Hani derler ya
Ağzını büzüşünden Ömer diyeceği belliydi diye
Aynen öyle bir durum...
Eğitim Bir-Sen Zonguldak
Şube Başkanı Kamuran Aşkar, kongrede yeniden aday olmayacağını açıkladığında
şaşırmıştım. Bu işin içinde bir bit yeniği olduğunu anlamıştım.
O bit yeniği belli oldu.
Kamuran Bey, Amelebirliği
Başkanlığı, AK Parti Zonguldak İl Başkanlığı sevdasından sonra şimdi de AK
Parti Zonguldak Milletvekilliği sevdasına düşmüş.
Sadece o mu?
Okul arkadaşımız Sağlık-Sen
Genel Başkan Yardımcısı Semih Durmuş da Ankaraya alışmış olmalı ki, AK Parti
Zonguldak Milletvekili olarak Ankarada yaşamanın hayalini kuruyormuş.
Cemaat ve sendikayla
birlikte Zonguldaktaki sağlık örgütlerinde yıllardır at koşturan, cirit
atan Semih Durmuşun milletvekili olma hayali de güzel.
Zonguldak sayesinde bir
yerlere gelip, geldiği yerle doymayan arkadaşlarımız bunlar.
Zonguldakın neden bürokratı yok?
Hani sürekli, Zonguldakın neden Ankarada bürokratı
yok? diye soruyoruz ya
Kim yapacak
Zonguldaklıları Ankarada bürokrat?
Elbette Zonguldaklı
siyasetçiler.
Yapmıyorlar, kızıyoruz.
Ben artık kızmıyorum.
Çünkü Zonguldaklı
politikacı, Zonguldaklı bir bürokratı, Ankarada üst düzey bir göreve
getirecek. O üst düzey memur, ilk fırsatta gelip siyasete girecek.
Siyasetçi salak mı?
Kendi sivrilttiği kazığa
otursun.
Ama bürokratlarımız; küçük hesap yapmasalar, şeylerinde boncuk aramasalar, çok
daha iyi görevlere gelecekler.
Daha çok bürokratımız
Ankarada üst kademelerde görev alacak.
Olmuyor... Olmuyor...
Olmuyor
Zonguldak sayesinde bir
yerlere gelenler, geldiği yerlerde doymuyorlar.
Kıssadan Hisse: Mutluluk
Yaşlı bir kedi, yattığı
yerden küçük bir kedi yavrusunu izlemekteymiş. Kedicik, döne döne kuyruğunu
kovalayıp yakalamaya çalışıyormuş. Düşe kalka kuyruğunu yakalamaya çalışan kedi
yavrusunu bir müddet daha izledikten sonra sormuş:
Neden kuyruğunu kovalıyorsun kedicik?
Bana dediler ki, kuyruğum benim mutluluğummuş, bu yüzden
onu yakalamaya çalışıyorum diye cevap vermiş kedicik.
Yaşlı kedi, gülümsemiş -yaşlı ve bilge kediler nasıl
gülümseyebilirse- ve konuşmuş:
Bir zamanlar küçük bir kedi yavrusuyken, bana da aynı şeyi
söylemişlerdi. Çok günler kuyruğumun peşinde koştum, güçsüz kalsam da
vazgeçmeden tekrar gücümü toplayıp yakalamaya çalışırdım. Bir an geldi,
umutsuzluğa kapılıp vazgeçtim ve yoluma devam ettim. Sadece gözümün gördüğü
yere doğru yürüdüm. Ve biliyor musun ne fark etmiştim?
Ne? diye merak ve hayranlıkla sordu kedicik.
Fark ettim ki, nereye gidersem gideyim, kuyruğum hep
benimle birlikte
diye cevapladı yaşlı kedi.
Günün Fıkrası: Çadır!
Temel ve İdris, dağ
gezisine çıkarlar. Dağa tırmanmadan önce kasabadan giyecek, yiyecek, çadır vs.
alırlar. Akşam olur. Bütün gün yürümüşler, tırmanmışlardır. Yatıp uyumaya karar
verirler
Vakit gece yarısını geçmektedir. İdris, Temeli dürter, Ula Temel, yukarı bak, ne görüyorsun
der.
Temel, uykulu gözler ve
bir sesle, Yıldızları görüyorum
diye cevap verir. Bundan sonra ikisi arasında, İdrisin giderek daha sert ve
sinirli tonla sorular yönelttiği şu diyalog geçer:
İdris: Bu sana ne ifade ediyor?
Temel: Yıldızların buradan daha çok sayıda ve
canlı göründüğünü
İdris: Başka?!
Temel: Yarın havanın açık olacağını
İdris: Başka?!
Temel: Tanrının ikimizi bu dağda yatırıp
eserlerini seyrettirdiğini
İdris: Hayır!
Temel: Ha! Fadime ile buna benzer bir gecede
Bildim mi?
İdris: Çadırı götürmüşler lan, çadırı!..