zaman zaman yolun kapanma riskinin daha çok olması,
gibi nedenlerle fazla tercih edilmeyecektir.
Amacı; gezmek, görmek ve doğa ile iç içe seyahat etmek olanların ise (yapımı on yıldır devam eden Çakraz-Kurucaşile ve ihalesinden söz edilen Filyos-Kilimli bölümlerinde olduğu gibi), yüzde 35-40'ı dağların altından tünellerde, yüzde 25-30'u vadiler ve derelerin üstünden viyadük ve köprülerde giden, adına "sahil yolu" denilse de denizi ve sahili görmeyen, doğadan kopuk bir yolu tercih etmeleri de herhalde düşünülemez.
Günümüzde, bir metre tünel, köprü ve viyadüğün maliyetinin en az 40-50 bin TL olduğu söylenebilir. Kazı ve dolguda giden bölünmüş yolların kilometre maliyetinin de 5-6 milyon TL dolayında olabildiği biliniyor.
Bu yaklaşık maliyet öngörülerine göre, bölgemizdeki yüzde 35-40'ı tünellerde, yüzde 25-30'u köprü ve viyadüklerde giden bir kilometre bölünmüş yol maliyetinin en az 60-70 milyon TL olabileceği ortaya çıkıyor.
Bu yaklaşık maliyetin (650 milyon TL ihale bedeli ve 2 yıl kadar bir süre ile başlanılan, 23 kilometre uzunluğundaki Ordu şehir geçişi maliyetinin 1,2 milyar TL'yi; süresinin de 6 yılı bulduğu ve yakın çevremizdeki projelerde de hep görüldüğü gibi!), heyelan, göçük, su basması, ödenek yokluğu, tasfiye gibi nedenlerle yüzde 100'leri de geçen keşif artışlarının ve önceden kestirilmesi mümkün olamayacak süre uzamaları da kaçınılmaz olacaktır.
Ayrıca, bu maliyetlere; kaplama, aydınlatma, havalandırma, işaretleme, korkuluk ve kamulaştırma gibi işlerle ile ilgili giderlerin ekleneceği; bu arada, günümüz projelerinde tünelli geçişler bu kadar artarken, özellikle, uzun tünellerin aydınlatma, havalandırma ve bakım giderlerinin de hayli yüksek olduğu düşünülmelidir.
Bu yaklaşık maliyet öngörüsüne göre, Karadeniz Sahil Yolu'nun on yıldır yapımı devam eden 25 kilometre proje uzunluğundaki Çakraz-Kurucaşile bölümünün, 30 kilometre ilerideki Cide ilçesine ulaşması için 1,8-2,1 milyar TL; 130 kilometre ilerideki İnebolu ilçesine ulaşması için de 7,8-9,1 milyar TL gibi bütçeler ortaya çıkıyor. Bu durumda, İnebolu'dan 140 kilometre ilerideki Sinop'a ulaşmak içinse, bir hesaplamanın yapılmasına gerek yoktur! (Bu nedenle de, bedelinin, süresinin kestirilmesi mümkün olmayan bu yola, "sahil yolu" yerine "siyaset yolu", "karayolu" yerine de "para yolu" denilmesi uygun olacaktır!)
[*] [*] [*] [*]
Değerli okurlarım; günümüzde, kış aylarında 200-250; yaz aylarında da 1000-1200 dolayında günlük trafiğin olduğu (yakın ve orta gelecekte de çok fazla bir artışın beklenmediği), Cide- Amasra arası ve benzeri yolların geçtiği yerlere yapılması, 6-7 bin günlük trafik yükünün olabileceği yerlerde ihtiyaç duyulacak 60-70 milyon TL kilometre maliyetli bölünmüş yolların herhalde altından petrol ve doğalgaz fışkıran ülkelerde bile yapılması düşünülmez!
[*] [*] [*] [*]
BÖLGEMİZ İLE İLGİLİ YENİ BİR BİTMEYEN SENFONİ BAŞLANGICI!
Bu günlerde, bölgemizde, Karadeniz Sahil Yolu'nun Filyos-Kilimli arasındaki 34,5 kilometre proje uzunluğu olan bölümünün de önümüzdeki aylarda ihalesi konuşuluyor. Üzerinde, gidiş-geliş istikametinde 28 kilometre toplam uzunlukta tünelin ve 4 kilometre kadar da köprü ve viyadüğün olduğu söylenen yolun yaklaşık maliyetinin (yukarıdaki öngörülerle) 2,1-2,5 milyar TL dolayında olması bekleniyor. Bu yaklaşık maliyetin ne kadar artabileceğini ve ihale edilse bile ne kadar zamanda bitebileceğini ise, herhalde önceden hiç kimse kestiremez!
46 kilometre uzunluğundaki Zonguldak-Ereğli yolunun bölünmüş yola dönüştürülmesinin 20 yılı aşkın bir zamanda gerçekleştirilemediği; iki istikametteki toplam uzunluğu 4 kilometreye yakın olan ve ilk ihalesi 2011 yılında yapılan Mithatpaşa 1 ve 2 Tünellerinde de, halen ilk ihale bedelinin yüzde 20 fazlası da harcandığı halde işin yüzde 50'sinin bile bitirilemediği biliniyor.
Bu durumlar ve bölgemizdeki diğer işlerde ortaya çıkan keşif artışları ve aksamalar dikkate alındığında, bu kadar yüksek maliyetli ve zor bir yolun (ihale edilse bile) bittiğini, herhalde ancak bizim yaşta olanların torunları görebilecektir!
İlimizde yıllar önce başlamış olan işler bitirilmeden, henüz projesi bile yapılmamış olan Zonguldak şehir geçişi gibi çok acil projeler dururken, akşam saatlerinde şehir içinden geçilmesi mümkün olamazken, böyle bir ihaleden söz edilmesinin nedenini takdirlerinize bırakıyorum.
Günümüzde ihale yolu ile yaptırılan projelerin, genelde yeterli arazi etütleri yapılmadan, bilgi-işlem işlerine hakim genç mühendislerin yaptığı albenili bilgisayar çıktıları olduğu biliniyor. (Bu arada, efsane Karayolcu "Eşek Mehmet" lakaplı Devrekli değerli projeci ağabeyimizi de rahmetle anıyorum!).
Bu kadar sorunlu bir araziden geçen, bu kadar pahalı bir proje olan Filyos-Kilimli yolu projesinin de bu nitelikte olduğuna kuşkum yoktur. Bu nedenle, geç de olsa, ihalesi söz konusu olan bu projenin, deneyimli projeciler tarafından arazi ve büro ortamında yapılacak yeni etüt çalışmalarıyla, daha düşük maliyetli ve daha uygun alternatifleri mutlaka araştırılmalıdır.
[*] [*] [*] [*]
YAPILMASI GEREKEN NEDİR?
Değerli okurlarım; eski bir karayolları tutkunu karayolcunun, yöre insanı emekli bir öğretim üyesinin bölgesindeki yeni karayolu yapımlarına karşı olması, okulunda yetiştiği bir kurumu kötülemesi düşünülemez. Karşı olduğu hususlar, yanlış ve hatalı olduğuna inandığı uygulamalardır.
Platformu, yatay ve düşey kurpları yeterli genişlikte olan, fazla eğimli olmayan, emniyet önlemleri de yeterli olan, düzgün satıhlı (asfalt gibi kaplamalı) bir yolda, yolun uzun olmasının fazla önemi olmaz.
Bu nedenle, örneğin, trafik yükünün de fazla olmadığı Devrek-Ereğli yolu gibi yollarda, heyelana, göçüğe davetiye çıkaran, yüksek kazı ve dolguların, devasa şişman duvarların yapıldığı, arazinin doğasını bozan, maliyet artışının ve bitiş süresinin önceden kestirilmesi mümkün olmayan yeni yollar yapmanın doğru olmadığı bilinmelidir.
Bunun yerine; keskin kurpları kaldırılan, dar olan platformu genişletilen, fazla eğimleri düşürülen, 1-2 yıl gibi sürede gerçekleştirilebilen projeli onarımla iyileştirilen asfalt yollar yapılsa, ne kaybederiz? Kaybımız, Ereğli'ye, Devrek'e 8-10 dakika geç ulaşmak olurken, yararlarını saymaya gerek yoktur. Kurucaşile-Cide arası gibi mevcut yollarda da aynı yaklaşımın en doğru uygulama olacağına (bölünmüş yol yapılacaksa bile, ikincisine ihtiyaç olana kadar, öncelikle tek istikametinin yapılmasının), daha uygun olacağına inananlardanım.
Şüphesiz, mevcut yolların standardını artıran projeli onarımlar ve iyileştirmeler, ihtiyacı karşılayamayacak duruma geldiğinde, yüksek standartlı, pahalı devlet yollarının ve bölünmüş yolların da yapılması zorunlu olacaktır.
Konu ile ilgili olarak, Türkiye ve Uluslararası Müteahhitler Birliği Başkanı Sayın Nihat Özdemir'in bir süre önce basına yansıyan bir beyanatından önemli alıntılar aşağıda veriliyor.
"...
[*] Şu anda, Türkiye'de ihalesi yapılmış, ancak ödeneği olmayan 4 bin 500'e yakın proje var ve bu projeler yürümüyor.
[*] Bitirilmeyen projeler arasında; yollar, otoyollar, barajlar, sulama projeleri... var.
[*] Birçok yol inşaatı, ödeneksizlik yüzünden yürümüyor, 15-20 yıl sürebiliyor.
[*] Bunların ekonomik ömrü bittiği halde, bu projeler bir türlü bitirilemiyor.
[*] Şu anda ihalesi yapılmış, bekleyen projelerin tutarı 100 katrilyon lira, dolar bazında da 70 milyar dolardır.
[*] Bu güne kadar ihalesi yapılmış projelerin tutarının 166 katrilyon, yapılan işlere ödenen de 66 katrilyondur.
[*] Yapılacak her işin finansmanı önceden halledilmiş olmalı ve mevcut projeler unutulmamalı, bitirilmelidir. O projeler bitirilmezse, devletin yapmış olduğu 66 katrilyon lira da heba olacak demektir..."
Sayın Başkanın belirlemelerine ve teşhislerine katılmamak mümkün değildir. Ancak önemli olan, sayın yöneticilerimizin katılmaları ve gereğini yapmalarıdır.
Bölgemizde yılların beklentisi olan Gökgöl ve Değirmenağzı Tünelleri ve Değirmenağzı Viyadüğü gibi güzel eserlerin hizmete girdiği bu günlerde, güzel bir manzara yansıtmayan yazımız, inşallah, yine değerli karayolcu kardeşlerimizi gücendirmemiştir.
Bu tür yanlış ve hatalı hesapların düzeltilmesi dileklerimle...
[*] [*] [*] [*]
Bir not: Bu yazı, uzman vatandaş Şenol Kuşcu'nun bir dilekçesidir. Gazetenin, yazının yer aldığı nüshasının yetkili kurumlara ve makamlara (ya da sadece Sayın Cumhurbaşkanımıza!) ulaştırılması da, gazetemiz yönetiminden bir ricamdır.
Kolay gelsin dileklerimle...