Allah’ım, ne günlere kaldık!
"Zonguldak’ta umumi tuvalet yok" dedik.
"Valilik altındaki umumi tuvalet neden kapalı?" dedik.
Tuvalet rezil gibiydi!
Zonguldak Valisi talimat verdi!
Zonguldak Belediyesi tuvaleti yaptı!
CHP İl Başkanı, tuvaletin fotoğraflarıyla basın toplantısı yaptı!
Kadın Kolları Başkanının eline pisuvar vermişler!
Bu rezaletten sonra Zonguldak Belediyesi, bu umumi tuvalet için çok güzel bir açılış organize etmeli!
Hani Kent Lokantası’nda ilk gelenlere Belediye Başkanı Tahsin Erdem servis yapmıştı ya!
Umumi tuvaletin açılışını Tahsin Erdem yapmalı!
Tuvalete ilk o girmeli!
Aman ha, karı-koca sosyal medyacılar!
Başkan tuvalete girerken, yakasındaki mikrofonu alın!
Hep birlikte rezil olmayın!
Başkan tuvaletten çıkınca, Merkez İlçe Başkanı Osman Zaimoğlu, peçete uzatıp, kolonya döküyor! Sonra avuçlarını patlatıncaya kadar alkışlıyor!
Ve Tahsin Erdem’in ardından tuvalete girmek isteyeni engelliyor...
"Bi dakka, öyle yok! Ağanın pokunun üstüne pok olmaz!"
Sosyal medyacı karı-koca paylaşım yapıyorlar!
“Başkanımız çok güzel yaptı!”
Yalnız, umumi tuvalete düzgün bir adam koyun!
Kent Lokantası gibi soymasınlar!
Sevgili Zonguldaklılar...
Zonguldak Belediyesi, Kent Lokantası’nda üç kap yemeği 50 liradan satıyor ya!
Kent Lokantası’nın başına koydukları adam, göreve başladığı günden bu yana Kent Lokantası’nı soydu!
İşte o yüzden; suya, rüsuma, her şeye zam yapıyorlar!
Siz de "50 liraya üç kap yemek veriliyor" diye seviniyorsunuz!
Zonguldak Belediyesi’ni üç kap yemek ayağına nasıl soydular?
CHP İl Başkanı Devrim Dural, tuvalet fotoğrafları göstererek insanları kandırıyor!
Delikanlı, sözünün eri bir siyasetçiyse, Kent Lokantası’nın nasıl soyulduğunu açıklar!
Bakın "Tahsin Erdem" demiyorum!
O zaten açıklayamaz!
Tu sizin yüzünüze !
İçinden çay geçen ilçede yaptıkları yolsuzluklarla Filyos’da daire olanlar olmuş!
Olayı dinlerken beynim yandı!
3 kadın 2 erkek arasında geçen olayı anlatıyorum!
Yolsuzluk yapan müdür, Filyos’ta çatı katından bir daire almış, daireyi karısının üzerine yapmış!
Bir daire daha almış, onu da sevgilisinin üzerine yapmış!
Ama iddiaya göre evin yarı parasını için sevgilisi bankadan kredi çekmiş!
Özetle çapkın ve hırsız müdür, aynı binada üste karısını, alta sevgilisini yerleştirmiş!
Ama bombaları patlayınca içinden çay geçen ilçeyi terk etmişler!
Hırsız müdürün sevgilisi de işten atılınca ortalık karışmış!
İki adam ve kadının isimleri de ilginç!
Üçü de ‘Tu’ ile başlıyor!
Neyse Tu’nun sevgilisi Tu, yeni sevgilisi Tu ile Filyos’ta buluşuyorlarmış!
Ya sen Tu’nun aldığı evde başka bir Tu ile nasıl birlikte oluyorsun?
Tu senin yüzüne!
Ama kadın için ‘İsviçre çakısı’ gibi diyorlar!
Çok can yakacak bu çakı!
Hadi hayırlısı!
Gözünüz bizde olsun...
Sevgili Zonguldaklılar...
Geçen ayı çok güzel bir şekilde kapattık.
Yine açık ara zirvedeyiz.
En yakın takipçimize 4 kattan fazla fark attık.
Merkezdeki internet sitelerinin toplamından fazla hit aldık.
Aralık ayının ilk haftasını da çok güzel bir yerde kapattık.
Özel haberlere, özel kulislere devam edeceğiz.
Bizi beğenerek okuyanların yanında, beğenmediğini söyleyip daha çok oyunların varlığını biliyoruz!
“Acaba Pusula ne yazmış?” diyenler kadar, “Acaba Ali Rıza Tığ ne yazmış?” diye gizli gizli okuyan bir kitle oluştu!
“Acaba bu olaya Pusula nasıl bakmış?” diyenler kadar, “Acaba Ali Rıza Tığ bu olaya nasıl bakmış?” diyen bir kitle oluştu!
Gücümüzün farkındayız.
35 yıllık mesleki birikimimizle, haber kaynaklarımızdan çok özel bilgiler alıyor, sizlerle paylaşıyoruz.
Özel, tüzel, güzel haberler yapmaya devam edeceğiz.
Gözünüz bizde olsun...
Kıssadan Hisse: Kardeşlik...
İki erkek kardeşin hikayesi, birlikte çalıştıkları babalarından kalma çiftlikte geçiyordu. Kardeşlerden biri, evliydi ve beş çocuğu vardı. Diğer kardeş ise bekardı. Her günün sonunda iki kardeş, ürünlerini ve kârlarını eşit olarak bölüşürlerdi. Günün birinde bekar kardeş şöyle düşündü:
"Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de adaletli değil. Ben bekarım ve pek fazla ihtiyacım yok. Kardeşimin geniş bir ailesi var. Onun daha fazla ihtiyacı olur."
O günden sonra bekar olan kardeş, her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin evindeki tahıl deposuna götürmeye gitti. Bu arada evli olan kardeş de kendi kendine, "Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de doğru değil. Ben evliyim, eşim ve çocuklarım var ve yaşlandığım zaman onlar bana bakabilirler. Fakat kardeşim yaşlandığı zaman ona bakacak hiç kimsesi yok. İlerde onun daha fazla ihtiyacı olacak" diye düşündü. Böylece evli olan kardeş de her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin tahıl deposuna götürmeye başladı. İki kardeş de yıllarca ne olup bittiğini bir türlü anlayamadılar. Çünkü her ikisinin de deposundaki tahılın miktarı değişmiyordu. Sonra, bir gece iki kardeş gizlice birbirlerinin deposuna tahıl taşırken karşılaştılar. O anda olan biteni anladılar. Çuvallarını yere bırakıp birbirlerini kucakladılar.
Kardeşlik, bencilce sadece kendini düşünmek değil, başkalarını da düşünmek ve kardeşçe paylaşmaktır.