Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesinin Ayiçi mevkiindeki maden faciasına giden gazeteciler, orada saldırıya uğradı.

Makineleri kırıldı, fiziki ve sözlü şiddet gördüler.

Bunu yazdık ve dedik ki:

"Olayın yaşandığı bölgede bir sürü polis var.

Hatta Zonguldak İl Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı da oralarda.

Saldırının ertesi günü Sayın Valimiz Ali Kaban olay yerine gidiyor.

Gazeteciler hala tehdit ediliyor. Önceki Müdürümüz Sayın Osman Ak döneminde böyle olaylar yaşanmamıştı! Gazeteciler aynı, Zonguldak insanı aynı! Peki, ne değişti?"

İl Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı, köşe yazımın yayınlanmasından kısa bir süre sonra, sosyal medya hesabından şöyle bir mesaj yayınladı:

"Dedi ki; Yaz, çiz, üz; amma asla haksızlık etme. Kız, kır, at; amma asla kul hakkı yeme. Kızmam, kırmam; işim var benim!"

Dün saldırıya uğrayan meslektaşlarımı aradım:

"Sizi 'geçmiş olsun' diye arayan oldu mu? Saldırganlar bulundu mu?"

Cevap şu:

"Hayır abi..."

Sanırım yetkililerin, saldırıya uğrayan gazetecilere bir "geçmiş olsun" borcu var!

Önce o borç ödensin, sonra konuşalım!

Hazreti Ömer, "Kenar-ı Dicle'de bir kurt aşırsa koyunu, gelir de adl-i İlahi sorar Ömer'den onu" demiş.

Gazetecilerin yediği dayağın hesabı kimden sorulacak?

Gazetecilerden mi, gazetecileri dövenlerden mi, güvenlik önlemi almayan yöneticilerden mi?

Yoksa "böyle yazıyoruz" diye bizden mi?

Şehidimiz var, Özbakır yine yok...

AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır, Merkez Disiplin Kurulu Başkanı olmuş!

Çok da iş olmuş! Biz, bu işin Zonguldak'a bir katkısı var mı, yok mu, ona bakarız!

Bizim iki maden şehidimiz var, Hüseyin Özbakır yok!

Neymiş, Merkez Disiplin Kurulu toplantısı varmış, oraya başkanlık edecekmiş!

12 üye var! Sanki sen olmasan toplantı yapılmayacak!

Seçmeninin derdiyle dertlenmeyen milletvekili olur mu?

Çaycuma'da bir şehidimiz vardı.

O zaman da Kuşadası'ndaki yazlığını bırakıp gelememişti, Hüseyin Özbakır!

10 numara yağ işi...

Bir de bu "10 numara yağ" işini yazdık ya!

Bu kantin işi nedeniyle cırlayanlar, 10 numara işinde de cırladılar.

Ne alakaları varsa? Ama devlet işin üstünde!

Nitelikli, şu sıralar, bizim bildiğimiz yerde üretim yapmıyor!

İşe ara verdiler ya da başka bir yerde üretim yapıyorlar.

Ne kadar hırlasanız, ne kadar cırlasanız da bu işin peşindeyim.

Şimdi bir şey olmaz, yarın olur! Devlette dosyanız olsun da!

Devlet önlemini alsın...

Zonguldak'ta bir belediye başkanı, yazılı ve sözlü olarak tehdit ediliyor.

Başkan, bu tehditleri devletin üst makamlarına taşıdı. Güvenliğinin sağlanmasını istedi.

Başkanın karşısındaki kişi, bir işadamı... Onu destekleyen milletvekili de var.

Başkanı korumakla görevli olanlardan biri, işadamına haddinden fazla inanıyor.

Başkanın işi zor... Rant büyük, Allah yardımcısı olsun! Kendi önlemini alsın!

Gelir biri sandalyesini devirir! Konu başka yerlere gider.

Biz kamuoyu önünde uyarımızı yapalım. Devletimiz önlemini alsın.

Yanıtını bilmediğim soruyu sormam!

Ne zaman Zonguldak ve Ereğli Devlet Hastanelerinin 2 milyon liralık kantin kira borcunu yazsam, gazetenin birisi sürü sepet saldırıyor. Onların tabiriyle, "Gomuşum o havalara..."

Bu para eninde-sonunda tahsil edilecek. Edilmiyorsa, etmeyenden hesabı sorulacak.

Ben bu işin arkasındaki isimleri biliyorum. Tahsilatın neden geciktiğini de!

Zaten yanıtını bilmediğim soruyu sormak adetim değildir.