Aşure: "Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılan bir tür tatlı, alaca aş"
Türk Dil Kurumu böyle diyor.
İşin aslı, Nuh (A.S) Tufanı´na dayanıyor. Tufan sonrasında gemi Cudi Dağı´na oturunca gemide kalan son erzakların karıştırılarak yapıldığı yemeğin adıdır, Aşure.
Aşure, Muharrem Ayı´nın onuncu günü pişirilir.
Gelelim günümüze.
Ocak ayının başlarında anam aradı.
İftara davet etti.
Aşure günüydü.
Tarih: 7 Ocak 2009
Filanca dernek aşure günü yaptı.
Komşular aşure gönderdi.
Derken...
Bugüne kadar geldik.
Allah Aşure yapanlardan, getirenlerden razı olsun.
Anamın yaptığı aşureyi yemek nasip olmadı.
Ama, 7 Ocak´tan bugüne aşure günümüz bitmedi.
Korkum şu; Mübarek Ramazan Bayramı, Şeker Bayramı oldu..
Aşure Günü de, hediyelerin alındığı sıradan bir güne dönüşmesin.
Böyle olursa sıra diğer günlere gelir.
Mesela; Cuma günü.
"Nasıl olsa kabul edecek olan Allah" deyip Cumartesi günü de Cuma Namazı kılmaya kalkarız.
Allahım sen aklıma mukayyet ol.
Olayın bir de siyasi boyutu var.
Herkes bir yere aday.
Her yerde aday var.
Hazır aşure de pişmişken.
Geçip kazanın başına.
Pardon sıranın başına, plastik kapları dağıtmaya başlıyorlar.
Ertesi gün başlık şöyle;
"Filanca, falan yerde aşure dağıttı"
Eeeeeee. Esası şu.
"Filanca falan yerde falancının yaptığı aşureyi dağıtarak siyaset yaptı."
Dinin siyasete alet olması böyle bir şey olsa gerek.
"Aşure yemeye giden, kaşığını yanında bulundurur"
Atalar böyle demiş.
Değiştiriyoruz.
"Aşure yemeye giden siyasetçi, sıranın önüne geçer dağıtmaya başlar."
Son söz; Her türlü kuru bakliyatın şekerle kaynatılması sonucu ortaya çıkan ve yerken manevi tad aldığımız Aşure´nin içerisine, her görüşten siyasetçi katıldığı günden beri tadı kaçtı.
Adaylara tavsiyeler...
Her yer seçim.
Her yan siyaset.
Vatandaşın tek derdi var
O da huzurlu bir geçim.
Bu nasıl olur?
Hayırlı yöneticilerle.
Allah hayır-hizmet için yola çıkanların muradını versin.
Yaşadığı yerin sakini olanlara sözümüz yok.
Sahibi olanlara tavsiyelerimiz.
Bir... Bir yere varmanın ilk adımı, bulunduğunuz yerde kalmaya karar vermektir.
İki... Bulunduğunuz çevrenin sizi etkilediğini unutmayın. Bu nedenle sizi amacınıza ulaştırabilecek çevreyi seçerken özenli davranın.
Üç... Yaşamınızla çevreniz arasındaki ilişki dengesini dikkatle değerlendirin.
Çevrenizdeki şeyler gelişmenize yardımcı mı oluyorlar, yoksa sizi olduğunuz yerde mi tutuyorlar?
Dört... Çevrenizin tutsağı değilsiniz. Bulunduğunuz yerden hoşlanmıyorsanız, bu durumunuzu değiştirmek elinizdedir. Çünkü siz bir ağaç değilsiniz.
Beş... "Yapabilseydim, yapardım" demeyin, "Yapabilirsem, yaparım" deyin.
Altı... Eğer siz sevdiğiniz bir şeyin parçası olursanız, o sevdiğiniz şey de sizin bir parçanız olur.
Doğru seçim...
İki mühendislik öğrencisi kampus içerisinde yürürken biri diğerine sorar;
"Bu muhteşem bisikleti de nereden buldun?"
Diğeri cevap verir, "Dün tek başıma dolaşırken bir yandan da okulu bitirince ne iş yapacağımı düşünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kız geldi ve yanımda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine bıraktı ve üzerindeki bütün giysileri çıkarttı. Sonra da bana ´Hangisini istiyorsan al´ dedi."
Diğer öğrenci arkadaşını doğrularcasına başını sallayarak, "İyi seçim yapmışsın, elbiseler belki sana uymayabilirdi."